KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

İdare Hukuku — Test 10

KPSS Vatandaşlık dersinin İdare Hukuku konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 156 soru kitap sırasına göre 11 teste bölünmüştür; bu sayfa 10. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

Bu testteki sorular şu kavramları ölçüyor: İdari dava türleri, süreler ve idari başvurular (2577), Disiplin cezaları, süreler ve itiraz (657 madde 125 ve devamı), Kamu hizmeti ilkeleri, görülüş usulleri, kolluk ve kamu malları, Başkent teşkilatı ve yardımcı kuruluşlar: Danıştay, Sayıştay, MGK, İl ve ilçe yönetimi: vali ve kaymakam (5442), Memur kavramı, istihdam şekilleri ve memurluğa giriş (madde 128, 657), İdari yargı denetiminin sınırları ve yürütmenin durdurulması (madde 125), Merkezden yönetim, yetki genişliği ve yerinden yönetim (madde 126). Bu kavramların kartları konu anlatımında; her kartın altında bu ve benzeri sorular, karıştırılan noktalar ve sınav ipuçları var.

1 kolay5 orta9 zor

  1. Soru 1

    Zor

    Bir devlet memuruna kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Ceza doğrudan disiplin amiri tarafından verilir ve buna karşı yalnızca kurumun disiplin kuruluna yedi gün içinde itiraz edilebilir.
    • B)Ceza yüksek disiplin kurulu kararıyla verilir ve bu karara karşı itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür.
    • C)Cezaya karşı idari itiraz yoluna başvurulmuş olması, aynı ceza hakkında idari yargıda dava açma hakkını ortadan kaldırır.
    • D)İtiraz süresi tebliğden itibaren otuz gün olup, bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezası hiçbir zaman kesinleşmez.
    • E)Ceza, kurum disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirce verilir; yüksek disiplin kuruluna itiraz edilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Ceza, kurum disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirce verilir; yüksek disiplin kuruluna itiraz edilir.

    657 sayılı Kanun'un 126. maddesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından verilir. Aynı Kanun'un 135. maddesi uyarınca disiplin amirlerince verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise yüksek disiplin kuruluna itiraz edilir; itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür ve süresinde itiraz edilmeyen ceza kesinleşir. Bu nedenle itiraz süresini on beş veya otuz gün gösteren seçenekler yanlıştır. 135. maddenin son fıkrası disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunun açık olduğunu belirttiğinden, itirazın dava hakkını ortadan kaldırdığı yönündeki seçenek de hatalıdır. Cevap E.

  2. Soru 2

    Zor

    Bir belediyenin bakımından sorumlu olduğu yolda uzun süredir açık bırakılan ve çevresi işaretlenmeyen bir çukura düşen A yaralanmıştır. Aynı dönemde bir kamu kurumunun tüm teknik kurallara uyarak yürüttüğü patlatmalı kazı çalışması nedeniyle yakındaki B'nin evinin duvarları çatlamıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)A'nın zararı kusursuz sorumluluktan, B'nin zararı ise hizmet kusurundan doğar; her iki istem de adli yargıdaki genel mahkemelerde görülür.
    • B)Her iki olayda idarenin sorumluluğu ancak belirli bir kamu görevlisinin kişisel kusuru kanıtlanırsa doğar.
    • C)A'nın zararı hizmet kusurundan, B'nin zararı risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluktan doğar; ikisi de idari yargıda istenir.
    • D)B'nin uğradığı zararda idarenin faaliyeti hukuka uygun olduğundan idareye hiçbir sorumluluk yüklenemez.
    • E)A idari yargıda tam yargı davası açar; B ise zararını yalnızca adli yargıda kazı işini yapan kurumdan isteyebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — A'nın zararı hizmet kusurundan, B'nin zararı risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluktan doğar; ikisi de idari yargıda istenir.

    Hizmetin hiç işlememesi, kötü işlemesi ya da geç işlemesi hizmet kusurudur; yolda açık bırakılan ve işaretlenmeyen çukur, bakım hizmetinin kötü işlemesine tipik örnektir. İdarenin hukuka uygun yürüttüğü ancak çevresi için özel bir tehlike yaratan faaliyetlerinden doğan zararlar ise risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluk kapsamındadır; bu nedenle idarenin kusuru aranmaz ve faaliyetin hukuka uygunluğu sorumluluğu kaldırmaz. Anayasa'nın 125. maddesi idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirtir; idari eylemden doğan zararlar 2577 sayılı Kanun'un 12 ve 13. maddeleri uyarınca idari yargıda tam yargı davasıyla istenir. Bu yüzden istemleri adli yargıya götüren seçenekler ve sorumluluğu kişisel kusurun kanıtlanmasına bağlayan seçenek yanlıştır. Cevap C.

  3. Soru 3

    Orta

    Bir kişi, otuz yıldır kesintisiz biçimde ektiği ve üzerine yapı yaptığı bir köy merasının kendi adına tapuya tescilini istemektedir. Kamu mallarına uygulanan hukuki rejim bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Mera bir orta malıdır; kamu malları zamanaşımıyla kazanılamayacağı için istem hukuken sonuç doğurmaz.
    • B)Yirmi yıllık kesintisiz zilyetlik tamamlandığı için taşınmaz adına tescil edilmek zorundadır.
    • C)Mera bir hizmet malı olduğundan üzerinde yapı bulunması hâlinde özel mülkiyete konu olabilir.
    • D)Kamu malları haczedilemez ve devredilemez, ancak zamanaşımıyla kazanılmalarına engel bir kural yoktur.
    • E)Mera üzerinde yapı yapılmış olması tahsis amacını kendiliğinden değiştirir ve malı özel mala dönüştürür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Mera bir orta malıdır; kamu malları zamanaşımıyla kazanılamayacağı için istem hukuken sonuç doğurmaz.

    Meralar, doğrudan halkın ortak yararlanmasına ayrılmış orta mallarıdır ve 4342 sayılı Mera Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kamu mallarının temel hukuki rejimi gereği bu mallar devredilemez, haczedilemez, özel mülkiyete konu olamaz ve zamanaşımıyla kazanılamaz; bu nedenle zilyetliğin süresi ne olursa olsun tescil istemi sonuç doğurmaz. Zamanaşımına engel bulunmadığını söyleyen ve yirmi yıllık zilyetliği yeterli sayan seçenekler bu rejime aykırıdır. Bir malın kamu malı niteliği tahsis kararıyla kazanılıp tahsisin kaldırılmasıyla son bulur; üzerine yapı yapılması niteliği kendiliğinden değiştirmez ve mera bir hizmet malı değildir. Cevap A.

  4. Soru 4

    Zor

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Karar verilebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması yeterlidir; ayrıca bir zarar koşulu aranmaz.
    • B)Karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli olarak verilir.
    • C)Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı hiçbir biçimde itiraz yolu bulunmaz.
    • D)İdari dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurduğu için ayrıca bir karar verilmesine gerek kalmaz.
    • E)Yürütmenin durdurulması istemi yalnızca tam yargı davalarında ileri sürülebilen bir geçici koruma yoludur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli olarak verilir.

    2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi, yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesini arar; karar, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek verilir. Bu nedenle tek başına açık hukuka aykırılığı yeterli sayan seçenek yanlıştır. Aynı maddeye göre yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir; dolayısıyla itiraz yolunun tümüyle kapalı olduğu söylenemez. Dava açılmasının yürütmeyi kendiliğinden durdurmadığı da aynı maddede açıkça belirtilmiştir. Cevap B.

  5. Soru 5

    Zor

    İptal davası ile tam yargı davası karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)İptal davası menfaati ihlal edilenler, tam yargı davası kişisel hakkı doğrudan zarar görenler tarafından açılabilir.
    • B)İptal davasında mahkeme işlemi hukuka aykırı bulursa iptal etmekle yetinir, idarenin yerine geçip yeni işlem kuramaz.
    • C)İdari eylemden doğan tam yargı davası açılabilmesi için kural olarak önce ilgili idareye başvurulması gerekir.
    • D)İptal davası sonunda verilen karar yalnızca davayı açan kişi bakımından hüküm doğurur.
    • E)Bir işlem nedeniyle uğranılan zarar, iptal davasıyla birlikte veya iptal kararının tebliğinden sonra tam yargı davasıyla istenebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İptal davası sonunda verilen karar yalnızca davayı açan kişi bakımından hüküm doğurur.

    2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi iptal davasını menfaati ihlal edilenlere, tam yargı davasını kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlara tanır; 12. madde ise zararın iptal davasıyla birlikte ya da iptal kararının tebliğinden itibaren dava süresi içinde istenebileceğini düzenler. 13. madde, idari eylemlerden doğan zararlarda dava açmadan önce ilgili idareye başvurmayı zorunlu kılar. Aynı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrası gereği idari yargı yerleri yerindelik denetimi yapamaz ve idarenin yerine geçerek işlem kuramaz. İptal kararı ise objektif etkilidir: işlemi baştan itibaren ve herkes bakımından ortadan kaldırır, yalnızca davacıyla sınırlı kalmaz; bu nedenle iptal kararının etkisini davacıya indirgeyen yargı yanlıştır. Cevap D.

  6. Soru 6

    Orta

    Anayasa'nın 126. maddesine göre illerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Yetki genişliği ilkesi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Vali, il düzeyinde merkezî idare adına merkeze sormaksızın karar alır; bu kararlar Devlet tüzelkişiliği adına doğar.
    • B)Yetki genişliği, yerinden yönetim ilkesinin il ölçeğindeki görünümü olup ile ayrı ve bağımsız bir kamu tüzelkişiliği kazandırır.
    • C)Yetki genişliği yalnızca il özel idaresinin seçimle oluşan karar organlarına tanınmış bir yetkidir.
    • D)Yetki genişliği, ilçe düzeyinde kaymakamlara tanınmış ve Anayasa'da açıkça düzenlenmiş bir yetkidir.
    • E)Yetki genişliği, belediye başkanlarının merkezî idare adına karar almasını sağlayan bir vesayet aracıdır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Vali, il düzeyinde merkezî idare adına merkeze sormaksızın karar alır; bu kararlar Devlet tüzelkişiliği adına doğar.

    Anayasa'nın 126. maddesi, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığını belirtir; bu ilke merkezden yönetimin sakıncalarını yumuşatmak için merkezin taşradaki temsilcisi olan valiye tanınmıştır. Vali, kendisine bırakılan işlerde merkeze sormaksızın karar alır; ancak aldığı karar kendi adına değil Devlet tüzelkişiliği adına hüküm doğurur, çünkü yetki genişliği merkezden yönetim içinde kalan bir tekniktir. Bu nedenle ilkeyi yerinden yönetimin görünümü sayan ve ile ayrı tüzelkişilik kazandırdığını söyleyen seçenek yanlıştır. Anayasa yetki genişliğini illerde valilere bağladığından ilkeyi kaymakamlara, belediye başkanlarına ya da il özel idaresi organlarına bağlayan seçenekler de hatalıdır. Cevap A.

  7. Soru 7

    Zor

    Bir kamu kurumu, görev yerinin değiştirilmesini gerektiren hiçbir hizmet gereği bulunmadığı hâlde, kurum içindeki bir uygulamayı eleştiren yazısı nedeniyle memur M'yi başka bir ile atamıştır. Bu işlem idari işlemin hangi unsurları bakımından sakattır?

    • A)Yetki ve biçim (şekil)
    • B)Konu ve yetki
    • C)Şekil ve konu
    • D)Yalnızca yetki
    • E)Sebep ve maksat
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Sebep ve maksat

    2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan unsurlardan sebep, işlemi hukuken haklı kılan maddi ya da hukuki etkendir; hizmet gereği bulunmadığı hâlde atama yapılması sebep unsurunun yokluğu anlamına gelir. Maksat unsuru ise işlemin kamu yararı amacına yönelik olmasını gerektirir; işlemin memuru eleştirisi nedeniyle cezalandırmak için kullanılması amaç saptırması oluşturur. Olayda atamayı yapan kurumun bu konuda yetkisi bulunduğundan ve işlemde biçim kuralına aykırılık belirtilmediğinden yetki ve şekil unsurları tartışma dışıdır. Konu unsuru işlemin doğurduğu hukuki sonuca ilişkindir; atamanın kendisi hukuken olanaklı bir sonuç olduğu için konu yönünden bir sakatlık da söz konusu değildir. Cevap E.

  8. Soru 8

    Kolay

    1982 Anayasası'na göre bir kamu tüzelkişiliği aşağıdakilerin hangisi ya da hangileri ile kurulabilir? I. Kanun II. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi III. Yönetmelik

    • A)Yalnız I
    • B)Yalnız II
    • C)I ve II
    • D)I ve III
    • E)I, II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — I ve II

    Anayasa'nın 123. maddesinin son fıkrası, 2017 değişikliğinden sonra "Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur" biçimindedir. Bu nedenle I ve II doğrudur. Yönetmelik, 124. madde uyarınca kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan bir düzenleyici işlem olduğundan onunla tüzelkişilik kurulamaz; bu yüzden III'ü içeren seçenekler yanlıştır. Yalnız I ya da yalnız II diyen seçenekler de maddede yer alan iki yolun birini dışarıda bıraktığı için hatalıdır. Cevap C.

  9. Soru 9

    Orta

    İdarenin düzenleyici işlemleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğunun denetimi, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay tarafından yapılan bir denetimdir.
    • B)Bakanlıklar ancak kanunlara dayanarak yönetmelik çıkarabilir; Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanması için yönetmelik çıkarılamaz.
    • C)Bakanlıklarca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı iptal davalarına ilk derece mahkemesi olarak Danıştay bakar.
    • D)Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının düzenleyici işlem yapma yetkisi hiçbir hâlde bulunmaz; bu yetki yalnızca bakanlıklara tanınmıştır.
    • E)Yönetmelikler ancak Resmî Gazete'de yayımlanmakla yürürlüğe girebilir; başka bir yolla yürürlüğe konulmaları hiçbir hâlde olanaklı değildir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Bakanlıklarca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı iptal davalarına ilk derece mahkemesi olarak Danıştay bakar.

    2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi, bakanlıklar ile kamu kuruluşlarının veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının çıkardığı ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ın karara bağladığını düzenler. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi ise Anayasa'nın 148. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine aittir, Danıştay'a değil. Anayasa'nın 124. maddesi yönetmeliklerin kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılabileceğini söylediğinden, kararnameye dayalı yönetmeliği yasaklayan seçenek de yanlıştır. Aynı madde yönetmelik çıkarma yetkisini kamu tüzelkişilerine de tanıdığı için meslek kuruluşlarını dışlayan seçenek hatalıdır. Cevap C.

  10. Soru 10

    Orta

    Bir belediye, içme suyu hizmetinden yararlanan bütün abonelere aynı tarifeyi uygularken, aynı koşullarda bulunan bir grup aboneye hiçbir haklı nedene dayanmaksızın daha yüksek tarife uygulamaya başlamıştır. Bu uygulama öncelikle kamu hizmetinin hangi ilkesine aykırıdır?

    • A)Süreklilik ilkesi
    • B)Eşitlik (tarafsızlık) ilkesi
    • C)Değişkenlik (uyarlama) ilkesi
    • D)Bedelsizlik (meccanilik) ilkesi
    • E)Kanunla kurulma ilkesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Eşitlik (tarafsızlık) ilkesi

    Kamu hizmetinin eşitlik ilkesi, hizmetten yararlananların aynı hukuki durumda bulunmaları hâlinde aynı kurallara ve aynı koşullara tabi tutulmasını gerektirir; haklı bir neden olmaksızın farklı tarife uygulanması doğrudan bu ilkeyi zedeler. Süreklilik ilkesi hizmetin kesintisiz yürütülmesine, değişkenlik ilkesi ise değişen ihtiyaç ve teknolojiye göre hizmetin yeniden düzenlenmesine ilişkindir; olayda hizmet kesintiye uğramadığı ve hizmetin içeriği değiştirilmediği için bu iki ilke ihlal edilmemiştir. Kanunla kurulma ilkesi hizmetin kuruluşuna ilişkin bir gerekliliktir, tarife uygulamasıyla ilgili değildir. Cevap B.

  11. Soru 11

    Zor

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)Dava açma süresi, Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gündür.
    • B)İdari uyuşmazlıklarda dava açma süresi, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
    • C)İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
    • D)Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işlem, uygulama işlemi ya da her ikisi aleyhine birden dava açabilir.
    • E)Bir düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, o düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin iptaline engel oluşturur.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Bir düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, o düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin iptaline engel oluşturur.

    2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası dava açma süresini Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olarak belirler; ikinci fıkra sürenin yazılı bildirimi izleyen günden, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde ise ilanı izleyen günden başladığını söyler. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceğini ve "düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağını" açıkça belirtir. Bu nedenle iptal edilmemiş bir yönetmeliğin, ona dayanan bireysel işlemin iptaline engel olduğunu söyleyen yargı maddenin açık hükmüne aykırıdır. Süre başlangıçlarına ve süre uzunluklarına ilişkin diğer yargılar ise maddeye uygundur. Cevap E.

  12. Soru 12

    Zor

    İdari işlemlerin geri alınması ve kaldırılması bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Kaldırma işlemi geçmişe etkili sonuç doğurur; geri alma ise işlemi yalnızca ileriye dönük olarak ortadan kaldırır.
    • B)Hukuka aykırı olup ilgilisi lehine sübjektif hak doğuran işlem, kural olarak dava açma süresi içinde geri alınabilir.
    • C)Yok hükmündeki bir işlemin idarece geri alınabilmesi için de dava açma süresi içinde kalınması zorunlu bir koşuldur.
    • D)İdare, hukuka uygun olan ve ilgilisi lehine hak doğuran bir işlemi dilediği zaman geçmişe etkili biçimde geri alabilir.
    • E)Bir idari işlemi geri alma yetkisi idareye değil, yalnızca o işlemi denetlemekle görevli yargı yerine aittir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Hukuka aykırı olup ilgilisi lehine sübjektif hak doğuran işlem, kural olarak dava açma süresi içinde geri alınabilir.

    Geri alma işlemi geçmişe etkilidir ve işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırır; kaldırma ise yalnızca ileriye etkili sonuç doğurur. Bu nedenle iki kurumun etkisini ters yüz eden seçenek yanlıştır. Danıştay içtihadında yerleşik kural, hukuka aykırı olmakla birlikte ilgilisi lehine sübjektif hak doğuran işlemlerin ancak dava açma süresi içinde geri alınabileceği; hukuka uygun ve hak doğuran işlemlerin ise kazanılmış hak nedeniyle geçmişe etkili olarak geri alınamayacağıdır. Yok hükmündeki işlem hiç doğmamış sayıldığından geri alınması süreye bağlı değildir. Geri alma, idarenin kendi işlemi üzerindeki bir yetkisi olduğundan bunu yalnızca yargı yerine bağlayan seçenek de hatalıdır. Cevap B.

  13. Soru 13

    Orta

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda öngörülen istihdam biçimleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Memur, genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa etmekle görevlendirilen kişidir.
    • B)Sözleşmeli personel memur kadrosuna atanmış sayılır ve memurlarla tümüyle aynı özlük haklarından yararlanır.
    • C)İşçi statüsünde çalışanlar, 657 sayılı Kanun'un memurlara ilişkin bütün hükümlerine tabi olarak istihdam edilir.
    • D)Genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli görevler, idarenin tercihine göre işçiler eliyle de yürütülebilir.
    • E)657 sayılı Kanun kapsamındaki personelin disiplin işleri, Türk Ceza Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre yürütülür.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Memur, genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa etmekle görevlendirilen kişidir.

    657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (A) bendi memuru, mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın Devlet ve diğer kamu tüzelkişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlar. Anayasa'nın 128. maddesi bu asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceğini söylediğinden, aynı görevlerin idarenin tercihiyle işçiler eliyle yürütülebileceğini savunan seçenek Anayasa'ya aykırıdır. Sözleşmeli personel kadroya atanmış memur sayılmaz ve özlük hakları farklıdır; işçiler ise iş mevzuatına tabidir, memur hükümlerine değil. Disiplin işleri 657 sayılı Kanun'un 124 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup ceza mevzuatından ayrı bir rejimdir. Cevap A.

  14. Soru 14

    Zor

    Hakkında disiplin soruşturması başlatılan memur N görevden uzaklaştırılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Görevden uzaklaştırma bir disiplin cezası niteliğinde olduğundan ancak yüksek disiplin kurulu kararıyla uygulanabilir.
    • B)Görevden uzaklaştırılan memura, tedbirin devam ettiği süre boyunca aylık ve ödenek adı altında hiçbir ödeme yapılmaz.
    • C)Görevden uzaklaştırma tedbirini almaya yetkili olanlar arasında yalnızca memurun atamaya yetkili amirleri yer alabilir.
    • D)Disiplin kovuşturması gereği olan uzaklaştırma en çok üç ay sürer; bu sürede karar verilmezse memur göreve başlatılır.
    • E)Görevden uzaklaştırılan memur hakkında soruşturmaya başlanması için kanunda herhangi bir süre öngörülmemiştir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Disiplin kovuşturması gereği olan uzaklaştırma en çok üç ay sürer; bu sürede karar verilmezse memur göreve başlatılır.

    657 sayılı Kanun'un 137. maddesi görevden uzaklaştırmayı, kamu hizmetlerinin gerektirdiği hâllerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek memurlar için alınan ihtiyati bir tedbir olarak tanımlar; bu bir disiplin cezası değildir. 138. madde tedbiri almaya yetkilileri atamaya yetkili amirler, bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri ile illerde valiler olarak sayar, dolayısıyla yetkiyi tek makama indirgeyen seçenek yanlıştır. 141. madde görevden uzaklaştırılan memura bu süre içinde aylığının üçte ikisinin ödenmesini öngördüğü için hiçbir ödeme yapılmayacağını söyleyen seçenek de hatalıdır. 145. madde uyarınca disiplin kovuşturması icabından olan görevden uzaklaştırma en çok üç ay devam eder ve bu süre sonunda hakkında bir karar verilmezse memur görevine başlatılır; ayrıca 142. madde soruşturmaya on iş günü içinde başlanmasını şart koşar. Cevap D.

  15. Soru 15

    Zor

    Dava açmadan önce idareye başvurulması kanunen zorunlu olduğu hâlde, bu başvuru yapılmaksızın doğrudan idari yargıda dava açılmıştır. 2577 sayılı Kanun'a göre bu davada nasıl karar verilir?

    • A)Dava, ileri sürülen hukuka aykırılık iddiaları esastan incelenerek reddedilir ve yargılama böylece sona erer.
    • B)İdari merci tecavüzü bulunduğundan dava dilekçesinin görevli idare merciine tevdiine karar verilir.
    • C)Dava süre aşımı nedeniyle reddedilir ve aynı işlem hakkında yeniden dava açılması olanağı ortadan kalkar.
    • D)Mahkeme davacıya idareye başvurması için otuz gün süre verir ve bu süre boyunca dosyayı bekletme kararı alır.
    • E)Dava, davacının dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilir ve dosya işlemden kaldırılır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — İdari merci tecavüzü bulunduğundan dava dilekçesinin görevli idare merciine tevdiine karar verilir.

    2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi, dilekçeler üzerinde yapılan ilk inceleme konuları arasında idari merci tecavüzünü de sayar. 15. maddenin birinci fıkrası, idari merci tecavüzü hâlinde dava dilekçesinin görevli idare merciine tevdiine karar verileceğini düzenler; aynı maddeye göre bu hâlde tevdi tarihi idareye başvuru tarihi sayılır ve ilgilinin hakkı korunur. Bu nedenle davanın esastan ya da ehliyet yokluğundan reddedileceğini söyleyen seçenekler kanunun öngördüğü çözümle bağdaşmaz. Kanun mahkemeye davacıya süre verip dosyayı bekletme yetkisi de tanımamıştır; öngörülen tek sonuç dilekçenin görevli mercie gönderilmesidir. Cevap B.

Sponsorlu