KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Karma Sorular — Test 14

KPSS Tarih dersinin Karma Sorular konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 225 soru kitap sırasına göre 15 teste bölünmüştür; bu sayfa 14. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

2 kolay5 orta8 zor

  1. Soru 1

    Kolay

    Osmanlı Devleti'nin son döneminde medreseler, yeni açılan mektepler ile azınlık ve yabancı okullar birbirinden farklı programlarla öğretim yapıyordu. Cumhuriyet döneminde bu çok başlı yapıya son verilmiş, ülkedeki bütün öğretim kurumları Maarif Vekâletine bağlanmıştır. Eğitimde birliği sağlayan bu düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Tevhid-i Tedrisat Kanunu
    • B)Maarif-i Umumiye Nizamnamesi
    • C)Millet Mektepleri Talimatnamesi
    • D)Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun
    • E)Yeni Türk Harflerinin Kabulü Kanunu
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Tevhid-i Tedrisat Kanunu

    Öğretimin birleştirilmesini sağlayan düzenleme 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur; bu kanunla medreseler kapatılmış ve bütün okullar Maarif Vekâletine bağlanmıştır. Maarif-i Umumiye Nizamnamesi 1869'da, yani Osmanlı Dönemi'nde çıkarılmıştır ve eğitimi birleştirmez, yalnızca kademeleri düzenler. Millet Mektepleri Talimatnamesi 1928 harf inkılabının ardından yetişkinlere okuma yazma öğretmek için hazırlanmıştır, öğretim kurumlarının birliğiyle ilgisi yoktur. Yeni Türk Harflerinin Kabulü Kanunu ise alfabe değişikliğine ilişkindir. Cevap A.

  2. Soru 2

    Kolay

    Osmanlı Devleti'nde siyasi otoriteyi temsil eden saltanat ile dinî otoriteyi temsil eden halifelik makamının kaldırılmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Halifelik, saltanattan önce kaldırılmıştır.
    • B)İkisi de aynı gün, aynı kanunla kaldırılmıştır.
    • C)Halifelik makamı, Lozan Barış Antlaşması imzalanmadan önce kaldırılmıştır.
    • D)Saltanat, halifelikten yaklaşık bir buçuk yıl önce kaldırılmıştır.
    • E)İkisi de Cumhuriyet'in ilanından önce kaldırılmıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Saltanat, halifelikten yaklaşık bir buçuk yıl önce kaldırılmıştır.

    Saltanat 1 Kasım 1922'de, halifelik ise 3 Mart 1924'te TBMM kararıyla kaldırılmıştır; aradaki süre yaklaşık bir buçuk yıldır. Bu nedenle halifeliğin saltanattan önce kaldırıldığını söyleyen seçenek ile ikisinin aynı kanunla kaldırıldığını söyleyen seçenek yanlıştır. Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalandığına göre halifeliğin kaldırılması Lozan'dan sonradır. Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te ilan edildiğinden, halifelik Cumhuriyet'in ilanından sonra kaldırılmıştır. Cevap D.

  3. Soru 3

    Orta

    İslamiyet'ten önceki Türk devletlerinin ordu yapısı ile Büyük Selçuklu Devleti'nin ordu yapısı karşılaştırıldığında, Büyük Selçuklulara özgü bir nitelik olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?

    • A)Ordunun onlu sisteme göre bölümlere ayrılması
    • B)Saraya bağlı, maaşlı gulamlardan hassa ordusunun kurulması
    • C)Ordunun ağırlıklı olarak atlı birliklerden oluşması
    • D)Savaşta sahte geri çekilip pusuya düşürme taktiğinin kullanılması
    • E)Halkın tamamının gerektiğinde asker sayılması
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Saraya bağlı, maaşlı gulamlardan hassa ordusunun kurulması

    Büyük Selçuklularda sultanın merkez kuvvetini, küçük yaştan itibaren yetiştirilip devlet hazinesinden maaş alan gulamların oluşturduğu Gulaman-ı Saray (hassa ordusu) meydana getirirdi; bu, İslam devlet geleneğinden alınmış bir uygulamadır. Onlu sistem Asya Hun Devleti'nde Mete Han tarafından kurulmuştur, dolayısıyla Selçuklulara özgü değildir. Atlı birliklere dayanma, sahte geri çekilme (turan) taktiği ve ordu-millet anlayışı İslamiyet öncesi Türk devletlerinden süregelen ortak özelliklerdir. Cevap B.

  4. Soru 4

    Orta

    Büyük Selçuklu divanlarıyla Osmanlı Divan-ı Hümayun üyeleri, gördükleri işler bakımından karşılaştırıldığında aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

    • A)Divan-ı İnşa — Kazasker
    • B)Divan-ı Arz — Nişancı
    • C)Divan-ı İşraf — Veziriazam
    • D)Divan-ı Arz — Defterdar
    • E)Divan-ı İstifa — Defterdar
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Divan-ı İstifa — Defterdar

    Büyük Selçuklularda devletin mali işlerini Divan-ı İstifa yürütürdü; Osmanlı Divan-ı Hümayun'unda hazine ve maliyeden sorumlu üye defterdardır. Bu nedenle doğru eşleştirme Divan-ı İstifa — Defterdar'dır. Divan-ı İnşa yazışma ve ferman hazırlama işine bakar, karşılığı kazasker değil nişancıdır; kazasker adalet ve eğitim işlerinden sorumludur. Divan-ı Arz askerî işlere bakar, dolayısıyla ne nişancı ne defterdar karşılığıdır. Divan-ı İşraf ise devlet işlerini teftiş eden denetim divanıdır, veziriazamın karşılığı sayılamaz. Cevap E.

  5. Soru 5

    Orta

    Osmanlı Devleti'nde imaret, darüşşifa, kervansaray, mektep ve çeşme gibi hizmetlerin büyük bölümü kişilerin kurduğu vakıflar aracılığıyla yürütülüyordu. Cumhuriyet döneminde ise eğitim, sağlık ve sosyal yardım hizmetleri devletin anayasal görevleri arasında sayılmıştır. Bu değişim aşağıdakilerden hangisini göstermektedir?

    • A)Osmanlı Devleti'nde devletin kendi eliyle işlettiği hiçbir okulun bulunmadığını
    • B)Cumhuriyet döneminde sosyal yardımın tümüyle yerel yönetimlere bırakıldığını
    • C)Sosyal hizmetlerin hayır amaçlı kuruluşlardan devletin sorumluluğuna geçtiğini
    • D)Vakıf gelirlerinin Osmanlı'da yalnızca askerî harcamalara ayrıldığını
    • E)Cumhuriyet döneminde vakıf kurumunun hukuken tümüyle ortadan kaldırıldığını
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Sosyal hizmetlerin hayır amaçlı kuruluşlardan devletin sorumluluğuna geçtiğini

    Osmanlı'da sosyal hizmet, büyük ölçüde kişilerin bağışladığı gelirlerle işleyen vakıf düzenine dayanıyordu; Cumhuriyet'te ise bu hizmetler devletin yükümlülüğü sayılmış, sosyal devlet anlayışı benimsenmiştir. Osmanlı'da Enderun ve sıbyan mektepleri gibi devlet eliyle işleyen kurumlar da bulunduğundan, devletin hiç eğitim kurumu olmadığı söylenemez. Vakıflar Cumhuriyet döneminde kaldırılmamış, Vakıflar Genel Müdürlüğü çatısı altında düzenlenerek sürdürülmüştür. Sosyal yardımın yalnız yerel yönetimlere bırakıldığı yargısı da metinde anlatılan merkezî sorumlulukla çelişir. Cevap C.

  6. Soru 6

    Orta

    1868-1876 yılları arasında hazırlanan Mecelle ile 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Mecelle, Tanzimat Fermanı'ndan önce yürürlüğe girmiştir.
    • B)Mecelle İslam hukuku esaslarına, Türk Medeni Kanunu İsviçre hukukuna dayanır.
    • C)Türk Medeni Kanunu, Mecelle'nin sadeleştirilmiş bir uyarlamasıdır.
    • D)Her ikisi de aile hukukunda kadın ile erkeği eşit saymıştır.
    • E)Mecelle, aile ve miras hukukunu bütün ayrıntılarıyla düzenlemiş bir kanundur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Mecelle İslam hukuku esaslarına, Türk Medeni Kanunu İsviçre hukukuna dayanır.

    Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, İslam hukukunun kurallarının maddeler hâlinde derlenmesiyle oluşturulmuş bir kanundur; 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ise İsviçre Medeni Kanunu esas alınarak hazırlanmıştır. Mecelle 1868'de hazırlanmaya başlandığına göre 1839 Tanzimat Fermanı'ndan önce yürürlüğe girmesi olanaksızdır. Mecelle borçlar, eşya ve yargılama hukukunu kapsar; aile ve miras hukuku Mecelle'nin dışında bırakılmıştır, bu yüzden bu alanı ayrıntılı düzenlediği söylenemez. Kadın-erkek eşitliği yalnız Türk Medeni Kanunu'nun getirdiği bir ilkedir. Cevap B.

  7. Soru 7

    Orta

    1876 Kanun-i Esasi ile 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, egemenliğin kaynağı bakımından karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Her ikisinde de egemenlik hanedanla millet arasında paylaştırılmıştır.
    • B)Kanun-i Esasi'de yasama yetkisi seçilmiş tek meclise bırakılmıştır.
    • C)Teşkilat-ı Esasiye Kanunu padişahın yasaları onaylama yetkisini olduğu gibi korumuştur.
    • D)Kanun-i Esasi egemenliği hanedana, Teşkilat-ı Esasiye ise millete vermiştir.
    • E)Her ikisi de halk oylamasına sunularak kabul edilmiştir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Kanun-i Esasi egemenliği hanedana, Teşkilat-ı Esasiye ise millete vermiştir.

    Kanun-i Esasi'de egemenlik Osmanlı hanedanına ait sayılmış, padişahın yetkileri korunmuştur; 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ise birinci maddesinde egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu belirtmiştir. Kanun-i Esasi'de yasama, üyeleri seçimle gelen Meclis-i Mebusan ile üyeleri padişahça atanan Meclis-i Âyan'dan oluşan iki meclise bırakıldığı için tek meclis yargısı yanlıştır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu padişaha hiçbir yetki tanımaz; ayrıca iki metinden hiçbiri halk oylamasıyla kabul edilmemiştir. Cevap D.

  8. Soru 8

    Zor

    1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı ile ilgili olarak: I. Tanzimat Fermanı, padişahın kendi yetkisini hukuk kurallarıyla sınırlamayı kabul ettiği ilk belge sayılır. II. Islahat Fermanı, Müslüman olmayan tebaanın devlet memurluklarına ve askerî okullara girebilmesini öngörmüştür. III. Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı'ndan farklı olarak Meclis-i Mebusan'ın toplanmasını hükme bağlamıştır. yargılarından hangileri doğrudur?

    • A)Yalnız I
    • B)Yalnız II
    • C)I ve II
    • D)I ve III
    • E)II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — I ve II

    Tanzimat Fermanı ile padişah, can ve mal güvenliği, vergi ve askerlik konularında kanunlara uyacağını ilan ederek yetkisini hukukla sınırlamayı kabul etmiştir; bu nedenle I doğrudur. Islahat Fermanı gayrimüslimlere devlet memurluğuna ve askerî okullara girme yolunu açtığından II de doğrudur. III ise yanlıştır: Meclis-i Mebusan'ın toplanması 1876 Kanun-i Esasi ile düzenlenmiş, meclis 1877'de açılmıştır; Islahat Fermanı bir temsilî meclis öngörmez. Bu yüzden III'ü içeren seçenekler elenir. Cevap C.

  9. Soru 9

    Zor

    1877'de açılan Meclis-i Mebusan ile 1920'de açılan Birinci TBMM için aşağıdakilerden hangisi ortak özellik olarak gösterilemez?

    • A)Üyelerinin seçim yoluyla belirlenmesi
    • B)Kanun yapma yetkisine sahip olması
    • C)Farklı siyasi eğilimlere sahip üyeleri bir arada bulundurması
    • D)Halkın temsil edildiği bir organ niteliği taşıması
    • E)Padişahın meclisi süresiz tatil etme yetkisinin bulunması
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Padişahın meclisi süresiz tatil etme yetkisinin bulunması

    Kanun-i Esasi padişaha meclisi tatil etme ve dağıtma yetkisi tanımıştı; II. Abdülhamit bu yetkiye dayanarak Meclis-i Mebusan'ı 1878'de süresiz tatil etmiştir. Birinci TBMM ise egemenliği millete dayandırdığı için üzerinde padişaha ait böyle bir yetki yoktur; dolayısıyla bu ortak özellik olarak gösterilemez. Her iki meclisin de üyeleri seçimle belirlenmiş, kanun yapma yetkisi kullanmış ve halkı temsil etmiştir. Birinci TBMM'de birinci ve ikinci grup gibi farklı eğilimler, Meclis-i Mebusan'da ise değişik bölgelerden ve görüşlerden mebuslar bulunduğundan görüş çeşitliliği de ortaktır. Cevap E.

  10. Soru 10

    Zor

    1699 Karlofça Antlaşması ile 1920 Sevr Antlaşması karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Karlofça uygulanmış, Sevr ise onaylanmadığı için hukuken yürürlüğe girmemiştir.
    • B)Her ikisi de barış antlaşması değil, savaşı durduran geçici bir ateşkes belgesidir.
    • C)Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti toprak kaybına uğramamıştır.
    • D)Sevr Antlaşması Osmanlı'nın Avrupa'daki topraklarını genişletmiştir.
    • E)Her ikisi de yalnızca Rusya ile masaya oturularak imzalanmıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Karlofça uygulanmış, Sevr ise onaylanmadığı için hukuken yürürlüğe girmemiştir.

    Karlofça Antlaşması uygulanmış ve Osmanlı Devleti Macaristan, Erdel, Mora ile Dalmaçya kıyıları gibi geniş toprakları kaybetmiştir; Sevr Antlaşması ise Osmanlı meclisi tarafından onaylanmadığı ve TBMM tarafından tanınmadığı için hukuken yürürlük kazanmamıştır. Bu nedenle Karlofça'da toprak kaybı olmadığını söyleyen seçenek de Sevr'in Osmanlı topraklarını genişlettiğini söyleyen seçenek de yanlıştır; Sevr ağır toprak kayıpları öngörmüştür. İkisi de ateşkes değil barış antlaşmasıdır. Karlofça Avusturya, Venedik ve Lehistan ile imzalanmış, Rusya ile 1700'de İstanbul Antlaşması yapılmıştır. Cevap A.

  11. Soru 11

    Zor

    Osmanlı Devleti'nde kurulan kurumlarla bunların Cumhuriyet dönemindeki karşılıkları ile ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

    • A)Divan-ı Ahkâm-ı Adliye — Sayıştay
    • B)Şûra-yı Devlet — Danıştay
    • C)Divan-ı Muhasebat — Anayasa Mahkemesi
    • D)Şeyhülislamlık — Adalet Bakanlığı
    • E)Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye — Yüksek Seçim Kurulu
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Şûra-yı Devlet — Danıştay

    1868'de kurulan Şûra-yı Devlet, idari uyuşmazlıkları çözen ve hükûmete danışmanlık yapan kurumdur; Cumhuriyet döneminde bu görevi Danıştay üstlenmiştir. Aynı yıl kurulan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye ise en yüksek adli yargı organı olup karşılığı Sayıştay değil Yargıtay'dır. Devletin gelir gider denetimini yapan Divan-ı Muhasebat'ın karşılığı Anayasa Mahkemesi değil Sayıştay'dır. Şeyhülislamlığın yürüttüğü din hizmetleri Cumhuriyet'te Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir, Adalet Bakanlığına değil. Cevap B.

  12. Soru 12

    Zor

    II. Mahmut Dönemi'nde Divan-ı Hümayun kaldırılarak yerine nazırlıklar kurulmuş, Yeniçeri Ocağı kaldırılmış ve ülkede ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Bu uygulamaların ortak amacı olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?

    • A)Yönetimi seçimle gelen bir meclisin denetimine bırakmak
    • B)Eyaletlerde ayanlara dayanan özerk yönetimler oluşturmak
    • C)Egemenlik hakkını hanedandan alıp millete devretmek
    • D)Merkezî otoriteyi güçlendirip devletin denetim gücünü artırmak
    • E)Devletin ekonomik yükünü azaltmak için orduyu tümüyle kaldırmak
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Merkezî otoriteyi güçlendirip devletin denetim gücünü artırmak

    Divan yerine düzenli çalışan nazırlıkların kurulması, padişahın buyruğuna uymayan Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da kaldırılması ve asker ile vergi kaynaklarını belirlemek için 1831'de nüfus sayımı yapılması, hepsi merkezin taşra ve ordu üzerindeki denetimini artırmaya yöneliktir. II. Mahmut Dönemi'nde seçimle gelen bir meclis kurulmadığından ilk seçenek yanlıştır; aksine ayanların gücü kırılmaya çalışılmış, bu amaçla Sekban-ı Cedit ve Asakir-i Mansure gibi merkeze bağlı birlikler oluşturulmuştur. Egemenliğin millete devri 1921'de gerçekleşmiştir. Ordunun tümüyle kaldırılması da söz konusu değildir; Yeniçeri Ocağı'nın yerine yeni bir ordu kurulmuştur. Cevap D.

  13. Soru 13

    Zor

    1925 Şeyh Sait İsyanı ile 1930 Menemen Olayı karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Şeyh Sait İsyanı'nın ardından Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılmıştır.
    • B)Menemen Olayı'nın ardından Serbest Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır.
    • C)Her ikisi de Doğu Anadolu Bölgesi'nde ortaya çıkmıştır.
    • D)Her ikisi de Cumhuriyet'in ilanından önce meydana gelmiştir.
    • E)Şeyh Sait İsyanı sırasında hükûmet değişikliği yaşanmamıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Şeyh Sait İsyanı'nın ardından Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılmıştır.

    Şeyh Sait İsyanı üzerine 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılmış, İstiklal Mahkemeleri yeniden göreve başlamış ve isyanla bağlantısı ileri sürülen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır. Serbest Cumhuriyet Fırkası ise 23 Aralık 1930'daki Menemen Olayı'ndan önce, Kasım 1930'da kendini kapatmıştır; bu yüzden kapatılmasını Menemen'e bağlamak yanlıştır. Menemen Olayı Doğu Anadolu'da değil İzmir'in Menemen ilçesinde yaşanmıştır. Her iki olay da Cumhuriyet'in ilanından sonra gerçekleşmiştir; ayrıca isyan sırasında Ali Fethi Okyar hükûmeti istifa etmiş, yerine İsmet Paşa hükûmeti kurulmuştur. Cevap A.

  14. Soru 14

    Zor

    Türkiye'de kadınların hukuki ve siyasi haklarını kazanma süreciyle ilgili olarak: I. 1930'da çıkarılan Belediye Kanunu ile belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. II. 1933'te köylerde muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı verilmiştir. III. Milletvekili seçme ve seçilme hakkı, 1926 Türk Medeni Kanunu ile tanınmıştır. yargılarından hangileri doğrudur?

    • A)Yalnız I
    • B)Yalnız III
    • C)I ve II
    • D)I ve III
    • E)II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — I ve II

    Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı 1930 Belediye Kanunu ile, muhtarlık ve köy heyeti için seçme seçilme hakkı ise 1933'te tanınmıştır; bu nedenle I ve II doğrudur. III yanlıştır: 1926 Türk Medeni Kanunu evlenme, boşanma, miras ve tanıklık gibi alanlarda kadın erkek eşitliğini sağlayan bir özel hukuk düzenlemesidir, siyasi hak vermez. Milletvekili seçme ve seçilme hakkı 5 Aralık 1934'te Anayasa'da yapılan değişiklikle tanınmış, kadın milletvekilleri 1935 seçimleriyle meclise girmiştir. Bu yüzden III'ü içeren seçenekler elenir. Cevap C.

  15. Soru 15

    Zor

    XVIII. yüzyıl Osmanlı ıslahatları, XIX. yüzyıl ıslahatları ve Cumhuriyet dönemi inkılapları niteliği bakımından karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Üç dönemde de değişiklikler yalnızca padişah fermanlarıyla yürütülmüştür.
    • B)XIX. yüzyıl ıslahatlarında Batı'dan hiçbir kurum ya da hukuk örnek alınmamıştır.
    • C)Cumhuriyet inkılapları hukuku dışarıda bırakıp yalnız eğitimle sınırlı kalmıştır.
    • D)XVIII. yüzyılda toplumsal yapı kökten değiştirilmiş, XIX. yüzyılda ise yalnızca orduya dokunulmuştur.
    • E)Değişim XVIII. yüzyılda askerî alanla sınırlıyken sonraki dönemlerde hukuk ve topluma yayılmıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Değişim XVIII. yüzyılda askerî alanla sınırlıyken sonraki dönemlerde hukuk ve topluma yayılmıştır.

    XVIII. yüzyılda Lale Devri ve Nizam-ı Cedit örneklerinde görüldüğü gibi ıslahatlar büyük ölçüde ordu, teknik ve askerî eğitimle sınırlı kalmış; XIX. yüzyılda Tanzimat ve Islahat fermanları, Mecelle ve Kanun-i Esasi ile hukuk ve yönetim alanına yayılmış; Cumhuriyet'te ise Medeni Kanun, Tevhid-i Tedrisat ve harf inkılabı gibi düzenlemelerle toplumsal ve kültürel yapı da kapsanmıştır. Cumhuriyet inkılapları yalnız eğitimle sınırlı kalmamış, hukukun tümünü yenilemiştir. XIX. yüzyılda Batı'dan Fransız ve İsviçre kaynaklı kanunlar, nezaret ve mahkeme örgütlenmesi gibi pek çok kurum örnek alındığı için o seçenek de yanlıştır. Ayrıca Cumhuriyet döneminde değişiklikler ferman değil TBMM'nin çıkardığı kanunlarla yapılmıştır. Cevap E.

Sponsorlu