KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Paragraf — Test 10

KPSS Türkçe dersinin Paragraf konusundan 13 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 148 soru kitap sırasına göre 10 teste bölünmüştür; bu sayfa 10. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

2 kolay5 orta6 zor

  1. Soru 1

    Zor

    Taş kemerli bir köprünün ayakta kalması, taşların birbirine yapıştırılmasından değil, birbirini itmesinden gelir. Kemerin her taşı yanındakine yaslanır; üstten binen yük yanlara ve aşağıya dağılarak ayaklara iner. Bu yüzden kemer, yük arttıkça daha da sıkışır ve bütünleşir. İnşaat sırasında ise kemer kendi kendini taşıyamaz; taşlar yerine oturana kadar altına ahşap bir kalıp kurulur, ancak kilit taşı yerleştirildikten sonra bu kalıp sökülür. Bu parçadan taş kemerli köprülerle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?

    • A)Kemerdeki taşlar yükü birbirine aktararak taşımaktadır.
    • B)Kemer, üzerine binen yük arttıkça daha sıkı bir bütün durumuna gelir.
    • C)Yapım sırasında geçici bir destek düzeneğinden yararlanılır.
    • D)Kilit taşının yerleştirilmesi, kalıbın sökülmesinden önce olur.
    • E)Bu köprüler, aynı açıklıktaki ahşap köprülerden uzun ömürlüdür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Bu köprüler, aynı açıklıktaki ahşap köprülerden uzun ömürlüdür.

    Parçada ahşap, yalnızca yapım sırasında kullanılan geçici kalıp olarak anılır; ahşap bir köprüyle dayanıklılık karşılaştırması hiçbir yerde yapılmaz. Bu yüzden E çıkarılamaz. A, “her taşı yanındakine yaslanır; üstten binen yük yanlara ve aşağıya dağılarak” cümlesinden; B, “yük arttıkça daha da sıkışır ve bütünleşir” cümlesinden doğrudan çıkar. C ve D ise son cümlede verilmiştir: kalıp geçici bir destektir ve sökülmesi kilit taşının yerleştirilmesinden sonradır. Cevap E.

  2. Soru 2

    Orta

    Antibiyotikler, bakterilerin neden olduğu hastalıklarda işe yarar; virüslerin yol açtığı grip ya da nezlede hiçbir etkisi yoktur. Buna karşın pek çok kişi, ateşi çıktığında ilk olarak antibiyotiğe başvurur. Gereksiz kullanım yalnız boşa gitmekle kalmaz; ilaca dayanıklı bakterilerin çoğalmasını da kolaylaştırır. Bu bakteriler zamanla yaygınlaştığında, ilaç gerçekten gerektiği durumda etkisiz kalır. Bu yüzden antibiyotiğin ne zaman kullanılacağına karar vermek, onu kullanmak kadar önemlidir. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

    • A)Gereksiz kullanım, ilacın gerektiğinde etkisiz kalmasına yol açabilir.
    • B)Antibiyotikler, ateşle seyreden bütün hastalıklarda etkili olabilmektedir.
    • C)Virüslerin yol açtığı hastalıklar, bakteri hastalıklarından daha tehlikelidir.
    • D)Antibiyotik kullanımı son yıllarda belirgin biçimde azalmıştır.
    • E)Dayanıklı bakteriler yalnızca hastane ortamlarında ortaya çıkmaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Gereksiz kullanım, ilacın gerektiğinde etkisiz kalmasına yol açabilir.

    Parçanın üçüncü ve dördüncü cümleleri bir zincir kurar: gereksiz kullanım dayanıklı bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırır, bu bakteriler yaygınlaşınca ilaç “gerçekten gerektiği durumda etkisiz kalır”. A tam olarak bu zincirin sonucudur. B, ilk cümleyle çelişir; virüs kaynaklı grip ve nezlede antibiyotiğin “hiçbir etkisi yoktur” denmektedir. C’deki tehlike karşılaştırması parçada hiç yapılmamıştır. D ve E’deki kullanım azalması ve hastane koşulu da metinde bulunmayan yargılardır. Cevap A.

  3. Soru 3

    Zor

    Soğutucudan önce yiyeceği saklamanın yolu, onu mikropların yaşayamayacağı bir duruma getirmekti. Kurutmada meyvenin suyu uçurulur, tuzlamada ise etin içindeki su tuzla dışarı çekilir; her iki yöntemde de mikrobun gereksinim duyduğu nem ortadan kalkar. Turşuda bu işi sirkenin asidi, reçelde şekerin yoğunluğu görür. Yöntemler birbirinden başka görünse de hepsinin dayandığı ilke aynıdır. Üstelik bu yollarla saklanan yiyecekler çoğu zaman kendi tatlarından başka bir tat da kazanır. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    • A)Kurutma ve tuzlamada nemin azaltılması belirleyicidir.
    • B)Turşu ile reçel, yiyeceğin bozulmasını birbirinden ayrı yollarla önler.
    • C)Saklama yöntemleri yiyeceğin tadını değiştirebilmektedir.
    • D)Sayılan yöntemlerin tümü ortak bir temel ilkeye dayanır.
    • E)Bu yöntemlerle saklanan yiyecekler besin değerini bütünüyle korur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Bu yöntemlerle saklanan yiyecekler besin değerini bütünüyle korur.

    Parçada yiyeceğin besin değerine ilişkin tek bir bilgi yoktur; anlatılan yalnızca bozulmanın nasıl önlendiği ve tadın değişebildiğidir. Bu yüzden E çıkarılamaz. A, kurutma ve tuzlamanın anlatıldığı cümledeki “mikrobun gereksinim duyduğu nem ortadan kalkar” sözüyle kanıtlanır. B, turşuda sirkenin asidinin, reçelde şekerin yoğunluğunun iş görmesinden çıkar; bu iki yolun farklı olması, dördüncü cümledeki ortak ilkeyle çelişmez. C ise son cümlede “kendi tatlarından başka bir tat da kazanır” denerek açıkça verilmiştir. Cevap E.

  4. Soru 4

    Kolay

    Kar tanesi, bulut içindeki su buharının küçük bir toz parçacığı çevresinde donmasıyla oluşur. Taneyi büyüten şey, yere düşene kadar geçtiği yol boyunca karşılaştığı sıcaklık ve nem değişimleridir. Bu değişimler her tane için başka olduğundan, yere inen iki tanenin kolları birbirinin aynısı olmaz. Yine de hepsinin altı kollu olması bir rastlantı değildir; su molekülleri donarken her seferinde aynı açıyla dizilir. Yani kar tanelerinin birbirine benzeyen yanı da benzemeyen yanı da aynı yerden, sudan gelir. Bu parçadan kar taneleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

    • A)Kar taneleri yalnızca çok soğuk bölgelerde oluşabilmektedir.
    • B)Kar taneleri yere inerken ağırlıklarının bir bölümünü yitirir.
    • C)Bir kar tanesinin kol sayısı, havadaki nemle birlikte artar.
    • D)Tanelerin biçimi, düşerken geçtiği koşullara göre değişir.
    • E)Toz parçacığı bulunmayan bulutlarda da kar tanesi oluşur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Tanelerin biçimi, düşerken geçtiği koşullara göre değişir.

    Parçada “Taneyi büyüten şey… karşılaştığı sıcaklık ve nem değişimleridir” ve “Bu değişimler her tane için başka olduğundan… kolları birbirinin aynısı olmaz” denmektedir; bu iki cümle, biçimin yol boyunca karşılaşılan koşullara bağlı olduğunu doğrudan kanıtlar. C, metinle çelişir: parçada kol sayısının değil, kolların biçiminin değiştiği, üstelik “hepsinin altı kollu” olduğu söylenmiştir. E de çelişkilidir; tanenin bir toz parçacığı çevresinde donarak oluştuğu belirtilmiştir. A ve B’deki yargılar ise parçada hiç yer almaz. Cevap D.

  5. Soru 5

    Orta

    Anadolu kentlerinde esnafın örgütlendiği loncalar, üretimi belli kurallara bağlardı. Bir ustanın kaç çırak çalıştıracağı, malın hangi ölçüde ve hangi fiyattan satılacağı bu kurullarda kararlaştırılırdı. Kurala uymayan esnaf önce uyarılır, uymamayı sürdürürse dükkânı kapatılırdı. Bu düzen, ucuz ve kötü malın çarşıya girmesini güçleştirdiği gibi esnaf arasında sert bir rekabetin doğmasını da önlerdi. Buna karşılık yeni bir üretim biçimi denemek isteyen için lonca, çoğu zaman aşılması güç bir sınır oluştururdu. Bu parçadan loncalarla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?

    • A)Üretimin niteliğini korumaya yönelik kuralları vardır.
    • B)Esnaf arasındaki rekabeti sınırlayan bir işlev görmüştür.
    • C)Kurallara uymayan esnafa yaptırım uygulayabilmiştir.
    • D)Yeni bir yol denemek isteyenler için engelleyici olabilmiştir.
    • E)Üyelerinin gelirlerini eşit düzeyde tutmayı amaçlamıştır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Üyelerinin gelirlerini eşit düzeyde tutmayı amaçlamıştır.

    Parçada fiyatın ve ölçünün ortak kararla belirlendiği söylenir; ancak esnafın gelirlerinin eşitlenmesi gibi bir amaçtan hiç söz edilmez. Fiyatın ortak belirlenmesi, herkesin aynı kazancı elde etmesi anlamına gelmez; bu yüzden E çıkarılamaz. A, “ucuz ve kötü malın çarşıya girmesini güçleştirdiği” bilgisinden; B, “sert bir rekabetin doğmasını da önlerdi” cümlesinden çıkar. C, uyarı ve dükkân kapatma yaptırımlarının anlatıldığı cümlenin karşılığıdır; D ise son cümlede “aşılması güç bir sınır” sözüyle açıkça verilmiştir. Cevap E.

  6. Soru 6

    Zor

    Ağaç gövdelerinde, taşların üzerinde gördüğümüz soluk yeşil lekeler çoğu zaman fark edilmez. ---- Bu yapı, suyu ve havadaki maddeleri doğrudan yüzeyinden alır; ne kökü ne de koruyucu bir kabuğu vardır. Havadaki kükürt bileşikleri arttığında ilk etkilenen de o olur. Bu yüzden bir ormanda bu lekelerin seyrelmesi, ölçüm aygıtları kurulmadan önce havanın bozulduğunu haber verir. Sessizce duran bu lekeler, aslında ormanın en erken uyarı düzeneğidir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A)Likenler, nemin bol olduğu bölgelerde çok daha hızlı yayılır.
    • B)Oysa liken, bir mantarla bir yosunun birlikte yaşamasından oluşur.
    • C)Bu lekeler, ağacın gövdesine zarar veren yaygın bir hastalığın ilk izidir.
    • D)Ormanlarda hava ölçümü düzenli aralıklarla yinelenmelidir.
    • E)Taşların üzerindeki lekeler zamanla kendiliğinden kaybolur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Oysa liken, bir mantarla bir yosunun birlikte yaşamasından oluşur.

    Boşluktan sonraki cümle “Bu yapı…” diye başlar ve kökü ile kabuğu bulunmayan bir canlıdan söz eder; boşluğa, o canlıyı tanıtan bir cümle gelmelidir. B hem lekelerin ne olduğunu söyler hem de “Oysa” bağlacıyla ilk cümledeki “fark edilmez” yargısına karşıtlık kurar. C, parçayla çelişir; metnin devamında lekeler hastalık izi değil, havayı haber veren bir gösterge sayılır. E de çelişkilidir: parçada lekelerin kendiliğinden değil, hava bozulduğunda seyreldiği anlatılır. A ve D ise sonraki cümledeki “Bu yapı” sözünün dayanacağı bir tanım vermez. Cevap B.

  7. Soru 7

    Orta

    Yakın zamana kadar bozulan bir ev aleti tamirciye götürülürdü. Bugün pek çok aygıtın kasası tek parça dökülüyor, vidası bulunmuyor, yedek parçası ayrı satılmıyor. Böyle olunca küçük bir arıza bile aygıtın tümden atılması anlamına geliyor. Oysa bir ürünün açılabilir, parçası değiştirilebilir biçimde tasarlanması, hem kullanıcıyı gereksiz bir harcamadan hem de doğayı yeni bir atık yığınından kurtarır. Onarımı kolaylaştırmak, üretimi yavaşlatmak değil; üretilenin ömrünü uzatmaktır. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Ev aletleri eskisine göre çok daha kısa sürede bozulmaktadır.
    • B)Tamircilik mesleği yakın bir gelecekte bütünüyle ortadan kalkacaktır.
    • C)Ürünlerin onarılabilir tasarlanması hem kullanıcı hem doğa için yararlıdır.
    • D)Yedek parça fiyatları son yıllarda belirgin biçimde yükselmiştir.
    • E)Tüketiciler, aldıkları aygıtları kullanırken yeterince özenli davranmamaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Ürünlerin onarılabilir tasarlanması hem kullanıcı hem doğa için yararlıdır.

    Parçanın dördüncü cümlesi ana düşünceyi doğrudan verir: ürünün açılabilir ve parçası değiştirilebilir olması “hem kullanıcıyı gereksiz bir harcamadan hem de doğayı yeni bir atık yığınından kurtarır”. Son cümle de bu yargıyı pekiştirir. A, metnin söylediğinden farklıdır; parçada aygıtların daha çabuk bozulduğu değil, bozulduğunda onarılamadığı anlatılmaktadır. B’deki gibi bir gelecek öngörüsü metinde yoktur; tamirciden yalnızca geçmişteki alışkanlığı anlatmak için söz edilmiştir. D ve E’deki fiyat artışı ve kullanıcı özensizliği de parçada hiç geçmez. Cevap C.

  8. Soru 8

    Orta

    Telefonun ekranında beliren her bildirim, yapmakta olduğumuz işten küçük bir parça koparır. Asıl kayıp, bildirime ayrılan birkaç saniye değildir; dikkatin bölündükten sonra eski derinliğine dönmesi çoğu zaman dakikalar alır. Gün içinde onlarca kez bölünen biri, çalıştığı sürenin önemli bir bölümünü yeniden toparlanmakla geçirir. Bu yüzden bildirimleri kapatmak, iletişimden kopmak anlamına gelmez; yalnızca ne zaman bakılacağına kişinin kendisinin karar vermesi demektir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?

    • A)Telefon kullanımı, gün geçtikçe her yaş grubunda yaygınlaşmaktadır.
    • B)İletişim araçlarından bütünüyle uzak durmak gerekmektedir.
    • C)Çalışma saatlerinin kısaltılması iş verimini artırmaktadır.
    • D)Asıl kayıp, dikkatin yeniden toplanması için geçen süredir.
    • E)Dikkat dağınıklığı, yalnızca telefon kullanımıyla ilgili bir sorundur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Asıl kayıp, dikkatin yeniden toplanması için geçen süredir.

    Parçanın ikinci cümlesi vurguyu doğrudan belirtir: “Asıl kayıp, bildirime ayrılan birkaç saniye değildir; dikkatin… eski derinliğine dönmesi çoğu zaman dakikalar alır.” Üçüncü cümle de bu yargıyı somutlaştırır. B, metinle çelişir; son cümlede bildirimleri kapatmanın “iletişimden kopmak anlamına gelmediği” açıkça söylenmiştir. E’deki genelleme de parçada yer almaz; yazar dikkat dağınıklığının tek kaynağını göstermez, yalnızca bildirimlerin etkisini anlatır. A ve C’deki yaygınlık ve çalışma saati konuları ise metinde hiç geçmez. Cevap D.

  9. Soru 9

    Orta

    (I) Karikatür, bir düşünceyi birkaç çizgiyle söyleme sanatıdır. (II) Çizer, anlatmak istediğini uzun uzun açıklamaz; gereksiz gördüğü her ayrıntıyı, çoğu zaman arka planı bile siler. (III) Bu yüzden iyi bir karikatürde çizgi kadar boşluk da anlam taşır; boş bırakılan yer, söylenmeyeni söylemenin yoludur. (IV) Son yıllarda dijital çizim tabletlerinin fiyatları oldukça düşmüştür. (V) Okur, silinen ayrıntıları kendi zihninde tamamladığı için anlatıya ortak olur ve karikatürü yalnızca bakarak değil, kurarak izler. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — IV

    Parçanın bütünü tek bir düşünce çevresinde kurulmuştur: karikatürde anlam, çizilenler kadar çizilmeyenlerden doğar. I bu düşünceyi ortaya koyar, II ayrıntıların silinmesini anlatır, III boşluğun anlam taşıdığını söyler, V ise okurun bu boşluğu tamamladığını belirterek zinciri kapatır. IV ise çizim araçlarının fiyatından söz eder; anlatımla, boşlukla ya da okurla hiçbir bağı yoktur ve kendisinden sonra gelen V ile de bağlantı kurmaz. Bu yüzden akışı bozan cümle IV’tür. Cevap D.

  10. Soru 10

    Zor

    Bir üretici kooperatifinin asıl işi, ürünü toplayıp satmak değildir. Tek başına pazarlık edemeyen küçük üreticiyi, alıcıyla aynı masada oturabilecek büyüklüğe getirmektir. On üreticinin ayrı ayrı sattığı süt, alıcının belirlediği fiyata gider; bir araya geldiklerinde ise fiyat, konuşulabilir bir şeye dönüşür. Üstelik soğutma deposu, taşıma aracı, ölçüm aygıtı gibi tek başına karşılanamayacak masraflar da bölüşülmüş olur. Ortaklık büyüdükçe üreticinin alıcı karşısındaki yeri de değişir. ---- Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    • A)Bu yüzden üretici kooperatiflerinin sayısı son yıllarda hızla artmayı sürdürüyor.
    • B)Süt üretimi, bölgeden bölgeye değişen bir tarım koludur.
    • C)Yani kooperatif üreticiye yeni bir pazar değil, pazarlık gücü kazandırır.
    • D)Kooperatiflerde yönetim, seçimle belirlenen kurullara bırakılır.
    • E)Küçük üreticilerin çoğu, ürününü doğrudan tüketiciye satmayı yeğler.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Yani kooperatif üreticiye yeni bir pazar değil, pazarlık gücü kazandırır.

    Parçanın ilk iki cümlesi kooperatifin işini “ürünü satmak” değil, üreticiyi “aynı masada oturabilecek büyüklüğe getirmek” diye tanımlar; sonraki cümleler de bunu fiyat ve masraf örnekleriyle açar. Sonuç cümlesi bu tanımı özetlemelidir; C bunu yapar ve ilk cümledeki karşıtlığı (“pazar değil, pazarlık gücü”) tamamlar. A ve D, kooperatiflerin sayısına ve yönetim biçimine geçtiği için anlatılan düşüncenin sonucu olamaz. E ise metinle çelişir; parçada üreticinin tek başına satış yaptığında fiyatı belirleyemediği anlatılmaktadır. B de konuyu süt üretiminin coğrafyasına kaydıran, bağlantısız bir bilgidir. Cevap C.

  11. Soru 11

    Zor

    Bir meydana heykel koymak, boş kalmış bir yeri doldurmak değildir. Heykel oraya girdiği anda meydanın nasıl kullanıldığı da değişir: İnsanlar ona göre yürür, ona göre buluşur, çocuklar kaidesinin çevresinde oyun kurar. Bu yüzden iyi bir meydan heykeli, uzaktan bakılan bir nesne olmaktan çıkıp bir buluşma noktasına dönüşür. Yanından her gün geçen kimsenin fark etmediği bir heykelin kusuru ise biçiminde değil, durduğu yerde aranmalıdır. Bu parçada heykelle ilgili olarak asıl vurgulanan aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Meydanlardaki heykellerin sayısı artırılmalıdır.
    • B)Heykeller, yapıldıkları malzemeye göre değerlendirilmelidir.
    • C)Meydan heykelleri çocuklar düşünülerek tasarlanmalıdır.
    • D)Bir heykelin biçimi, onu yapan sanatçının üslubunu doğrudan yansıtır.
    • E)Heykelin başarısı, bulunduğu yerle kurduğu ilişkiye bağlıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Heykelin başarısı, bulunduğu yerle kurduğu ilişkiye bağlıdır.

    Parçanın son cümlesi belirleyicidir: fark edilmeyen bir heykelin kusuru “biçiminde değil, durduğu yerde aranmalıdır”. Bu yargı, başarıyı doğrudan yerle kurulan ilişkiye bağlar; ikinci cümledeki kullanım değişikliği örnekleri de aynı düşünceyi destekler. D, metnin söylediğinin tam karşısındadır; yazar biçimi değil, konumu öne çıkarmaktadır. C ise parçada yalnızca bir örnek olarak geçen çocuk oyununu genel bir tasarım ilkesine dönüştürür; böyle bir öneri metinde yoktur. A ve B’deki sayı artışı ve malzeme ölçütü de parçada hiç anılmaz. Cevap E.

  12. Soru 12

    Kolay

    Bir filmi görme engelli izleyicinin de izleyebilmesi için sesli betimleme yapılır. Betimleyici, konuşmaların arasında kalan sessiz boşluklara sahnede olup biteni kısa cümlelerle yerleştirir: kimin nereye gittiğini, yüzündeki ifadeyi, odanın nasıl bir yer olduğunu söyler. Bu iş göründüğü kadar kolay değildir; söylenenin ne eksik ne de gereğinden ayrıntılı olması gerekir. Fazlası filmin kendi seslerini bastırır, azı ise izleyiciyi olup bitenin dışında bırakır. İyi bir betimleme, varlığını duyurmadan çalışan bir yardımcıya benzer. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?

    • A)Sesli betimlemenin nasıl yapıldığından ve taşıdığı güçlükten
    • B)Görme engelli izleyicilerin film izleme alışkanlıklarından
    • C)Film seslendirmesinde kullanılan yeni teknik araçlardan
    • D)Sinema salonlarında aranan erişilebilirlik ölçütlerinden
    • E)Betimleyici olarak çalışanların aldığı mesleki eğitimin içeriğinden
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Sesli betimlemenin nasıl yapıldığından ve taşıdığı güçlükten

    Parça önce sesli betimlemenin ne olduğunu ve nasıl yapıldığını anlatır (“konuşmaların arasında kalan sessiz boşluklara… yerleştirir”), sonra da bu işin güçlüğünü belirtir (“ne eksik ne de gereğinden ayrıntılı olması gerekir”). Dolayısıyla parçanın konusu A’dır. B’de sözü edilen izleyici alışkanlıkları parçada anılmaz; metin izleyiciyi değil, betimleyicinin işini konu edinir. E’deki mesleki eğitime de hiç değinilmemiştir; işin zorluğundan söz edilmesi, o işin eğitiminden söz edildiği anlamına gelmez. C ve D’deki teknik araçlar ve salon ölçütleri de metinde bulunmayan konulardır. Cevap A.

  13. Soru 13

    Zor

    Okurken kenara not almak, kitabı kirletmek değildir. Altı çizilen bir cümle, o gün neyin önemli göründüğünü kaydeder; yanına yazılan üç sözcük ise okurun metne verdiği ilk karşılığı saklar. Yıllar sonra aynı kitabı açtığınızda orada iki metin bulursunuz: yazarın yazdığı ve sizin bıraktığınız. Bu ikincisi çoğu zaman kitabın kendisi kadar öğreticidir; çünkü size, o kitabı okurken nasıl biri olduğunuzu gösterir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Kitaplara not almak, kitabın değerini düşüren bir alışkanlıktır.
    • B)Okurken alınan notlar, okurun o günkü hâlini de kaydeder.
    • C)Aynı kitabı ikinci kez okumak her zaman daha verimli olur.
    • D)Bir yazarın anlatmak istediği, ancak not alarak anlaşılabilir.
    • E)Okuma sırasında not almak, okuma hızını belirgin biçimde düşürür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Okurken alınan notlar, okurun o günkü hâlini de kaydeder.

    Parçanın son cümlesi vurguyu açıkça koyar: notlar “size, o kitabı okurken nasıl biri olduğunuzu gösterir”; ikinci cümlede de altı çizilen cümlenin “o gün neyin önemli göründüğünü” kaydettiği söylenir. Yani not, yalnız metni değil okurun o günkü hâlini de kaydeder; “iki metin” benzetmesi de bu düşünceyi hazırlar. A, parçanın ilk cümlesiyle doğrudan çelişir; yazar not almayı kirletmek saymadığını daha baştan belirtir. D ise metnin söylediğinden fazlasını iddia eder: yazarın anlatmak istediğinin ancak notla anlaşılabileceği hiçbir yerde söylenmez. C ve E’deki ikinci okuma verimi ve okuma hızı konularına da parçada hiç değinilmemiştir. Cevap B.

Sponsorlu