KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Sözcükte Anlam — Test 8

KPSS Türkçe dersinin Sözcükte Anlam konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 130 soru kitap sırasına göre 9 teste bölünmüştür; bu sayfa 8. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

2 kolay8 orta5 zor

  1. Soru 1

    Orta

    Verilen cümlelerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?

    • A)Onun bu umursamaz tavrı hepimizin tepesini attırdı.
    • B)Aradığı işi bir türlü bulamayınca büsbütün eli kolu bağlandı.
    • C)Ne söylediysek dinlemedi, yine burnunun dikine gitti.
    • D)Sabahki tartışmadan sonra ikisi de akşama kadar surat astı.
    • E)Yeni aldığı kitabı akşam okumaya başladı ve gece yarısına doğru bitirdi.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Yeni aldığı kitabı akşam okumaya başladı ve gece yarısına doğru bitirdi.

    E'de sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmış, kalıplaşmış bir söze yer verilmemiştir; bu nedenle cümlede deyim yoktur. C'deki "burnunun dikine gitmek" ise kimseyi dinlemeden bildiğini yapmak anlamında kalıplaşmış bir deyimdir.

  2. Soru 2

    Zor

    Aşağıdaki deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?

    • A)ağzının payını vermek: haddini bildirecek sert bir karşılık vermek
    • B)kaşla göz arasında: gizli saklı biçimde çıkar sağlayacak işler çevirmek
    • C)hava atmak: sahip olduklarıyla gösteriş yapmak, çevresine caka satmak
    • D)çam devirmek: farkında olmadan karşısındakini kıracak bir söz söylemek
    • E)bam teline basmak: birinin en duyarlı olduğu konuya değinip öfkelendirmek
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — kaşla göz arasında: gizli saklı biçimde çıkar sağlayacak işler çevirmek

    "Kaşla göz arasında" deyimi, bir işin kimsenin fark edemeyeceği kadar kısa bir sürede olup bitmesini anlatır; B'de verilen "gizli saklı çıkar sağlamak" açıklaması yanlıştır. D'deki "çam devirmek" ise istemeden, farkında olmadan karşısındakini kıracak bir söz söylemek anlamına gelir ve doğru açıklanmıştır.

  3. Soru 3

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler arasında zıt anlam ilişkisi yoktur?

    • A)Sınavı kazanan da kaybeden de aynı sıraya oturup sonucu bekledi.
    • B)Uzun yolu değil, kısa yolu seçtik.
    • C)Toplantıya katılanlar değil, katılmayanlar eleştirildi.
    • D)Ağır çantayı bırakıp hafif olanı sırtladı.
    • E)Genç öğretmenle yaşlı müdür uzun uzun konuştu.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Toplantıya katılanlar değil, katılmayanlar eleştirildi.

    C'deki "katılanlar – katılmayanlar" ikilisi arasında zıt anlam değil olumsuzluk ilişkisi vardır; bir sözcüğün olumsuz biçimi, o sözcüğün karşıt anlamlısı sayılmaz. A'daki "kazanan – kaybeden" ise ayrı köklerden gelen ve birbirinin karşıtı olan sözcükler olduğu için gerçek bir zıtlık kurar.

  4. Soru 4

    Orta

    Bahçemizde birçok (I) gül ile (II) lale yetişir; annem bu (III) bitkileri her sabah sular. Komşumuz balkonundaki (IV) menekşeleri, kardeşim ise saksıdaki (V) sardunyayı ihmal eder. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi diğerlerini kapsayan en genel anlamlı sözcüktür?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — III

    "Bitki" sözcüğü gül, lale, menekşe ve sardunyanın tümünü içine alan üst kavramdır; bu nedenle en genel anlamlı sözcüktür. I, II, IV ve V ise "bitki"nin kapsamına giren türleri gösterdiği için özel anlamlıdır.

  5. Soru 5

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcüğün yerine ayraç içindeki sözcük getirilirse cümlenin anlamı bozulur?

    • A)Bu konuda kimseden yardım istemedi. (destek)
    • B)Duvardaki tabloyu uzun uzun inceledi. (gözetledi)
    • C)Anlattıkları hepimizi son derece şaşırttı. (hayrete düşürdü)
    • D)Öğretmen, ödevin eksiksiz olmasını istedi. (tam)
    • E)Sorunun çözümünü günlerce düşündü. (tarttı)
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Duvardaki tabloyu uzun uzun inceledi. (gözetledi)

    "İncelemek" bir şeyi ayrıntılarıyla ve açıkça araştırmaktır; "gözetlemek" ise gizlice bakmayı bildirdiği için B'de cümlenin anlamı bozulur. A'da "yardım" ile "destek" aynı anlam alanında bulunduğundan değişim cümleyi bozmaz.

  6. Soru 6

    Orta

    Köyün (I) küçük okulunda (II) genç bir öğretmen çalışıyordu. (III) Dar sınıflarda ders veren bu öğretmenin (IV) güzel bir sesi vardı; çocuklara (V) uzun türküler öğretirdi. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi nitel anlamda kullanılmıştır?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — IV

    "Güzel" sözcüğü sesin ölçülemeyen, kişiden kişiye değişen bir özelliğini bildirdiği için nitel anlamdadır. I, II, III ve V'teki "küçük", "genç", "dar" ve "uzun" ise büyüklük, yaş, genişlik ve süre gibi ölçülebilir özellikleri gösterdiğinden nicel anlam taşır.

  7. Soru 7

    Zor

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eş anlamlı sözcükler bir arada yer almaktadır?

    • A)Eleştirmen, romanın kurgusunu oldukça başarılı bulmuş.
    • B)Bu öyküdeki kahramanın serüveni, okuru sayfalar boyunca derinden etkiliyor.
    • C)Yazarın bu romandaki biçemi, ilk kitabındaki üslubundan çok uzak değil.
    • D)Şiirin son dizesi okurun aklında uzun süre kalıyor.
    • E)Kitabın kapağındaki resim, içeriğiyle uyumlu görünüyor.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Yazarın bu romandaki biçemi, ilk kitabındaki üslubundan çok uzak değil.

    "Biçem" ile "üslup", bir sanatçının anlatım özelliğini karşılayan eş anlamlı sözcüklerdir; C'de ikisi aynı cümlede kullanılmıştır. B'deki "öykü" ile "serüven" arasında ise eş anlamlılık değil, kapsam ilişkisi vardır; serüven öykünün konusudur, karşılığı değildir.

  8. Soru 8

    Zor

    Bu roman, savaşın açtığı yaraları (I) yalın bir dille anlatıyor. Yazarın (II) sade cümleleri okuru hiç yormuyor. Anlatımdaki bu (III) duruluk, kitabın en güçlü yanı. Satırlarda (IV) özentisiz bir ustalık var; (V) tumturaklı sözlere hiç yer verilmemiş. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi anlamca diğerlerinden farklıdır?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — V

    "Tumturaklı" sözcüğü gösterişli ve süslü bir anlatımı niteler. I, II, III ve IV'teki "yalın", "sade", "duruluk" ve "özentisiz" ise gösterişten uzak anlatımı bildirdiği için aynı anlam alanında toplanan yakın anlamlı sözcüklerdir; bu nedenle V, anlamca onların karşısında yer alır.

  9. Soru 9

    Kolay

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma sözcük kullanılmamıştır?

    • A)Dere, taşların arasından şırıl şırıl akıp gidiyordu.
    • B)Kapı, rüzgârın etkisiyle güm diye kapandı.
    • C)Mutfaktan tabakların şangırtısı geldi.
    • D)Kuzular, akşam serinliğinde meleye meleye ağıla girdi.
    • E)Salondaki misafirler yavaş yavaş dağılmaya başladı.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Salondaki misafirler yavaş yavaş dağılmaya başladı.

    E'deki "yavaş yavaş" bir ikilemedir, ancak doğadaki herhangi bir sesi taklit etmediği için yansıma sayılmaz. A'daki "şırıl şırıl" akan suyun sesini, C'deki "şangırtı" ise çarpan tabakların sesini yansıtır; bunlar yansıma sözcüklerdir.

  10. Soru 10

    Orta

    Dedemin köy evinde sabahlar hep aynı seslerle başlardı. Damdaki kuşlar (I) cıvıldarken avludaki tavuklar bir yandan (II) gıdaklar, ahırdan yükselen (III) böğürtü bu koroya karışırdı. Dedem, dışarıdaki bu (IV) telaşı duyunca sofrayı kurmaya girişir, bizi seslenerek uyandırırdı. Ben ise yorganın altından hemen çıkmaz, ocaktaki çaydanlığın (V) fıkırtısını yatağımdan dinlerdim. Yıllar geçti; o sesleri hâlâ aynı sırayla hatırlıyorum. Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisi yansıma bir sözcük değildir?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — IV

    "Cıvıldamak", "gıdaklamak", "böğürtü" ve "fıkırtı" doğadaki sesleri taklit eden köklerden türemiş yansıma sözcüklerdir. IV numaralı "telaş" ise bir sesi değil, bir durumu ve duyguyu karşılar; bu nedenle yansıma değildir. Yansıma sözcüğün ölçütü ikileme ya da ses çağrışımı değil, doğrudan bir sesi taklit etmesidir.

  11. Soru 11

    Zor

    Kasabanın tek sineması yıllar önce kapanmıştı. (I) Beyaz perdenin ışığı sönünce gençler akşamlarını meydanda geçirmeye başladı. Yaşlılar ise (II) çay ocağının önünde toplanır, eski günleri anardı. Salonun yeniden açılacağı duyulduğu sabah (III) sevinçli bir telaş vardı; (IV) bütün kasaba, bu haberi birbirine yetiştirdi. Koltuklar onarıldı, perde yenilendi. Gösterim gecesi salon (V) tıklım tıklım doldu. Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinde ad aktarması vardır?

    • A)I
    • B)II
    • C)III
    • D)IV
    • E)V
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — IV

    IV numaralı sözde "kasaba" yer adı, orada yaşayan insanlar yerine kullanılmıştır; bu, yer-insan ilişkisine dayalı bir ad aktarmasıdır. I numaralı "beyaz perde" ise sinema yerine kullanılmış bir dolaylamadır; dolaylama ile ad aktarması karıştırılmamalıdır. V'teki "tıklım tıklım" ise yalnızca bir pekiştirme ikilemesidir.

  12. Soru 12

    Zor

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması bulunmamaktadır?

    • A)Toplantı salonu, konuşmacıyı uzun uzun alkışladı.
    • B)Rafların üzerindeki tozu sabahtan beri alıyordu.
    • C)Bu akşam evde Halit Ceyhan okuyacağım.
    • D)Şehir, ilk kar yağdığında sevinçle sokaklara döküldü.
    • E)Kışın soğuğunda mangalı yakıp çevresine oturduk.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Rafların üzerindeki tozu sabahtan beri alıyordu.

    B'de sözcüklerin tümü gerçek anlamıyla kullanılmıştır; bir sözcük başka bir kavramın yerini tutmaz. E'de ise yanan, mangalın kendisi değil içindeki kömürdür; bu, iç-dış ilişkisine dayalı bir ad aktarmasıdır. C'de sanatçının adı yapıtları, A ve D'de yer adları oradaki insanlar yerine kullanılmıştır.

  13. Soru 13

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama bulunmamaktadır?

    • A)Kara elmas çıkarılan ocaklarda çalışanlar için yeni bir düzenleme yapıldı.
    • B)Yavru vatanı ilk kez o yaz görmüştüm.
    • C)Denizin üzerinde küçük bir balıkçı teknesi süzülüyordu.
    • D)Ormanların kralı, uzun uykusundan yeni uyanmıştı.
    • E)File bekçisi, penaltıyı kurtararak takımını ayakta tuttu.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Denizin üzerinde küçük bir balıkçı teknesi süzülüyordu.

    C'de deniz ve tekne doğrudan kendi adlarıyla anıldığı için dolaylama yoktur. E'deki "file bekçisi" ise tek sözcükle karşılanabilecek "kaleci" kavramının birden çok sözcükle anlatılmasıdır; aynı biçimde A'da "kara elmas" kömür, B'de "yavru vatan" Kıbrıs, D'de "ormanların kralı" aslan yerine kullanılmış dolaylamalardır.

  14. Soru 14

    Orta

    Aşağıdaki cümlelerden hangisinde deyim, anlamına uygun kullanılmamıştır?

    • A)Yıllardır görmediği dostunu karşısında görünce ağzı açık kaldı.
    • B)Bütün itirazlara karşın kararından dönmedi, sonuna kadar ayak diredi.
    • C)Yeni gelen memur, kısa sürede çalışkanlığıyla müdürün gözüne girdi.
    • D)Uzun bir sessizlikten sonra ağzından baklayı çıkardı ve gerçeği anlattı.
    • E)Vitrindeki elbiseyi çok beğendi, uzun uzun içini döktü.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Vitrindeki elbiseyi çok beğendi, uzun uzun içini döktü.

    "İçini dökmek", sıkıntılarını ve gizli duygularını birine anlatarak rahatlamak demektir. E'de bir elbiseyi beğenip seyretmek anlatıldığı için deyim anlamına uygun kullanılmamıştır; burada "gözünü alamamak" gibi bir söz beklenirdi. D'deki "ağzından baklayı çıkarmak" ise uzun süre sakladığı bir gerçeği sonunda söylemek anlamındadır ve cümleye tam olarak uymaktadır.

  15. Soru 15

    Kolay

    Aşağıdaki cümlelerden hangisinde deyim kullanılmamıştır?

    • A)Yağmur, sabahın erken saatlerinde başladı ve öğlene kadar sürdü.
    • B)Beklediği kabul mektubunu alınca dünyalar onun oldu.
    • C)Söylediklerine kimse aldırmadı, herkes onu kulak ardı etti.
    • D)Uzun bir aradan sonra sahneye çıkınca yüreği ağzına geldi.
    • E)Sabahtan beri koşuşturmaktan ayakta duracak hâli kalmamıştı.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Yağmur, sabahın erken saatlerinde başladı ve öğlene kadar sürdü.

    A seçeneğindeki bütün sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmıştır; cümlede kalıplaşmış bir söz öbeği bulunmadığı için deyim yoktur. C'deki "kulak ardı etmek" (söyleneni önemsemeyip dikkate almamak) ve D'deki "yüreği ağzına gelmek" (çok heyecanlanmak, korkmak) ise birer deyimdir.

Sponsorlu