KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Paragraf — Test 3

KPSS Türkçe dersinin Paragraf konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 120 soru kitap sırasına göre 8 teste bölünmüştür; bu sayfa 3. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

6 kolay7 orta2 zor

  1. Soru 1

    Kolay

    Çocuklukta kurulan okuma alışkanlığı, çoğu zaman kitapların içeriğinden çok evin atmosferiyle ilgilidir. Rafında beş kitap bulunan ama akşamları o kitapları eline alan bir anne baba, kütüphane büyüklüğünde raflara sahip olup hiç sayfa çevirmeyen bir aileden daha etkilidir. Çünkü çocuk, kendisine söylenenden çok gördüğünü taklit eder; okumayı bir görev listesi maddesi olarak değil, günün doğal bir parçası olarak tanır. Bu yüzden çocuğa kitap almadan önce, evde okumaya ayrılmış sessiz bir yarım saatin bulunup bulunmadığına bakmak gerekir. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Çocuklara yaşlarına uygun kitaplar seçilmesi, okuma sevgisini kalıcı kılar.
    • B)Evdeki kitap sayısı arttıkça çocuğun okuduğu kitap sayısı da artar.
    • C)Çocuk, okuma alışkanlığını ailesini her gün kitapla görerek edinir.
    • D)Okuma, çocukların düzenli biçimde yerine getirmesi gereken bir görevdir.
    • E)Sessiz bir çalışma odası bulunmayan evlerde çocuk verimli ders çalışamaz.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Çocuk, okuma alışkanlığını ailesini her gün kitapla görerek edinir.

    Parçadaki “çocuk, kendisine söylenenden çok gördüğünü taklit eder” yargısı ile son cümledeki “evde okumaya ayrılmış sessiz bir yarım saat” vurgusu birleşince ana düşünce C olur. B, ikinci cümledeki “kütüphane büyüklüğünde raflara sahip olup hiç sayfa çevirmeyen aile” örneğiyle doğrudan çelişir. D ise parçada olumsuzlanan bir yaklaşımı savunur.

  2. Soru 2

    Orta

    Bir yapının başarısı çoğu kez cephesindeki süslemelerle ölçülür; oysa asıl sınav, o yapının içinde geçen sıradan bir günde verilir. Sabah güneşinin hangi odaya düştüğü, merdivenin bir çocuğu yorup yormadığı, koridorun komşuları birbiriyle karşılaştırıp karşılaştırmadığı... Fotoğrafta göze çarpmayan bu ayrıntılar, oturanların yıllarca sürecek deneyimini belirler. Bu nedenle iyi mimarlık, uzaktan bakıldığında etkileyici görünen değil, içinde yaşarken insanı zorlamayan yapıdır. Ödül alan pek çok binanın kısa sürede sevilmeyen bir yapıya dönüşmesinin nedeni de budur. Bu parçaya en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Cephelerin Dili
    • B)Mimarlıkta Ödül Ölçütleri
    • C)Eski Yapıların Dayanıklılık Sırrı
    • D)Yaşanarak Anlaşılan Yapılar
    • E)Kent Merkezlerinde Konut Sorunu
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Yaşanarak Anlaşılan Yapılar

    Parça boyunca bir yapının değerinin “içinde geçen sıradan bir günde” anlaşıldığı savunulur; “iyi mimarlık ... içinde yaşarken insanı zorlamayan yapıdır” cümlesi bu düşünceyi özetler, dolayısıyla başlık D olmalıdır. A, yalnızca ilk cümlede eleştirilen cephe ayrıntısını başlığa taşır; B ise son cümlede örnek olarak anılan ödüllü binaları parçanın konusu gibi gösterir.

  3. Soru 3

    Kolay

    Sonbaharda gökyüzünde beliren V biçimli kuş katarları, uzun bir yolculuğun en görünür anıdır. Kuşlar bu düzeni rastgele kurmaz; öndeki kuşun kanat ucunda oluşan hava akımı, arkadakilerin daha az çırpınmasını sağlar. Yorulan öncü geriye çekilir, yerini bir başkası alır. Yol boyunca sulak alanlarda mola verirler; buralarda hem beslenir hem de kaybettikleri yağı yeniden depolarlar. Bu nedenle göç yollarındaki bataklıkların kurutulması, binlerce kilometre ötedeki bir kuş nüfusunu doğrudan etkiler. Kuşların yön bulurken güneşin konumundan yararlandığı da uzun süredir bilinmektedir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • A)Katar düzeninin kuşlara enerji kazandırdığına
    • B)Öne geçen kuşun zaman zaman değiştiğine
    • C)Kuşların mola yerlerinde yeniden yağ depoladığına
    • D)Sulak alanların yok edilmesinin kuş nüfusunu etkilediğine
    • E)Göç eden kuşların yavrularını yol boyunca beslediğine
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Göç eden kuşların yavrularını yol boyunca beslediğine

    A, kanat ucundaki hava akımının arkadakileri daha az çırpındırdığını söyleyen cümlede; B, “yorulan öncü geriye çekilir, yerini bir başkası alır” ifadesinde; C, sulak alanlarda yağın yeniden depolandığını belirten cümlede; D ise bataklıkların kurutulmasıyla ilgili yargıda açıkça geçer. Yavruların yol boyunca beslenmesinden ise hiç söz edilmez; yanıt E'dir.

  4. Soru 4

    Orta

    Çevirmenin işi, sözlükte karşılığı bulunan sözcükleri yan yana dizmekle bitmez. Bir romanın kahramanı öfkelendiğinde hangi ağızdan konuşuyorsa, çevirmen o tonu kendi dilinde yeniden kurmak zorundadır. Kimi zaman bir deyimin tam karşılığı yoktur; o durumda anlamı koruyup söyleyişi değiştirmek gerekir. Bu yüzden iyi bir çeviri, kaynak metne sözcük sözcük değil, etki bakımından sadıktır. Ne var ki çevirmenin adı kitabın kapağında çoğu zaman küçük puntoyla yazılır, tanıtım yazılarında hiç anılmaz. Oysa okurun elindeki cümlelerin ritmini kuran kişi odur. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

    • A)Çeviride birebir sözcük karşılığının her zaman yeterli olmadığına
    • B)Deyimlerin çevirisinde söyleyişin değiştirilebileceğine
    • C)Çevirmenin emeğinin yeterince görünür kılınmadığına
    • D)Çevirmenlerin çalıştıkları yayınevlerini sık sık değiştirdiğine
    • E)Metnin üslubunu yeniden kurmanın çevirmenin sorumluluğu olduğuna
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Çevirmenlerin çalıştıkları yayınevlerini sık sık değiştirdiğine

    A ilk cümleden, B “anlamı koruyup söyleyişi değiştirmek gerekir” ifadesinden, C “adı ... küçük puntoyla yazılır, tanıtım yazılarında hiç anılmaz” cümlesinden, E ise “o tonu kendi dilinde yeniden kurmak zorundadır” sözünden çıkarılır. Çevirmenlerin yayınevi değiştirmesine ilişkin hiçbir bilgi verilmediğinden yanıt D'dir.

  5. Soru 5

    Kolay

    Bir kentin yaşanabilirliği, park sayısıyla değil, o parklara yürüyerek ulaşabilen insan sayısıyla ölçülmelidir. Şehrin ucunda kurulmuş devasa bir yeşil alan, hafta sonu araba sahiplerinin uğrak yeridir; oysa mahalle aralarına serpiştirilmiş küçük bahçeler, her akşam yaşlıların oturduğu, çocukların koştuğu yerlere dönüşür. Yeşilin işlevi manzara olmak değil, günlük hayatın içine karışmaktır. Bu nedenle bir belediyenin başarısı, tek bir büyük parkın fotoğrafıyla değil, evden çıkıp beş dakikada ağaç gölgesine varabilen ailelerin oranıyla değerlendirilmelidir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Kentlerdeki yeşil alanların toplam yüzölçümü son yıllarda hızla azalmaktadır.
    • B)Yeşil alanlar, günlük yaşamın içine karışacak kadar yakın olmalıdır.
    • C)Büyük parklar hafta sonu çok kalabalık olduğu için dinlendirici olmaktan çıkar.
    • D)Belediyeler park yapımı için ayırdıkları bütçeyi her yıl artırmalıdır.
    • E)Çocukların oyun alanı gereksinimi yaşlılarınkinden bütünüyle farklıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Yeşil alanlar, günlük yaşamın içine karışacak kadar yakın olmalıdır.

    “Yeşilin işlevi manzara olmak değil, günlük hayatın içine karışmaktır” cümlesi parçanın bütününü özetler ve doğrudan B'yi karşılar. C, ikinci cümlede yalnızca örnek olarak anılan “şehrin ucundaki devasa yeşil alan” ayrıntısını çarpıtır; parçada bu parkların dinlendirici olmadığı değil, yürüyerek erişilemediği söylenir.

  6. Soru 6

    Orta

    Fotoğrafın icadından sonra ressamların işi bittiğini söyleyenler yanıldı. Gerçekten de yüzü olduğu gibi kâğıda geçirme görevi makineye devredildi; ama ressamlar bu yükten kurtulunca renge, ışığa, biçimin kendisine yöneldiler. Bir başka deyişle fotoğraf, resmi öldürmedi; onu benzetme zorunluluğundan kurtardı. Aynı şey sinemayla tiyatro arasında da yaşandı: Perdede her şeyi gösterebilen sinema karşısında tiyatro, seyirciyle aynı havayı paylaşmanın gücüne sarıldı. Yeni bir araç ortaya çıktığında eskisi çoğu zaman yok olmaz, yalnızca asıl yapabildiği işe çekilir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?

    • A)Tiyatro, seyirciyle kurduğu doğrudan ilişki sayesinde varlığını korumuştur.
    • B)Fotoğraf makinesinin bulunuşuyla portre resmine olan ilgi tümüyle sona ermiştir.
    • C)Ressamlar, fotoğrafçılığı kendi mesleklerine bir rakip olarak hiç görmemiştir.
    • D)Sinemanın gelişmesi, tiyatro oyunlarının konularını da kökten değiştirmiştir.
    • E)Her yeni teknoloji, kendinden önceki sanat dallarını zamanla ortadan kaldırır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Tiyatro, seyirciyle kurduğu doğrudan ilişki sayesinde varlığını korumuştur.

    “Perdede her şeyi gösterebilen sinema karşısında tiyatro, seyirciyle aynı havayı paylaşmanın gücüne sarıldı” cümlesi doğrudan A'yı verir. E, son cümledeki “eskisi çoğu zaman yok olmaz” yargısıyla açıkça çelişir; B ise resmin ortadan kalkmadığını söyleyen “fotoğraf, resmi öldürmedi” ifadesiyle uyuşmaz.

  7. Soru 7

    Zor

    Bilimi ayakta tutan şey, bulduğu doğrular değil, kendi doğrularını sınamaya razı olmasıdır. Bir kuram ne kadar zarif olursa olsun, tek bir güvenilir ölçüm onu sarsabiliyorsa değerlidir; hiçbir gözlemin çürütemeyeceği bir açıklama ise bilimsel sayılmaz. Bu yüzden laboratuvarlarda asıl heyecan, beklenen sonucun çıktığı anda değil, çıkmadığı anda başlar. Yanılmayı kusur sayan bir zihin, elindeki verileri kuramına uydurmaya çalışır; yanılmayı yöntemin parçası sayan zihinse kuramını veriye göre yeniden kurar. Bilginin yüzyıllar içinde birikmesini sağlayan da bu ikinci tutumdur. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Zarif biçimde kurulmuş kuramlar, karmaşık kuramlardan daha uzun ömürlü olur.
    • B)Laboratuvarda yapılan deney, bilimin başvurabileceği tek geçerli yöntemdir.
    • C)Bilimsel bilgi, aynı deneyin defalarca yinelenmesiyle kesinlik kazanır.
    • D)Bilimi ilerleten, yargılarını sınamaya ve değiştirmeye açık olmasıdır.
    • E)Bilim insanları, bekledikleri sonucu elde ettiklerinde çok daha heyecanlanır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Bilimi ilerleten, yargılarını sınamaya ve değiştirmeye açık olmasıdır.

    İlk cümledeki “kendi doğrularını sınamaya razı olması” ile son iki cümledeki “kuramını veriye göre yeniden kurar / bilginin birikmesini sağlayan bu tutumdur” yargıları birleşince ana düşünce D olur. E, “asıl heyecan ... beklenen sonucun çıkmadığı anda başlar” cümlesiyle tam ters yöndedir; A ise ikinci cümledeki “ne kadar zarif olursa olsun” ifadesinin yanlış okunmasına dayanır.

  8. Soru 8

    Kolay

    Bir yörenin mutfağı, o toprakların iklimini ve tarihini tabakta anlatır. Yağmurun bol olduğu yerlerde otlar, kuraklığın sürdüğü topraklarda kurutulmuş ürünler öne çıkar; göç yollarının üzerindeki kasabalarda ise başka mutfakların baharatı yerleşir. Bir çorbanın kıvamı bile, o evde hangi tahılın yetiştiğini ele verir. Bu nedenle yerel yemekleri yalnızca lezzet olarak görmek, kalın bir tarih kitabını yalnızca kapağına bakarak değerlendirmeye benzer. Tarifleri kaydeden kişi, farkında olmadan bir bölgenin yaşama biçimini de kayda geçirir. Bu parçaya en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Tabaktaki Coğrafya ve Tarih
    • B)Baharat Yollarının Öyküsü
    • C)Unutulmaya Yüz Tutmuş Çorbalar
    • D)Dengeli Beslenmenin Kuralları
    • E)Ev Yemeği mi, Lokanta Yemeği mi?
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Tabaktaki Coğrafya ve Tarih

    Parça, ilk cümlede mutfağın “o toprakların iklimini ve tarihini tabakta anlattığını” söyleyerek çerçeveyi kurar, son cümlede de yemeğin bir bölgenin yaşama biçimini kaydettiğini belirtir; bu bütünü A karşılar. B, yalnızca ikinci cümlede geçen göç yollarındaki kasabalarla ilgili tek bir ayrıntıyı başlığa taşıdığı için parçayı daraltır.

  9. Soru 9

    Orta

    Bir çalgıyı öğrenmeye başlayan kişi, ilk aylarda kulağının elinden çok daha hızlı geliştiğini fark eder. Zihinde duyduğu ezgi ile parmakların çıkardığı ses arasındaki fark, çoğu öğrenciyi bende yetenek yok düşüncesine sürükler. Oysa bu boşluk kabiliyet eksikliğinin değil, kulağın önden gitmesinin sonucudur. Günde on beş dakikalık düzenli çalışma, haftada bir kez yapılan üç saatlik uzun provalardan daha çok yol aldırır; çünkü parmaklar hareketi, tekrar aralığı kısaldıkça belleğe yazar. Sabreden öğrenci bir gün elinin kulağına yetiştiğini duyar. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

    • A)Öğrencilerin bir bölümünün yeteneksizlik duygusuna kapılabildiğine
    • B)Sık aralıklı çalışmanın uzun aralıklı çalışmadan verimli olduğuna
    • C)Başlangıç aşamasında kulağın elden daha hızlı geliştiğine
    • D)Tekrarın hareketleri belleğe yerleştirdiğine
    • E)Çalgı eğitimine küçük yaşta başlamanın daha kolay olduğuna
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Çalgı eğitimine küçük yaşta başlamanın daha kolay olduğuna

    A, ikinci cümledeki bende yetenek yok ifadesinden; B, “günde on beş dakikalık düzenli çalışma ... daha çok yol aldırır” cümlesinden; C, ilk cümleden; D ise “parmaklar hareketi ... belleğe yazar” sözünden çıkarılabilir. Çalgı eğitimine başlama yaşına ilişkin hiçbir bilgi verilmediğinden yanıt E'dir.

  10. Soru 10

    Orta

    Bir mahallede yardımlaşmayı sürdüren şey büyük bağışlar değil, adı konmamış küçük alışkanlıklardır. Karşı komşunun çöpü inerken alması, fırıncının akşamdan kalan ekmeği gereksinimi olan bir aileye ayırması, apartman girişindeki ampulü kimse söylemeden değiştiren kişinin varlığı... Bunların hiçbiri kayda geçmez, hiçbiri övgü beklemez. Ama bir mahallenin dayanıklılığı tam da bu görünmez ağın sıklığıyla ölçülür. Afet anında ilk yardım eli, uzaktan gelen ekipten önce yan kapıdan uzanır. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Afet durumlarında resmî yardım ekipleri olay yerine geç ulaşmaktadır.
    • B)Komşuluk ilişkileri geçmiş yıllara göre büyük ölçüde zayıflamıştır.
    • C)Bir mahalleyi ayakta tutan, gösterişsiz dayanışma alışkanlıklarıdır.
    • D)Yardım kuruluşlarına yapılan bağışların düzenli olarak denetlenmesi gerekir.
    • E)Apartman yönetimleri ortak alanların bakımına daha çok bütçe ayırmalıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Bir mahalleyi ayakta tutan, gösterişsiz dayanışma alışkanlıklarıdır.

    “Bir mahallenin dayanıklılığı tam da bu görünmez ağın sıklığıyla ölçülür” cümlesi, önce sıralanan küçük davranışlarla birleşerek ana düşünceyi verir; yanıt C'dir. A, yalnızca son cümledeki afet örneğine dayanır; orada resmî ekiplerin geciktiği değil, komşunun daha yakın olduğu söylenmektedir.

  11. Soru 11

    Kolay

    Bisikleti kentlerde yaygınlaştırmak için önce yol çizgisi çekmek yetmiyor. Sürücünün kendini güvende hissetmesi, şeridin araç trafiğinden fiziksel olarak ayrılmasına bağlı. İkinci koşul, varış noktasında güvenli bir park yerinin bulunması; çalınma korkusu pek çok kişiyi daha ilk günden vazgeçiriyor. Üçüncüsü ise arazi yapısı: Yokuşlu semtlerde elektrikli destek olmadan bisiklet günlük ulaşım aracına dönüşmüyor. Bu üç koşul bir arada sağlandığında, kısa mesafeli araç yolculuklarının önemli bölümü kendiliğinden bisiklete kayıyor. Yağmurlu günler ise sanıldığı kadar belirleyici değil. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    • A)Bisiklet şeridinin araç trafiğinden ayrılmasının önemine
    • B)Park yeri sorununun kullanıcıları caydırdığına
    • C)Arazi eğiminin bisiklet kullanımını etkilediğine
    • D)Bisiklet kullanmanın kişilerin sağlığına katkı sağladığına
    • E)Hava koşullarının etkisinin abartıldığına
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Bisiklet kullanmanın kişilerin sağlığına katkı sağladığına

    A ikinci cümlede, B “çalınma korkusu pek çok kişiyi daha ilk günden vazgeçiriyor” ifadesinde, C “yokuşlu semtlerde ... dönüşmüyor” örneğinde, E ise “yağmurlu günler sanıldığı kadar belirleyici değil” cümlesinde geçer. Bisikletin sağlık üzerindeki etkisinden hiç söz edilmediği için yanıt D'dir.

  12. Soru 12

    Zor

    Bir kazıda çıkan kırık bir çanak, tek başına yalnızca kırık bir çanaktır. Onu anlamlı kılan, hangi katmanda, hangi eşyaların yanında ve nasıl bir düzende bulunduğudur. Bu yüzden arkeologlar için buluntunun kendisi kadar, çıkarıldığı yerin ölçülüp çizilmesi de önemlidir. Kaçak kazılarda bir eser topraktan koparılıp piyasaya sürüldüğünde, madde olarak korunsa bile bilgisi yok olur; çünkü bağlamı geri getirilemez. Müzelerde etiketsiz duran nice parça, aslında sessizleştirilmiş birer tanıktır. Kazının asıl ürünü eser değil, kayıt defteridir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?

    • A)Bir buluntunun anlamının çevresindeki verilere bağlı olduğuna
    • B)Kaçak kazıların bilimsel bilgi kaybına yol açtığına
    • C)Kazıda tutulan kayıtların eserin kendisi kadar değerli olduğuna
    • D)Bağlamından koparılmış eserlerin bilgi değerini yitirdiğine
    • E)Arkeologların kazı çalışmalarını yaz aylarında yürüttüğüne
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Arkeologların kazı çalışmalarını yaz aylarında yürüttüğüne

    A, buluntunun hangi katmanda ve hangi eşyaların yanında bulunduğunu önemseyen ikinci cümleden; B ve D, “madde olarak korunsa bile bilgisi yok olur; çünkü bağlamı geri getirilemez” yargısından; C ise “kazının asıl ürünü eser değil, kayıt defteridir” cümlesinden çıkarılabilir. Kazıların hangi mevsimde yapıldığına ilişkin bir bilgi bulunmadığından yanıt E'dir.

  13. Soru 13

    Orta

    Kahve ocaklarında ya da köy odalarında masal anlatan kişiler, aynı hikâyeyi her seferinde biraz başka türlü söylerdi. Dinleyici kalabalıksa olay uzar, çocuklar öndeyse korkulu bölümler kısalırdı. Anlatıcı metni ezberlemez; iskeleti aklında tutar, gerisini o akşamın havasına göre kurardı. Bu yüzden halk anlatılarının aslı diye bir şey yoktur; her anlatım, kendi anının ürünüdür. Yazıya geçirilen metin ise bu esnekliği kaybeder, hikâyeyi bir kez dondurur. Derlemeciler bunun farkında olduğu için aynı masalın onlarca varyantını yan yana kaydeder. Bu parçaya en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Her Anlatımda Yeniden Doğan Hikâyeler
    • B)Masalların Eğitici Yönü
    • C)Köy Odalarında Kış Geceleri
    • D)Yazının Bulunuşu ve Kültürel Sonuçları
    • E)Çocuk Edebiyatında Korku Ögesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Her Anlatımda Yeniden Doğan Hikâyeler

    “Halk anlatılarının aslı diye bir şey yoktur; her anlatım, kendi anının ürünüdür” cümlesi parçanın özünü verir ve A'yı doğrular. C, yalnızca ilk cümledeki anlatım ortamına ilişkin ayrıntıyı başlığa çıkarır; E ise çocuklar öndeyken korkulu bölümlerin kısalmasıyla ilgili tek bir örneğe dayanır.

  14. Soru 14

    Orta

    Uykunun yalnızca dinlenme olduğunu düşünmek eksik bir bakış. Gün içinde öğrenilenler, gece boyunca beyinde yeniden düzenleniyor; önemli görülenler pekiştirilirken gereksiz ayrıntılar siliniyor. Bu nedenle sınavdan önceki geceyi kitap başında geçirmek, çoğu zaman uykuyu tercih etmekten daha az verimli oluyor. Uykunun ilk saatlerinde bedenin onarımı, sabaha karşıki bölümünde ise belleğin düzenlenmesi ağır basıyor. Yani geç yatıp erken kalkan biri yalnızca yorgun kalmıyor; öğrendiklerinin bir bölümünü de yerine yerleştiremiyor. Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?

    • A)Uykunun öğrenme üzerindeki etkisi nedir?
    • B)İyi bir uyku için yatak odası nasıl düzenlenmelidir?
    • C)Uykusuzluk uzun vadede hangi hastalıklara yol açar?
    • D)Günde kaç saat uyumak yeterli sayılmaktadır?
    • E)Rüyaların içeriği kişiden kişiye neye göre değişir?
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Uykunun öğrenme üzerindeki etkisi nedir?

    Parça baştan sona uyku sırasında bilgilerin pekiştirilip düzenlenmesini anlatır; “gün içinde öğrenilenler, gece boyunca beyinde yeniden düzenleniyor” cümlesi A sorusunun karşılığıdır. D'nin yanıtı olabilmesi için bir süre belirtilmesi gerekirdi; parçada saat sayısı verilmez, yalnızca uykunun bölümlerinden söz edilir.

  15. Soru 15

    Kolay

    Bir zanaatın yaşaması, ustanın ürettiği parçaların müzeye kaldırılmasıyla değil, o parçaların hâlâ kullanılmasıyla mümkündür. Bakır bir güğüm vitrine konduğu anda güzelleşir ama işlevini yitirir; mutfakta durduğu sürece ise hem onarılır hem de yeni ustaların yetişmesini gerektirir. Geleneği koruma çabaları çoğu kez bu ayrımı gözden kaçırır; sergiler açılır, belgeseller çekilir, oysa çırak bulunamaz. Bir tekniğin sürmesi için satın alan, kullanan, kırılınca tamir ettiren birilerinin olması gerekir. Zanaat, seyredildiği yerde değil, kullanıldığı yerde yaşar. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Geleneksel el sanatları üzerine çekilen belgeseller nitelik bakımından yetersizdir.
    • B)Müzeler, geçmişin ürünlerini gelecek kuşaklara aktarmakla yükümlü kurumlardır.
    • C)Bakır işçiliği, uzun bir ustalık dönemi gerektiren en zor zanaatlardan biridir.
    • D)Bir zanaat, ancak günlük yaşamda kullanıldığı sürece yaşayabilir.
    • E)Çırak yetiştirme düzeni geçmişteki önemini büyük ölçüde yitirmiş durumdadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Bir zanaat, ancak günlük yaşamda kullanıldığı sürece yaşayabilir.

    Son cümledeki “Zanaat, seyredildiği yerde değil, kullanıldığı yerde yaşar” yargısı parçanın bütününü özetler; yanıt D'dir. E ise “sergiler açılır, belgeseller çekilir, oysa çırak bulunamaz” cümlesinde değinilen bir yardımcı düşüncedir ve parçanın tamamını karşılamaz.

Sponsorlu