KPSS Pusulası — Ana Sayfa

Çözümlü sorular · okuma modu

Temel Kavramlar — Test 10

KPSS Vatandaşlık dersinin Temel Kavramlar konusundan 15 soru ve her birinin ayrıntılı çözümü. Konudaki 151 soru kitap sırasına göre 11 teste bölünmüştür; bu sayfa 10. testtir. Soruyu önce kendin çöz, ardından Çözümü göster'e dokunup doğru cevabı ve gerekçesini oku. Süre tutarak, şık işaretleyerek ve sonucunu kaydederek çözmek istersen interaktif testi başlat.

Bu testteki sorular şu kavramları ölçüyor: Hukuki olay, hukuki fiil, hukuki işlem, Yaptırım türleri: ceza, cebrî icra, tazminat, iptal, hükümsüzlük, Zamanaşımı ve hak düşürücü süre, Hak ehliyeti ve fiil ehliyeti (TMK m.8, m.10), Erginlik yolları ve kısıtlama (hacir) sebepleri, Hükümsüzlük türleri: yokluk, kesin hükümsüzlük, iptal edilebilirlik, askıda hükümsüzlük, Normlar hiyerarşisi (2017 sonrası) ve Anayasa'nın üstünlüğü (m.11), Milletlerarası andlaşmalar (Anayasa m.90). Bu kavramların kartları konu anlatımında; her kartın altında bu ve benzeri sorular, karıştırılan noktalar ve sınav ipuçları var.

1 kolay7 orta7 zor

  1. Soru 1

    Zor

    (A), (B)'nin kusurlu davranışı yüzünden 12 Mart 2020'de zarara uğramış, zararı ve sorumlusunu 20 Nisan 2023'te öğrenmiş, tazminat davasını ise 2026 yılı içinde açmıştır. Haksız fiile dayanan bu istemin zamanaşımı bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)İstem, öğrenme tarihinden işleyen iki yıllık süre dolduğu için zamanaşımına uğramıştır.
    • B)Fiilin işlendiği tarihten on yıl geçmediği için istem hiçbir şekilde zamanaşımına uğramaz.
    • C)Haksız fiilden doğan tazminat isteminde yalnızca on yıllık süre uygulanır.
    • D)Zamanaşımı süresi, zararın öğrenildiği tarihten başlayarak beş yıl olarak işler.
    • E)Hâkim, taraflar ileri sürmese de zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — İstem, öğrenme tarihinden işleyen iki yıllık süre dolduğu için zamanaşımına uğramıştır.

    TBK m.72, haksız fiilden doğan tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını düzenler. İki süre birlikte işler ve hangisi önce dolarsa istem o anda zamanaşımına uğrar; öğrenme 20 Nisan 2023 olduğundan iki yıllık süre 20 Nisan 2025'te dolmuş, 2026'da açılan dava süreyi kaçırmıştır. Bu nedenle on yıllık sürenin dolmamış olmasına dayanan B ile tek sürenin bulunduğunu söyleyen C yanlıştır; kanun beş yıllık bir süre öngörmediği için D de yanlıştır. TBK m.161 zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını söylediğinden E de yanlıştır. Cevap A.

  2. Soru 2

    Orta

    Türk Ceza Kanunu'nun temel ilkeleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez.
    • B)Ceza sorumluluğu şahsidir; kimse başkasının işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulamaz.
    • C)Suç ve ceza içeren hükümler, kıyas yapılarak veya kıyasa yol açacak biçimde yorumlanamaz.
    • D)Sonradan yürürlüğe giren lehe kanun, infaz edilmekte olan hükümlere uygulanmaz.
    • E)On iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmamaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Sonradan yürürlüğe giren lehe kanun, infaz edilmekte olan hükümlere uygulanmaz.

    TCK m.7/2, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanunun uygulanacağını ve infaz olunmakta olan cezalar bakımından da bu kuralın geçerli olduğunu söyler; bu nedenle D yanlıştır. A ve C, TCK m.2'de düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ifadesidir; aynı madde kıyas yasağını ve kıyasa yol açacak biçimde geniş yorum yasağını içerir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği TCK m.20 ve Anayasa m.38'de yer aldığından B doğrudur. TCK m.31/1 fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığını belirttiği için E de doğrudur. Cevap D.

  3. Soru 3

    Zor

    Türk hukukunda normlar hiyerarşisi ve yürürlükteki düzenleme türleri bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunda farklı hükümler bulunması hâlinde kanun hükümleri uygulanır.
    • B)Kanun hükmünde kararname, yürütmenin başlıca düzenleme aracı olarak hâlen yürürlüktedir.
    • C)Yönetmelikler, dayandıkları kanun ve kararnamelere aykırı hükümler içerebilir.
    • D)Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar Anayasaya aykırılık iddiasıyla denetlenebilir.
    • E)Temel hak ve hürriyetler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle serbestçe düzenlenebilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunda farklı hükümler bulunması hâlinde kanun hükümleri uygulanır.

    1982 Anayasası m.104, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması hâlinde kanun hükümlerinin uygulanacağını ve Meclisin aynı konuda kanun çıkarması hâlinde kararnamenin hükümsüz hâle geleceğini düzenler. Aynı madde temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle siyasi hak ve ödevlerin kararnameyle düzenlenemeyeceğini söylediğinden E yanlıştır. Kanun hükmünde kararname, 2017 Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçilirken Anayasadan çıkarılmış bir düzenleme türü olduğu için B yanlıştır. Anayasa m.124 yönetmeliklerin kanunlara ve kararnamelere aykırı olamayacağını, m.90/son ise usulüne göre yürürlüğe konulmuş andlaşmalar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağını belirttiğinden C ve D de yanlıştır. Cevap A.

  4. Soru 4

    Kolay

    Hukuka aykırı bir idari işlemle karşılaşan kişinin yargı yoluna başvurması hâlinde uygulanacak yaptırım aşağıdakilerden hangisidir?

    • A)Cebrî icra
    • B)Tazminat
    • C)Ceza
    • D)İptal
    • E)Geçersizlik
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — İptal

    Hukuka aykırı idari işlemlerin yaptırımı, idari yargıda açılan dava sonunda işlemin ortadan kaldırılması, yani iptaldir; Anayasa m.125 idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunu söyler. Cebrî icra, para borcunu ödemeyen borçlunun malvarlığına devlet gücüyle el konulmasını ifade ettiği için A bu olaya uymaz. Tazminat haksız fiil veya sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın giderilmesi, ceza ise suç sayılan fiillere uygulanan yaptırım olduğundan B ve C de yanlıştır. Geçersizlik, hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliğin yaptırımıdır ve idari işlemin yargısal denetiminin adı değildir. Cevap D.

  5. Soru 5

    Orta

    Haklar mutlak haklar ve nispi haklar biçiminde ayrıldığında aşağıdakilerden hangisi mutlak haklar arasında yer alır?

    • A)Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı
    • B)Satıcının alıcıdan satış bedelini isteme hakkı
    • C)Kiracının kira sözleşmesinden doğan hakkı
    • D)Alacaklının borçludan ifa isteme hakkı
    • E)İşçinin işverenden ücretini isteme hakkı
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı

    Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebilen haklardır; mülkiyet hakkı TMK m.683'te malike eşyayı kullanma, yararlanma ve üzerinde tasarruf etme yetkisi veren bir ayni hak olarak düzenlendiği için mutlak haktır. Nispi haklar ise yalnızca belirli bir kişiye, borç ilişkisinin karşı tarafına karşı ileri sürülebilir. B, D ve E'de sayılanlar bir borç ilişkisinden doğan alacak haklarıdır ve ancak borçluya karşı ileri sürülebilir. C'deki kiracının hakkı da kira sözleşmesinin tarafına karşı ileri sürülen kişisel bir haktır. Cevap A.

  6. Soru 6

    Zor

    (A) on yedi yaşında mahkemenin izniyle evlenmiş, (B) on altı yaşında kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemeye başvurmuş, (C) ise on yedi yaşında kendi kazancıyla bağımsız yaşamaya başlamıştır. Türk Medeni Kanunu'nun erginliğe ilişkin hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Yalnız (A) ergin sayılır; küçüğün mahkeme kararıyla ergin kılınması kanunda düzenlenmemiştir.
    • B)(A) evlenmeyle, (B) mahkeme kararıyla ergin olabilir; (C) bu yolla ergin sayılmaz.
    • C)Üç kişinin de ergin sayılabilmesi için on sekiz yaşını doldurmuş olmaları zorunludur.
    • D)(C), kendi kazancıyla geçimini sağladığı için kanun gereği kendiliğinden ergin olur.
    • E)(B)'nin ergin kılınabilmesi için en az on yedi yaşını doldurmuş olması gerekirdi.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — (A) evlenmeyle, (B) mahkeme kararıyla ergin olabilir; (C) bu yolla ergin sayılmaz.

    TMK m.11'e göre erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; ancak aynı madde evlenmenin kişiyi ergin kıldığını da belirttiği için (A) erginlik kazanır. TMK m.12, on beş yaşını dolduran küçüğün kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabileceğini düzenler; (B) on altı yaşında olduğundan bu yol ona açıktır, dolayısıyla ergin kılınma kurumunun bulunmadığını söyleyen A ile yaş sınırını on yedi gösteren E yanlıştır. Kanunda ekonomik bağımsızlığı erginlik sebebi sayan bir hüküm bulunmadığından D de yanlıştır; evlenme ve ergin kılınma birer istisna olduğu için C de kabul edilemez. Cevap B.

  7. Soru 7

    Orta

    Türk Medeni Kanunu'na göre bir erginin kısıtlanması sebepleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Kısıtlama kararı ancak akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle verilebilir.
    • B)Savurganlık ve madde bağımlılığı hiçbir durumda kısıtlama sebebi sayılmaz.
    • C)Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan ergin kısıtlanır.
    • D)Kısıtlama kararı, ilgilinin kendi isteğine dayanılarak hiçbir koşulda verilemez.
    • E)Kısıtlama kararı verme yetkisi, ilgilinin yerleşim yerindeki il idare kuruluna verilmiştir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan ergin kısıtlanır.

    TMK m.407, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanacağını açıkça düzenler. Kısıtlama sebepleri yalnız akıl hastalığı ve akıl zayıflığı değildir: TMK m.406 savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve malvarlığını kötü yönetmeyi de sebep saydığından A ve B yanlıştır. TMK m.408, yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gereği gibi yönetemediğini ispat eden erginin kendi isteğiyle kısıtlanabileceğini öngördüğü için D de yanlıştır. Vesayet makamı TMK m.397 uyarınca sulh hukuk mahkemesi olduğundan kararı il idare kuruluna bağlayan E kabul edilemez. Cevap C.

  8. Soru 8

    Zor

    Türk Medeni Kanunu'nun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

    • A)Tüzel kişiler, yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki haklara ehildir.
    • B)Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyeti kazanır.
    • C)Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokabilir.
    • D)Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka hüküm yoksa işlerinin yönetildiği yerdir.
    • E)Tüzel kişilik, kuruluş belgesinin hazırlanmasıyla birlikte kendiliğinden doğar.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Tüzel kişilik, kuruluş belgesinin hazırlanmasıyla birlikte kendiliğinden doğar.

    TMK m.47, kişi ve mal topluluklarına ancak kanunda öngörülen koşullar altında tüzel kişilik tanındığını söyler; kuruluş belgesinin hazırlanması tek başına yetmez. Nitekim dernek TMK m.59 uyarınca kuruluş bildiriminin mülki amirliğe verilmesiyle, vakıf ise TMK m.102 uyarınca mahkeme kararı ve tescille tüzel kişilik kazanır; bu yüzden E yanlıştır. A, tüzel kişilerin hak ehliyetini düzenleyen TMK m.48'in, B ise fiil ehliyetini organlara bağlayan TMK m.49'un ifadesidir. Organların fiilleriyle tüzel kişinin borç altına girmesi TMK m.50'de, yerleşim yerinin işlerin yönetildiği yer olması ise TMK m.51'de yer aldığından C ve D de doğrudur. Cevap E.

  9. Soru 9

    Orta

    Türk Medeni Kanunu'nun kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Kişi, hukuka veya ahlaka aykırı olsa bile özgürlüklerinden tümüyle vazgeçebilir.
    • B)Kişilik hakkı saldırı tehlikesiyle karşılaşan kimse, bunun önlenmesini isteyebilir.
    • C)Kişilik hakkının ihlali hâlinde manevi tazminat istenmesi kanunda düzenlenmemiştir.
    • D)Adın değiştirilmesi istemi, haklı sebep aranmaksızın nüfus müdürlüğünün takdirine bırakılmıştır.
    • E)Adı haksız olarak kullanılan kişi, yalnızca ceza davası açmak suretiyle korunabilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: B — Kişilik hakkı saldırı tehlikesiyle karşılaşan kimse, bunun önlenmesini isteyebilir.

    TMK m.25, kişilik hakkı saldırıya uğrayan kimsenin saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve sona ermiş saldırının hukuka aykırılığının tespitini dava yoluyla isteyebileceğini düzenler; bu nedenle B doğrudur. Aynı madde maddi ve manevi tazminat istemlerini de açıkça saklı tuttuğundan C yanlıştır. TMK m.23, kimsenin hak ve fiil ehliyetinden vazgeçemeyeceğini, özgürlüklerinden de hukuka ya da ahlaka aykırı biçimde vazgeçemeyeceğini söylediği için A yanlıştır. TMK m.27 adın değiştirilmesinin ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebileceğini, m.26 ise adı haksız kullanılan kişinin buna son verilmesini ve koşulları varsa tazminat istemesini öngördüğünden D ve E de yanlıştır. Cevap B.

  10. Soru 10

    Zor

    Haksız fiil sorumluluğuyla ilgili aşağıdaki öncüllerden hangisi ya da hangileri doğrudur? I. Sorumluluğun doğması için kural olarak kusur, hukuka aykırı fiil, zarar ve uygun illiyet bağı birlikte bulunmalıdır. II. Kusur, kast ve ihmal biçiminde ortaya çıkabilir. III. Zarar görenin, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmesi hiçbir durumda gerekmez.

    • A)Yalnız I
    • B)Yalnız III
    • C)I ve II
    • D)II ve III
    • E)I, II ve III
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — I ve II

    TBK m.49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu söyler; öğretide bu hükümden kusur, hukuka aykırı fiil, zarar ve uygun illiyet bağı biçiminde dört unsur çıkarıldığı için I doğrudur. Kusurun kast ve ihmal (taksir) olarak iki görünüm almasında da tartışma bulunmadığından II doğrudur. III ise TBK m.50'ye aykırıdır: bu madde zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu açıkça belirtir; kusursuz sorumluluk hâlleri kanunda özel olarak düzenlenmiş istisnalardır. III yanlış olduğu için onu içeren B, D ve E elenir; II de doğru olduğundan yalnız I diyen A yanlıştır. Cevap C.

  11. Soru 11

    Orta

    Aşağıdakilerden hangisi Türk Borçlar Kanunu'na göre borcu sona erdiren sebeplerden biri değildir?

    • A)Zamanaşımı süresinin dolmuş olması
    • B)Tarafların ibra sözleşmesi yapması
    • C)Borcun gereği gibi ifa edilmesi
    • D)Karşılıklı borçların takas edilmesi
    • E)Alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Zamanaşımı süresinin dolmuş olması

    Zamanaşımının dolması borcu sona erdirmez; TBK m.161 zamanaşımının ancak def'i olarak ileri sürülebileceğini ve hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını söylediğinden borç, dava yoluyla istenemeyen eksik borç hâline gelir ve borçlu isterse geçerli biçimde ödeme yapabilir. Buna karşılık ifa TBK m.83 vd., ibra m.132, takas m.139 ve alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi m.135'te borcu sona erdiren sebepler arasında düzenlendiği için B, C, D ve E borcu gerçekten ortadan kaldırır. Cevap A.

  12. Soru 12

    Zor

    Bir konutun kiracısı, 2019 yılı içinde doğan üç aylık kira bedelini ödememiştir. Kiraya verenin bu alacağı bakımından zamanaşımı süresi ve niteliğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Alacak, kanunda özel bir hüküm bulunmadığından on yıllık genel süreye tabidir.
    • B)Kira bedeli alacakları bakımından kanunda herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
    • C)Süre iki yıl olup alacaklının alacağını öğrendiği tarihten başlayarak işler.
    • D)Kira bedeli alacağı beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
    • E)Süre hak düşürücü nitelikte olduğundan hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: D — Kira bedeli alacağı beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

    TBK m.146 alacakların kural olarak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu söyler, ancak m.147/1 kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimleri beş yıllık zamanaşımına bağlar; özel hüküm genel hükmü öncelediği için doğru süre beş yıldır ve A yanlıştır. Kanunda süre öngörülmediğini söyleyen B doğrudan m.147'ye aykırıdır. İki yıllık süre TBK m.72'de haksız fiil tazminatı için öngörülmüş olup sözleşmeden doğan kira alacağına uygulanmaz, dolayısıyla C yanlıştır. Zamanaşımı TBK m.161 uyarınca def'i olarak ileri sürülür ve hâkim tarafından resen dikkate alınamaz; resen gözetilen süre hak düşürücü süredir, bu nedenle E de yanlıştır. Cevap D.

  13. Soru 13

    Orta

    Türk Ceza Kanunu'na göre kast ve taksirle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Taksirle işlenen fiiller kural olarak cezalandırılır, kasten işlenenler ise istisnadır.
    • B)Olası kast, failin neticeyi öngörmesine karşın onu hiçbir biçimde istememesidir.
    • C)Bilinçli taksir hâlinde fail hakkındaki ceza, temel cezada indirim yapılarak belirlenir.
    • D)Kastın varlığı için suçun kanuni tanımındaki unsurların bilinmesi gerekli değildir.
    • E)Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla neticenin öngörülmemesidir.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: E — Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla neticenin öngörülmemesidir.

    TCK m.22/1 taksiri, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlar; bu nedenle E doğrudur. Aynı maddenin ilk fıkrası taksirle işlenen fiillerin ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılacağını, TCK m.21/1 ise suçun oluşmasının kural olarak kasta bağlı olduğunu söylediğinden A yanlıştır. TCK m.21/1'e göre kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir; bilme unsuru zorunlu olduğu için D yanlıştır. Neticeyi öngörüp istememe bilinçli taksirin tanımıdır, olası kastta ise fail neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemeyi kabullenir, bu yüzden B yanlıştır. TCK m.22/3 bilinçli taksirde cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağını öngördüğünden C de yanlıştır. Cevap E.

  14. Soru 14

    Zor

    Ani bir sel tehlikesiyle karşılaşan ve kaçacak başka yol bulamayan (A), komşusunun kilitli bahçe kapısını kırıp yüksek bir alana çıkarak kendisini kurtarmıştır. Bu olayda (A)'nın ceza sorumluluğu bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Fiil meşru savunma kapsamındadır, çünkü bir kişiden gelen haksız saldırı söz konusudur.
    • B)Fiil, kanunun hükmünü yerine getirme kapsamında kaldığı için hukuka uygun sayılır.
    • C)Fiil zorunluluk hâli kapsamında olduğundan (A)'ya bu sebeple ceza verilmez.
    • D)Fiil, hakkın kullanılması sayıldığı için baştan itibaren suç oluşturmamaktadır.
    • E)(A)'nın fiili haksız tahrik hükümleri gereğince indirimli olarak cezalandırılır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: C — Fiil zorunluluk hâli kapsamında olduğundan (A)'ya bu sebeple ceza verilmez.

    TCK m.25/2'ye göre kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelen, bilerek neden olmadığı ve başka türlü korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak amacıyla, tehlikenin ağırlığıyla orantılı biçimde işlediği fiillerden dolayı kendisine ceza verilmez; sel tehlikesi karşısında kapının kırılması bu zorunluluk hâline uyar. Meşru savunma TCK m.25/1'de bir kişiden gelen haksız saldırıya karşı düzenlenmiştir, olayda tehlike doğa olayından kaynaklandığı ve haksız bir saldırı bulunmadığı için A yanlıştır. Haksız tahrik TCK m.29'da haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya elem hâlini düzenler, bir doğa olayı tahrik sayılmayacağından E de yanlıştır. Kanun hükmünü yerine getirme ile hakkın kullanılması TCK m.24 ve m.26'da ayrı hukuka uygunluk sebepleri olarak düzenlenmiş olup olayda bunların koşulları bulunmadığından B ve D de kabul edilemez. Cevap C.

  15. Soru 15

    Orta

    Türk Borçlar Kanunu'na göre sözleşmenin kurulması ve şekliyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

    • A)Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.
    • B)Sözleşmelerin tümünün geçerli olabilmesi için resmî şekilde yapılması zorunludur.
    • C)Sözleşme, tarafların irade beyanları birbirine uygun olmasa da kurulmuş kabul edilir.
    • D)Kanunda öngörülen şekle uyulmaması, sözleşmeyi her hâlde iptal edilebilir kılar.
    • E)Sözleşmenin kurulması için önerinin kabul edilmesine gerek bulunmamaktadır.
    Çözümü göster

    Doğru cevap: A — Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.

    TBK m.12, sözleşmelerin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığını söyler; şekil serbestliği kuraldır, şekil zorunluluğu istisnadır. Bu nedenle bütün sözleşmelere resmî şekil şartı getiren B yanlıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, kanunda öngörülen şeklin kural olarak geçerlilik şekli olduğunu ve bu şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağını belirttiğinden, sonucu iptal edilebilirlik sayan D de yanlıştır. TBK m.1 sözleşmenin tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamasıyla kurulduğunu düzenlediği için C ve E kabul edilemez. Cevap A.

Sponsorlu