KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Paragraf — Test 1

KPSS Türkçe dersinin Paragraf konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 120 soru kitap sırasına göre 8 teste bölünmüştür; bu sayfa 1. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

6 kolay8 orta1 zor

  1. Soru 1

    Kolay

    Vadinin üstüne çöken sis, ince bir tül gibi ağaçların dallarına takılmıştı. Kar, gece boyunca sessizce yağmış; damları, taş duvarları, bahçe kapısının demir parmaklıklarını beyaz bir örtüyle kaplamıştı. Uzaktaki değirmenin bacasından çıkan mavimsi duman, soğuk havada ağır ağır yükseliyordu. Yolun kenarındaki söğütler, buz tutmuş dallarıyla camdan yapılmış gibi parlıyordu. Havada ıslak toprak ve odun kokusu vardı. Beyazın her tonunun birbirine karıştığı bu manzarada tek renk lekesi, çitin dibinde titreşen kızılcık dallarıydı. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Betimleyici anlatım
    • B)Öyküleyici anlatım
    • C)Tartışmacı anlatım
    • D)Açıklayıcı anlatım
    • E)Söyleşmeye bağlı anlatım
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Betimleyici anlatım

    Parçada “Kar, gece boyunca sessizce yağmış; damları, taş duvarları, bahçe kapısının demir parmaklıklarını beyaz bir örtüyle kaplamıştı.” gibi cümlelerle bir kış manzarası, görme ve koklama duyularına seslenen ayrıntılarla resmedilmiştir; bu, betimleyici anlatımın belirleyici özelliğidir. B'deki öyküleyici anlatımda birbirini izleyen bir olay örgüsü ve eylem hâlindeki kişiler bulunur; burada ise zaman âdeta durmuştur. Bir görüş savunulup karşı görüş çürütülmediği için C de elenir.

  2. Soru 2

    Kolay

    Adam, kemanını kılıfından çıkardı; yayı tele değdirmeden önce kalabalığa uzun uzun baktı. İlk notayı çaldığında meydandaki güvercinler havalandı. Az ötede simit satan çocuk tezgâhını bırakıp yaklaştı. Yağmur çiselemeye başlayınca dinleyicilerin bir bölümü dağıldı; ama adam çalmayı sürdürdü. Bir kadın, çantasından çıkardığı şemsiyeyi açıp onun başına tuttu. Parça bitince meydanda kısa bir sessizlik oldu, ardından alkışlar yükseldi. Adam kemanını kılıfına yerleştirdi, şapkasını eğerek selam verdi ve ıslak taşların üzerinde ağır adımlarla uzaklaştı. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Açıklayıcı anlatım
    • B)Betimleyici anlatım
    • C)Öyküleyici anlatım
    • D)Tartışmacı anlatım
    • E)Coşkulu (lirik) anlatım
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Öyküleyici anlatım

    “Parça bitince meydanda kısa bir sessizlik oldu, ardından alkışlar yükseldi.” cümlesinde görüldüğü gibi olaylar bir zaman akışı içinde, oluş sırasına göre verilmiş; kişiler eylem hâlinde sunulmuştur. Bu, öyküleyici anlatımın temel özelliğidir. Parçada birkaç betimleyici ayrıntı bulunsa da amaç bir görünümü resmetmek değil, yaşananları aktarmak olduğu için B doğru değildir; okuru bilgilendiren nesnel bir açıklama da bulunmadığından A elenir.

  3. Soru 3

    Orta

    Kimileri okumanın hızlı olması gerektiğini, bir yılda okunan kitap sayısının kültürün ölçüsü sayılabileceğini ileri sürüyor. Bu görüşe katılmak mümkün değil. Sayfaları hızla çevirmek, metinle karşılaşmak anlamına gelmez; çünkü okumak, satırların altında kalan boşluğu düşünceyle doldurmaktır. Bir sayfada yirmi dakika oyalanan okur, iki yüz sayfayı bir gecede tüketen okurdan geride sayılamaz. Kitabı bir yarış pistine çevirenler, aslında okumanın en temel kazancından, yani düşünme fırsatından vazgeçmiş olur. Ölçüt, sayı değil metnin okurda bıraktığı izdir. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Öyküleyici anlatım
    • B)Betimleyici anlatım
    • C)Açıklayıcı anlatım
    • D)Emredici anlatım
    • E)Tartışmacı anlatım
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Tartışmacı anlatım

    Yazar önce bir başkasının görüşünü aktarmış, ardından “Bu görüşe katılmak mümkün değil.” diyerek bu görüşü çürütüp kendi savını savunmuştur; karşıt görüşün reddedilmesi tartışmacı anlatımın ayırt edici özelliğidir. C'deki açıklayıcı anlatımda amaç yalnızca bilgi vermektir; burada ise okuru ikna etme çabası vardır. Belli bir zamanda geçen bir olay dizisi bulunmadığından A da doğru değildir.

  4. Soru 4

    Kolay

    Fotoğrafta pozlama, sensöre ulaşan ışık miktarının ayarlanmasıdır. Bu miktar üç değişkenle belirlenir: diyafram açıklığı, örtücü hızı ve ışık duyarlılığı. Diyafram, objektifin içindeki yaprakların oluşturduğu açıklıktır; genişledikçe daha çok ışık geçirir. Örtücü hızı, sensörün ışığa ne kadar süre açık kaldığını gösterir; hız arttıkça hareket dondurulur. Işık duyarlılığı ise sensörün ışığa verdiği tepkinin ölçüsüdür. Bu üç değer birbirini dengeler; birinde yapılan değişiklik ötekilerde karşılık bulmadığında görüntü ya çok karanlık ya da çok parlak çıkar. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A)Öyküleme
    • B)Betimleme
    • C)Tartışma
    • D)Açıklama
    • E)Söyleşme
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Açıklama

    Parça, “Fotoğrafta pozlama, sensöre ulaşan ışık miktarının ayarlanmasıdır.” cümlesiyle başlayıp kavramları tek tek çözümleyerek okuru bilgilendirmeyi amaçlar; nesnel ve öğretici bu tutum açıklamanın göstergesidir. C'deki tartışmada bir karşı görüşün çürütülmesi gerekir, oysa burada savunulan ya da reddedilen bir görüş yoktur. Duyulara seslenen izlenimler de bulunmadığı için B elenir.

  5. Soru 5

    Orta

    Dükkânın kapısı, itilince tiz bir sesle çınlayan pirinç bir zille açılıyordu. İçerisi loştu; tek ışık, tezgâhın üzerine eğilmiş sarı abajurdan geliyordu. Duvarları boydan boya kaplayan raflarda yüzlerce saat vardı: kimi tahta kutulu, kimi mermer kaideli, kimi zinciri sarkmış. Havada makine yağıyla ıhlamurun karışık kokusu asılı duruyordu. Tamirci, gözüne taktığı büyütecin ardından bakıyor; ince cımbızıyla bir dişliyi yerine oturtuyordu. Tik takların her biri ayrı zamanda vurduğu için oda, kesintisiz ve düzensiz bir yağmur sesiyle doluydu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A)Tartışma
    • B)Betimleme
    • C)Öyküleme
    • D)Açıklama
    • E)Kanıtlama
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Betimleme

    “Havada makine yağıyla ıhlamurun karışık kokusu asılı duruyordu.” cümlesinde olduğu gibi mekân; görme, işitme ve koklama duyularına seslenen ayrıntılarla okurun gözünde canlandırılmıştır. Bu duyusal ayrıntı yoğunluğu betimlemenin belirtisidir. C'deki öyküleme için birbirini izleyen ve birbirini doğuran olaylar gerekir; burada ise zaman ilerlemez, tek bir an derinleştirilir. Bilgi verme amacı da güdülmediğinden D doğru değildir.

  6. Soru 6

    Kolay

    Peronda son anons yapılırken vagona güçlükle atladım. Koridorda valizini kaldırmaya çalışan yaşlı bir kadına yardım ettim; o da bana pencere kenarındaki yerini verdi. Tren kalkınca kondüktör geldi, biletleri deldi. Bir süre sonra kadın, çantasından çıkardığı naneli şekerleri karşımızdaki çocuğa uzattı. Tünelden geçerken vagonun ışıkları söndü, kısa bir uğultu oldu. İkinci istasyonda kadın indi; camdan el salladı. Ben, koltuğunda bıraktığı örgü şişlerini fark ettiğimde tren çoktan hareket etmişti. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A)Betimleme
    • B)Açıklama
    • C)Öyküleme
    • D)Tartışma
    • E)Söyleşme
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Öyküleme

    “İkinci istasyonda kadın indi; camdan el salladı.” cümlesinde görüldüğü gibi olaylar yer ve zaman bildiren ögelerle birlikte oluş sırasına göre sıralanmış, kişiler hareket hâlinde verilmiştir; bu, öykülemenin temel özelliğidir. A'daki betimlemede amaç bir görünümü resmetmektir, oysa burada ayrıntılar olayın akışına bağlıdır. Nesnel bir bilgi aktarımı bulunmadığından B de elenir.

  7. Soru 7

    Orta

    Şehirlerin trafik sorununu çözmenin tek yolunun yeni yollar açmak olduğu sanılıyor. Oysa bu, yanlış bir çıkarımdır. Genişleyen her yol, kısa süre sonra kendi kalabalığını yaratır; boşalan şerit birkaç ay içinde yeniden dolar. Asıl yapılması gereken, kısa mesafeleri otomobilsiz katedilebilir hâle getirmektir. Bisiklet şeritlerinin araç yollarından kesin biçimde ayrılmadığı bir kentte insanları pedal çevirmeye çağırmak inandırıcı olmaz. Sorunu asfaltla çözmeye çalışanlar, hastalığı değil belirtiyi tedavi etmiş olur; çünkü mesele yolun darlığı değil, ulaşım biçiminin kendisidir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    • A)Öyküleme
    • B)Betimleme
    • C)Açıklama
    • D)Söyleşme
    • E)Tartışma
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Tartışma

    Yazar, yaygın bir kanıyı aktardıktan sonra “Oysa bu, yanlış bir çıkarımdır.” diyerek onu reddetmiş ve kendi görüşünü gerekçelendirmiştir; karşıt düşüncenin çürütülmesi tartışmanın ayırıcı özelliğidir. C'deki açıklamada yansız bir bilgilendirme söz konusudur, burada ise okuru ikna etme amacı öne çıkar. Belli bir olay dizisi anlatılmadığı için A da doğru değildir.

  8. Soru 8

    Orta

    Kovan, bir arı ailesinin barındığı, çerçevelerden oluşan yapay yuvadır. Bir koloni, yaz ortasında altmış bin kadar işçi arı barındırır; bunların her biri ömrü boyunca ancak bir çay kaşığının onda biri kadar bal üretir. Arıların topladığı nektarın kaynağı yöreye göre değişir: kekik, ıhlamur, pamuk ve narenciye çiçekleri bunların başlıcalarıdır. Karadeniz'in yüksek yaylalarında elde edilen bal, ovalarda üretilene göre daha koyu ve daha az kristalleşen bir yapı taşır. Kovanın verimi bu yüzden yalnız arı sayısıyla değil, çevredeki bitki örtüsüyle de ölçülür. Bu parçada aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?

    • A)Tanımlama
    • B)Örneklendirme
    • C)Karşılaştırma
    • D)Tanık gösterme
    • E)Sayısal verilerden yararlanma
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Tanık gösterme

    Parçada “Kovan, bir arı ailesinin barındığı, çerçevelerden oluşan yapay yuvadır.” cümlesiyle tanımlama; “kekik, ıhlamur, pamuk ve narenciye çiçekleri” sıralamasıyla örneklendirme yapılmıştır. “Karadeniz'in yüksek yaylalarında elde edilen bal, ovalarda üretilene göre daha koyudur.” yargısı karşılaştırmayı, “altmış bin” ve “onda biri” ifadeleri sayısal veriden yararlanmayı gösterir. Buna karşılık başka bir kişinin sözü aktarılmadığı için tanık göstermeye başvurulmamıştır.

  9. Soru 9

    Orta

    İznik çinisinin sırrı, hamurunda kullanılan yüksek orandaki kuvarstadır. Bu hamur, pişirildiğinde son derece sert ve parlak bir yüzey verir. Ustalar desenleri önce ince kâğıtlara çizer, iğneyle delerek kömür tozuyla yüzeye geçirir. Boyalar mineral kökenlidir; kobalt maviyi, bakır turkuazı, demir kırmızıyı sağlar. Fırınlama yaklaşık dokuz yüz derecede yapılır; bir tabak, tamamlanana kadar iki ya da üç kez fırına girer. Kusursuz görünen bir parçanın ardında haftalarca süren bir emek vardır; bu emek, yüzyıllardır ustadan çırağa aktarılan bilgiyle beslenir. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Karşılaştırmalara yer verilmiştir.
    • B)Sayısal verilerden yararlanılmıştır.
    • C)Örneklendirmeye başvurulmuştur.
    • D)Açıklayıcı anlatım kullanılmıştır.
    • E)Nesnel bilgiler aktarılmıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Karşılaştırmalara yer verilmiştir.

    “Fırınlama yaklaşık dokuz yüz derecede yapılır; bir tabak… iki ya da üç kez fırına girer.” ifadesi sayısal veriden yararlanıldığını, “kobalt maviyi, bakır turkuazı, demir kırmızıyı sağlar” bölümü ise örneklendirme yapıldığını kanıtlar. Ancak parçada iki varlık ya da durum benzer ve farklı yönleriyle karşı karşıya getirilmediği için karşılaştırma yoktur; bu nedenle A söylenemez. Metin baştan sona bilgi verme amacı taşıdığından D ve E de doğrudur.

  10. Soru 10

    Kolay

    Fener, gemilere kıyının yerini ve tehlikeli sığlıkları bildiren, belirli aralıklarla ışık gönderen yüksek yapıdır. Her fenerin kendine özgü bir yanıp sönme düzeni vardır; denizciler bu düzene bakarak hangi fenerin önünden geçtiklerini anlar. Türkiye kıyılarında bu yapıların pek çok örneği bulunur: Şile Feneri, Rumeli Feneri, Gelidonya Feneri ve İnceburun Feneri bunların en bilinenleri arasındadır. Bugün çoğu otomatik sistemlerle çalıştığı için fenerlerde artık bekçi görevlendirilmiyor. Yine de karanlık sularda dönen o ışık, kıyının insana verdiği en eski güvence olmayı sürdürüyor. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vardır?

    • A)Tanımlama - karşılaştırma
    • B)Tanımlama - örneklendirme
    • C)Örneklendirme - tanık gösterme
    • D)Karşılaştırma - sayısal veri
    • E)Benzetme - tanık gösterme
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Tanımlama - örneklendirme

    “Fener, gemilere kıyının yerini ve tehlikeli sığlıkları bildiren… yüksek yapıdır.” cümlesi kavramı ayırıcı nitelikleriyle tanıttığı için tanımlamadır. “Şile Feneri, Rumeli Feneri, Gelidonya Feneri ve İnceburun Feneri” sıralaması ise düşünceyi somutlaştıran örneklendirmedir. Parçada iki varlığın benzer ve farklı yönleri ele alınmadığından A ve D'deki karşılaştırma; başkasına ait bir söz aktarılmadığından C ve E'deki tanık gösterme bulunmaz.

  11. Soru 11

    Orta

    Şiir çevirisinin olanaksız olduğunu söyleyenler büsbütün haksız değil; ama bu yargı, çevirmeni işinden alıkoymamalı. Bir şiir başka dile taşınırken yitirilen şey yalnız ölçü ya da uyak değildir; sesin okurda bıraktığı iz de silinir. Buna karşılık kazanılan bir şey de vardır: metnin başka bir dilde yeniden doğması. Uzun yıllar şiir çeviren bir ustanın şu sözü durumu iyi özetliyor: “Ben şiiri taşımam; onu kendi dilimin toprağında yeniden yetiştiririm.” Bu sözü ciddiye alan okur, elindeki çevirinin niçin özgün metinden ayrı ama ona denk bir tat verdiğini kolayca kavrar. Bu parçada yazar, düşüncesini inandırıcı kılmak için aşağıdakilerin hangisinden yararlanmıştır?

    • A)Sayısal verilerden yararlanma
    • B)Örneklendirme
    • C)Tanık gösterme
    • D)Tanımlama
    • E)Karşılaştırma
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Tanık gösterme

    Yazar kendi savını desteklemek için alanında yetkin biri sayılan bir çevirmenin sözünü tırnak içinde aktarmıştır: “Ben şiiri taşımam; onu kendi dilimin toprağında yeniden yetiştiririm.” Başka birinin sözünün doğrudan alıntılanması tanık gösterme (alıntılama) yoludur. Parçada belli bir şiirden ya da çeviriden somut bir örnek verilmediği için B; bir kavram ayırıcı nitelikleriyle tanıtılmadığı için D doğru değildir.

  12. Soru 12

    Orta

    Kuşların göç yollarını nasıl bulduğu uzun süre bilmece olarak kaldı. Bugün elimizde birkaç açıklama var. Kimi türlerin gökyüzündeki yıldız düzenini kullandığı, kimilerinin ise Dünya'nın manyetik alanını algıladığı biliniyor. Leylek ve kartal gibi büyük kanatlı kuşlar, sıcak hava akımlarından yararlanmak için gündüz uçar; ötleğenler ve bülbüller ise geceyi yeğler. Bir ötleğen, sonbaharda üç bin kilometreden uzun bir yolu birkaç haftada tamamlayabilir. Bu yolculuk boyunca kuşun ağırlığının üçte biri erir. Yine de aynı kuş, ertesi ilkbaharda çoğu kez bir önceki yuvasının bulunduğu dala döner. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Öznel değerlendirmeler anlatıma yön vermiştir.
    • B)Başkasının sözlerinden alıntı yapılmıştır.
    • C)Benzetmelerle anlatım renklendirilmiştir.
    • D)Varlıklara insan özellikleri yüklenmiştir.
    • E)Örneklendirme ve sayısal veriye başvurulmuştur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Örneklendirme ve sayısal veriye başvurulmuştur.

    “Leylek ve kartal gibi büyük kanatlı kuşlar… ötleğenler ve bülbüller ise geceyi yeğler.” cümlesindeki tür adları örneklendirmeyi; “üç bin kilometre” ve “ağırlığının üçte biri” ifadeleri sayısal verilerden yararlanmayı gösterir. Bu nedenle doğru yargı E'dir. Parçada tırnak içinde aktarılmış bir söz bulunmadığından B; anlatım kişisel beğenilere değil, ölçülebilir bilgilere dayandığından A yanlıştır.

  13. Soru 13

    Zor

    Kahvenin yolculuğu, fincana girmeden önce şaşırtıcı ölçüde uzundur. Bir kilogram çekirdek elde etmek için yaklaşık beş bin meyvenin tek tek toplanması gerekir. Yüksek rakımda yetişen çekirdekler, ovada yetişenlere göre daha asitli ve çiçeksi bir tat verir; alçak bölgelerin ürünü ise daha yumuşak ve toprağımsı kalır. Yemen, Etiyopya ve Kolombiya kahveleri bu farkın en çok konuşulan örnekleridir. Kırk yıldır çekirdek kavuran bir usta durumu şöyle özetliyor: “Ateşte otuz saniye fazla tuttuğunuzda dağın verdiği kokuyu bir daha geri alamazsınız.” Bu parçada aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?

    • A)Tanımlama
    • B)Karşılaştırma
    • C)Örneklendirme
    • D)Tanık gösterme
    • E)Sayısal verilerden yararlanma
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Tanımlama

    Parçada “Yüksek rakımda yetişen çekirdekler, ovada yetişenlere göre daha asitli… bir tat verir.” cümlesiyle karşılaştırma, “Yemen, Etiyopya ve Kolombiya kahveleri” sıralamasıyla örneklendirme yapılmıştır. Ustanın tırnak içindeki sözü tanık göstermeyi, “beş bin”, “kırk yıl”, “otuz saniye” ifadeleri sayısal verilerden yararlanmayı kanıtlar. Buna karşılık hiçbir kavram ayırıcı nitelikleriyle tanıtılmadığı, yani bir tanım cümlesi kurulmadığı için tanımlamaya başvurulmamıştır.

  14. Soru 14

    Kolay

    Sabahın ilk saatlerinde gökyüzü, üzerine pamuk yığılmış geniş bir tepsiyi andırıyordu. Bulutlar, denizin üstünde otlayan uysal koyunlar gibi ağır ağır batıya kayıyordu. Öğleye doğru bunların kimi kabarıp örs biçimini aldı; gökyüzünün ortasında dev bir kule gibi yükseldi. İkindi vakti gelen rüzgâr, o kuleyi bir hamlede dağıttı; geriye, suya karışmış mürekkep lekelerine benzeyen ince tabakalar kaldı. Akşam olduğunda ufuk, közü sönmeye yüz tutmuş bir ocak gibi kızıllaştı. Bu parçada aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

    • A)Tanık gösterme
    • B)Benzetme
    • C)Sayısal verilerden yararlanma
    • D)Tanımlama
    • E)Karşılaştırma
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Benzetme

    “Bulutlar, denizin üstünde otlayan uysal koyunlar gibi ağır ağır batıya kayıyordu.” cümlesinde bulutlar koyunlara, son cümlede ise ufuk sönmek üzere olan bir ocağa benzetilmiştir; anlatımı somutlaştıran bu aktarmalar benzetmedir. E'deki karşılaştırmada iki varlığın benzer ve farklı yönleri ortaya konur; burada ise varlıklar kıyaslanmaz, yalnızca birbirine benzetilir. Parçada tırnak içinde aktarılmış bir söz de bulunmadığından A yanlıştır.

  15. Soru 15

    Orta

    Halk oyunları, bir yörenin duygusunu ayakla yazdığı yazıdır. Karadeniz'in horonu, denizin dalgası gibi hızlı ve kesik; Ege'nin zeybeği ağır ve heybetlidir. Trakya'da davul zurna, Doğu'da ise çoğu kez def ve mey eşlik eder oyuna. Bir köy düğününde halkanın nasıl kurulduğunu izleyen herkes, kimin nereye gireceğinin rastgele olmadığını fark eder. Ülkemizde derlenmiş oyun sayısı dört bini aşmıştır. Bu zenginlik kayda geçirilmedikçe korunamaz; çünkü bir oyunun yaşaması, onu bilen ayakların sayısına bağlıdır. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A)Benzetmeden yararlanılmıştır.
    • B)Karşılaştırmaya yer verilmiştir.
    • C)Sayısal veri kullanılmıştır.
    • D)Tanık göstermeye başvurulmuştur.
    • E)Örneklendirmeden yararlanılmıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Tanık göstermeye başvurulmuştur.

    “Karadeniz'in horonu, denizin dalgası gibi hızlı ve kesik” ifadesi benzetmeyi, aynı cümlede horonla zeybeğin karşı karşıya getirilmesi karşılaştırmayı gösterir. “Ülkemizde derlenmiş oyun sayısı dört bini aşmıştır.” cümlesi sayısal veri, “davul zurna… def ve mey” sıralaması örneklendirmedir. Ancak parçada hiç kimsenin sözü aktarılmadığı için tanık göstermeye başvurulduğu söylenemez.

Sponsorlu