KPSS Vatandaşlık · 1. konu · konu anlatımı
Temel Kavramlar
Sınavda sorulan 26 kavram · havuzdan 125 çözümlü soru · son güncelleme 19 Eylül 2026
Temel Kavramlar, Vatandaşlık'ın "hukuka giriş" bölümüdür; sınavda 1-2 soruyla gelir ve tanım ezberiyle değil ayırt etme becerisiyle çözülür. ÖSYM bir olay anlatır (kirayı ödemeyen kiracı, dikkatsiz sürücü, yönetmelik çıkaran bakanlık, velisinin rızası olmadan bisiklet hediyesini kabul eden on beş yaşındaki öğrenci) ve senden yaptırımın türünü, hukuk dalını ya da ehliyet grubunu adlandırmanı ister; "hangisi söylenemez" kalıbı da sıktır.
Üç ağırlık noktası vardır: (1) hukuk kurallarının din, ahlak ve görgü kurallarından ayrılması ile yaptırım türleri; (2) hukukun kaynakları ve 2017 sonrası normlar hiyerarşisi (Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, milletlerarası andlaşma, yönetmelik ve yargısal denetimleri; tüzük ve KHK artık yok); (3) kişiler hukuku: hak ve fiil ehliyeti, erginlik, ehliyet grupları, gaiplik, tüzel kişiler, hısımlık, mülkiyet.
En çok puan eski sistemin kalıntılarından (Bakanlar Kurulu, tüzük, KHK), yaptırımların karıştırılmasından ve "sınırlı ehliyetli" ile "sınırlı ehliyetsiz" gibi benzer adlı gruplardan kaybedilir.
Sınavda sorulan kavramlar
Her kavramın altında havuzumuzdan o kavramı ölçen gerçek sorular var. Önce kavramı oku, sonra soruyu aç ve çöz.
1.Toplumsal düzen kuralları ve hukukun ayırt edici ölçütü
Din, ahlak, görgü ve hukuk kuralları toplumu birlikte düzenler; hukuk kuralını ayıran ölçüt, yaptırımının devlet gücüyle uygulanan maddi bir yaptırım olmasıdır. Din kuralının yaptırımı günah, ahlakınki vicdan azabı ve ayıplanma, görgününki kınanma ve dışlanmadır; hepsi manevidir. Hukuk kuralı ayrıca geneldir, soyuttur ve süreklidir (kaldırılıncaya kadar her yeni olaya uygulanır).
Sınav ipucu: Emanet parayı geri vermeyen kişi hem ayıplanır (ahlak) hem hukuki takibe uğrar (hukuk).
Soru 3Bir davete katılan kişinin ev sahibini selamlamadan salona geçmesi ve sofrada uygunsuz davranması üzerine diğer konukların onu kınaması olayında ihlal edilen kural türü ve yaptırımı için doğru eşleştirme hangisidir?
- A)Görgü kuralı - ayıplanma ve toplumdan dışlanma
- B)Hukuk kuralı - tazminat sorumluluğu
- C)Görgü kuralı - hapis cezası
- D)Hukuk kuralı - idari para cezası uygulanması
- E)Din kuralı - günah sayılma
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Selamlaşma ve sofra âdâbı görgü (muaşeret) kurallarıdır; yaptırımı ayıplanma, hoş karşılanmama ve topluluktan dışlanmadır. Görgü kuralına hapis ya da para cezası bağlanamaz, çünkü bu yaptırımlar yalnızca hukuk kurallarına özgüdür.
Kolay · Test 1
Soru 4Ahlak kurallarının yaptırımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Kişinin vicdan azabı duyması biçiminde ortaya çıkabilir
- B)Toplumun ayıplaması ve kınaması biçiminde görülebilir
- C)Manevi nitelikte olup devletin zorlayıcı gücüne dayanmaz
- D)İhlal edenin malvarlığına devlet eliyle el konulmasını gerektirir
- E)Kişinin içinde yaşadığı çevrede saygınlığını yitirmesine yol açabilir
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Ahlak kurallarının yaptırımı manevidir: vicdan azabı, kınama, saygınlık kaybı gibi sonuçlar doğurur. Malvarlığına devlet eliyle el konulması ise cebri icra olup yalnızca hukuk kurallarının ihlaline bağlanan maddi bir yaptırımdır; bu nedenle ahlak kuralı için söylenemez.
Kolay · Test 1
Soru 10Hukuk kurallarının genel ve soyut olması ne anlama gelir?
- A)Kuralların yalnızca belirli bir kişiyi ve tek bir olayı düzenlemesi
- B)Kuralların yalnızca yazılı metinlerde yer alması
- C)Aynı durumdaki herkese uygulanması ve tek olayı değil olay tiplerini düzenlemesi
- D)Kuralların yürürlüğe girdiği andan itibaren geçmiş olaylara da uygulanması
- E)Kuralların uygulanmasının tarafların iradesine bırakılmış olması
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Genellik, kuralın aynı hukuki durumda bulunan herkese ayrım gözetmeksizin uygulanmasını; soyutluk ise belirli bir somut olayı değil, tekrarlanabilir olay tiplerini düzenlemesini ifade eder. Tek bir kişiyi hedef alan düzenleme genellik ilkesine aykırıdır; geçmişe yürüme ise ayrı bir konu olup genellik ve soyutlukla ilgili değildir.
Kolay · Test 1
2.Emredici, tamamlayıcı, yorumlayıcı ve tanımlayıcı kurallar
Emredici kuralın aksi kararlaştırılamaz; kamu düzenini ve zayıf tarafı korur (evlenme yaşı, taşınmazda resmî şekil), aykırılık kesin hükümsüzlüktür. Tamamlayıcı (yedek) kural taraflar düzenleme yapmamışsa uygulanır (satış bedelinin ödeneceği yer). Yorumlayıcı kural belirsiz ifadeye kanunun anlam yüklemesidir ("ay başı" ayın birinci günü). Tanımlayıcı kural kavramı tanımlar (yerleşim yeri).
Sınav ipucu: "Taraflar düzenlememişse uygulanır" tamamlayıcı, "ifadeye anlam yükler" yorumlayıcı kuraldır.
Soru 11Aşağıdaki hukuk kurallarından hangisi, tarafların aksini kararlaştıramayacağı emredici kural niteliğindedir?
- A)Tarafların iradesinin yorumlanmasına yardımcı olan kural
- B)Bir kavramın kanundaki anlamını açıklayan tanımlayıcı kural
- C)Sözleşmede boşluk bulunması hâlinde uygulanacak yedek kural
- D)Ahlaka ve kişilik haklarına aykırı sözleşmelerin geçersizliğine ilişkin kural
- E)Sözleşmede kararlaştırılmamışsa ifa yerinin belirlenmesine ilişkin kural
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Emredici kurallar kamu düzeni, genel ahlak ve kişilik haklarının korunması amacıyla konulur ve taraflar aksini kararlaştıramaz; ahlaka aykırı sözleşmelerin geçersizliği bu nitelikte bir kuraldır. Yedek (tamamlayıcı) ve yorumlayıcı kurallar ise ancak taraflar konuyu düzenlememişse ya da iradeleri belirsizse devreye girdiğinden emredici sayılmaz.
Orta · Test 1
Soru 12Bir satış sözleşmesinde tarafların, satış bedelinin nerede ödeneceğini kararlaştırmadıkları görülmüştür. Bu boşluk, kanunda yer alan ve ancak taraflar düzenleme yapmamışsa uygulanan kuralla doldurulmuştur. Burada uygulanan kural hangi türdendir?
- A)Emredici kural
- B)Tamamlayıcı kural
- C)Tanımlayıcı kural
- D)Yorumlayıcı kural
- E)Örf-âdet kuralı
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Taraflar bir konuyu düzenlememişse devreye giren ve iradelerini tamamlayan kurallara tamamlayıcı (yedek) kural denir. Emredici kural tarafların iradesine bakılmaksızın uygulanır; yorumlayıcı kural ise taraflarca kullanılan belirsiz bir ifadenin anlamını açıklığa kavuşturur, olayda ise hiç düzenleme yapılmamıştır.
Orta · Test 1
Soru 13Sözleşmede yer alan ve anlamı taraflarca farklı yorumlanan bir ifadeye kanunun belirli bir anlam yüklemesini sağlayan kurallar için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Tamamlayıcı kural niteliğindedir ve hiç düzenleme yapılmayan hâllerde uygulanır
- B)Yaptırımsız kural niteliğindedir ve bağlayıcılığı bulunmaz
- C)Yorumlayıcı kural niteliğindedir ve iradedeki belirsizliği gidermeye yarar
- D)Emredici kural niteliğindedir ve aksi kararlaştırılamaz
- E)Tanımlayıcı kural niteliğindedir ve yalnızca kavramların içeriğini belirler
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Yorumlayıcı kurallar, taraflarca kullanılan ancak anlamı tartışmalı olan ifadelere belirli bir anlam yükleyerek iradedeki belirsizliği giderir. Tamamlayıcı kuraldan farkı, orada hiç düzenleme bulunmaması, burada ise düzenlemenin var olmakla birlikte belirsiz olmasıdır; kuralın yaptırımsız olduğu görüşü ise hukuk kuralının temel niteliğine aykırıdır.
Zor · Test 1
3.Pozitif hukuk, mevzu hukuk, tabii (ideal) hukuk, tarihî hukuk
Pozitif hukuk, belirli anda yürürlükteki yazılı ve yazısız kuralların tümüdür; mevzu hukuk yalnız yazılı kurallardır, örf ve âdet mevzu hukuka girmez. Tabii (ideal) hukuk, adalete göre kuralların nasıl olması gerektiğini araştırır; tarihî hukuk yürürlükten kalkmış kurallardır. Objektif hukuk kuralların kendisi, sübjektif hukuk kuralın kişiye tanıdığı yetkidir (hak).
Sınav ipucu: Yürürlükteki kuralları eleştirip olması gerekeni tartışan hukukçu ideal hukuk, eski kuralları inceleyen araştırmacı tarihî hukuk alanındadır.
Soru 17Bir araştırmacı, yüzyıllar önce uygulanmış olup bugün yürürlükte bulunmayan kuralları incelemektedir. Bu araştırmacının çalıştığı alan hangisidir?
- A)Tarihî hukuk
- B)Sübjektif hukuk
- C)Pozitif hukuk
- D)Tabii hukuk
- E)Mevzu hukuk
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Yürürlükten kalkmış, yalnızca bilimsel ve tarihsel değeri kalmış kurallar tarihî hukukun konusudur. Pozitif ve mevzu hukuk yürürlükteki kuralları kapsadığından burada uygun düşmez; tabii hukuk ise olması gerekeni araştırır.
Orta · Test 2
Soru 16Bir hukukçunun, yürürlükteki düzenlemeleri eleştirerek adalet düşüncesi bakımından kuralların nasıl olması gerektiğini tartışması, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ilgilidir?
- A)Örf-âdet hukuku
- B)Tabii (doğal) hukuk
- C)Mevzu hukuk
- D)Pozitif hukuk
- E)Tarihî hukuk
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Olması gereken, adalet idesine dayanan ideal kuralları inceleyen anlayış tabii (doğal) hukuktur. Pozitif ve mevzu hukuk yürürlükteki kuralları ifade ettiğinden mevcut düzenin eleştirisini değil betimlenmesini konu alır; tarihî hukuk ise yürürlükten kalkmış kurallarla ilgilidir.
Orta · Test 2
Soru 18Mevzu hukuk ile pozitif hukuk arasındaki fark aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Mevzu hukuk yürürlükten kalkmış kuralları, pozitif hukuk yürürlüktekileri kapsar
- B)Mevzu hukuk ideal kuralları, pozitif hukuk mevcut kuralları anlatır
- C)Mevzu hukuk kişilere tanınan yetkileri, pozitif hukuk ise kuralların bütününü anlatır
- D)Mevzu hukuk yalnızca özel hukuku, pozitif hukuk yalnızca kamu hukukunu kapsar
- E)Mevzu hukuk yalnızca yazılı kuralları, pozitif hukuk bunlara ek olarak örf-âdeti de kapsar
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Mevzu hukuk yetkili organlarca konulmuş yazılı kuralları ifade ederken pozitif hukuk bunlara ek olarak yürürlükteki örf-âdet kurallarını da içerir; dolayısıyla pozitif hukuk daha geniştir. Yürürlükten kalkmış kurallar tarihî hukuka, ideal kurallar tabii hukuka aittir.
Kolay · Test 2
4.Yaptırım türleri: ceza, cebrî icra, tazminat, iptal, hükümsüzlük
Ceza, suç işleyene devletin uyguladığı yaptırımdır; yalnız ceza hukukunda görülür. Cebrî icra, borcunu ödemeyenin devlet gücüyle (icra dairesi) zorlanmasıdır: banka hesabına el konularak alacağın tahsili. Tazminat zararın giderilmesidir: araç hasarı maddi, elem ve üzüntü manevi tazminat. İptal, hukuka aykırı idari işlemin idari yargıca kaldırılmasıdır. Disiplin cezası ve idari para cezası idari yaptırımdır.
Sınav ipucu: Yaptırımlar birleşebilir: malı teslim etmeyen işletme hem tazminat öder hem cebrî icraya uğrar.
Soru 5Kiraladığı iş yerinin kira bedelini aylardır ödemeyen kiracıya karşı mal sahibi yetkili daireye başvurmuş, kiracının banka hesabındaki paraya el konularak alacak tahsil edilmiştir. Bu olayda uygulanan yaptırım türü aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Ceza
- B)Cebri icra
- C)İptal
- D)Hükümsüzlük
- E)Manevi tazminat
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Borcunu kendiliğinden yerine getirmeyen borçlunun malvarlığına devlet gücüyle el konularak alacaklının tatmin edilmesi cebri icradır. Olayda bir suç ve ceza bulunmadığı gibi, sözleşme geçerli olduğundan hükümsüzlük de söz konusu değildir; iptal ise idari işlemlere ilişkin bir yaptırımdır.
Orta · Test 1
Soru 26Görevi sırasında mevzuata aykırı davrandığı belirlenen bir kamu görevlisine, bağlı bulunduğu idare tarafından kınama cezası verilmiştir. Bu olayda uygulanan yaptırım hangi başlık altında değerlendirilir?
- A)Hükümsüzlük
- B)Ahlaki yaptırım
- C)İdari yaptırım
- D)Cebri icra
- E)Manevi tazminat
Çözümü göster
Doğru cevap: C. İdarenin, kanundan aldığı yetkiyle ve yargı kararına gerek olmaksızın uyguladığı disiplin cezaları idari yaptırımdır. Ahlaki yaptırımdan farkı devlet gücüne dayanmasıdır; ayrıca bir alacağın tahsili ya da bir işlemin geçersizliği söz konusu olmadığından cebri icra ve hükümsüzlük seçenekleri uygun değildir.
Orta · Test 2
Soru 2Bir kişinin dinî bir emri yerine getirmemesi durumunda karşılaşacağı yaptırım için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Yaptırım idari nitelik taşır ve yetkili idari makamlarca doğrudan uygulanır
- B)Yaptırım maddi niteliktedir ve mahkeme kararıyla infaz edilir
- C)Yaptırım cebri icra yoluyla malvarlığına yönelir
- D)Yaptırım tazminat ödemesi biçiminde ortaya çıkar
- E)Yaptırım uhrevidir; günah kavramıyla ifade edilir ve devlet zoruyla uygulanmaz
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Din kurallarının yaptırımı uhrevidir; ihlal günah sayılır ve karşılığı ahirete ilişkindir, devletin zorlayıcı gücüyle infaz edilmez. Cebri icra, tazminat ve ceza ise hukuk kurallarına özgü maddi yaptırımlardır; idari yaptırım da devlet örgütünce uygulandığı için din kuralına bağlanamaz.
Kolay · Test 1
5.Hükümsüzlük türleri: yokluk, kesin hükümsüzlük, iptal edilebilirlik, askıda hükümsüzlük
Yokluk: kurucu unsur eksik, işlem hiç doğmamış (evlendirme memuru önünde yapılmayan evlenme). Kesin hükümsüzlük (butlan): emredici kurala, ahlaka, kamu düzenine aykırı ya da imkânsız işlem baştan geçersizdir, onayla düzelmez; tam ehliyetsizin işlemi ve adi yazılı belgeyle taşınmaz satışı böyledir. İptal edilebilirlik: yanılma, aldatma, korkutma, aşırı yararlanma; bir yıl içinde iptal edilmezse geçerli kalır. Askıda hükümsüzlük: sınırlı ehliyetsizin rızasız işlemi, yasal temsilci onayına kadar yalnız karşı tarafı bağlar.
Sınav ipucu: "Kesin hükümsüz işlem onayla geçerli olur" yanlıştır; onayla düzelen askıda hükümsüzlüktür.
Soru 25Hükümsüzlük yaptırımının türleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Yokluk hâlinde işlem geçerli sayılır ve yalnızca tazminat sorumluluğu doğar
- B)Hükümsüzlük, hukukun kendine özgü yaptırımlarından biridir
- C)Yokluk hâlinde işlemin kurucu unsurları hiç gerçekleşmemiştir
- D)Mutlak butlanda işlem baştan itibaren geçersizdir ve kural olarak sonradan geçerli hâle gelmez
- E)Nispi butlanda işlem, korunan tarafın iptal hakkını kullanmasına kadar hüküm doğurabilir
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Yokluk hâlinde işlemin kurucu unsurları hiç oluşmadığı için ortada hukuken bir işlem yoktur; işlemin geçerli sayılıp yalnızca tazminat doğurması söz konusu değildir. Mutlak butlanda işlem baştan geçersizken, nispi butlanda işlem iptal edilene kadar hüküm doğurabilir; bu ayrımlar hükümsüzlüğün derecelerini gösterir.
Zor · Test 2
Soru 9Taşınmaz satışının resmî şekilde yapılması zorunlu olduğu hâlde taraflar adi yazılı bir belgeyle anlaşmış ve daha sonra satıcı sözleşmeye uymamıştır. Bu durumda sözleşmeye bağlanan yaptırım için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A)Sözleşme idari bir işlem sayıldığından iptal davasına konu olur
- B)Sözleşme geçerlidir; ancak satıcı yalnızca manevi tazminat öder
- C)Sözleşme geçerlidir; yalnızca satıcı hakkında ceza uygulanır
- D)Sözleşme geçerlidir; alıcı doğrudan cebri icra ile tapunun devrini sağlar
- E)Sözleşme kanunun aradığı şekle uyulmadığı için hükümsüzdür ve hüküm doğurmaz
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Kanunun geçerlilik şartı olarak öngördüğü şekle uyulmaması hâlinde işlem hükümsüz olur ve baştan itibaren hüküm doğurmaz; geçersizlik hukukun kendine özgü bir yaptırımıdır. Geçerli sayılmayan bir sözleşmeye dayanarak cebri icra istenemeyeceği gibi, taraflar arasındaki bu ilişki idari işlem olmadığından iptal davasına da konu olmaz.
Orta · Test 1
Soru 96Akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücü bulunmayan ve kısıtlanmış bir kişinin, hastalığının etkisi altındayken tek başına imzaladığı satış sözleşmesinin akıbeti ne olur?
- A)Kesin hükümsüzdür
- B)Yasal temsilcinin onayına kadar askıdadır
- C)Geçerlidir, ancak bir yıl içinde iptal edilebilir
- D)Yalnızca karşı taraf iyi niyetliyse geçersizdir
- E)Mahkeme kararı olmadıkça geçerli sayılır
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi tam ehliyetsiz olduğundan yaptığı işlem baştan itibaren kesin hükümsüzdür ve sonradan onayla geçerli hâle gelmez. Askıda hükümsüzlük, ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlıların yani sınırlı ehliyetsizlerin işlemlerine ilişkindir.
Orta · Test 7
6.Hukukun kaynakları, örf ve âdet hukuku, hâkimin izleyeceği sıra (TMK m.1)
Aslî kaynaklar bağlayıcıdır: yazılı olanlar Anayasa, kanun, milletlerarası andlaşma, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik; yazısız olan örf ve âdet hukukudur (unsurları: kesintisiz süreklilik, uyulmasının zorunlu olduğuna dair genel inanış, devlet yaptırımı). Yardımcı kaynaklar yargı kararları ve bilimsel görüşlerdir (doktrin); bağlamaz, yol gösterir. Hâkim önce kanunu, hüküm yoksa örf ve âdeti uygular; o da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı koyacağı kurala göre karar verir.
Sınav ipucu: İçtihadı birleştirme kararları bütün mahkemeleri, AYM kararları herkesi bağlar; ceza hukukunda örf ve âdet kaynak olamaz.
Soru 33Hukukun yazısız asli kaynağı olarak kabul edilen kaynak aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Örf ve âdet hukuku
- B)Doktrin
- C)Yargı kararları
- D)Yönetmelik
- E)Uluslararası andlaşma
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Örf ve âdet hukuku, yazılı bir metne dayanmamasına rağmen doğrudan uygulanabilir nitelikte olduğu için hukukun yazısız asli kaynağıdır. Doktrin ve yargı kararları asli değil yardımcı kaynak sayılır; yönetmelik ve andlaşmalar ise yazılı kaynaklardır.
Kolay · Test 3
Soru 36Bir mahkeme, kanunda açık hüküm bulunmayan bir konuda karar verirken benzer davalarda verilmiş yüksek mahkeme kararlarını ve konuya ilişkin bilimsel eserleri incelemiştir. Bu davranış hukukun kaynakları bakımından neyi gösterir?
- A)Hâkimin örf ve âdet hukukunu uygulamak zorunda olmadığını
- B)Hâkimin asli kaynakları uygulamayı reddettiğini
- C)Hâkimin yardımcı kaynaklardan yararlanarak karar oluşturduğunu
- D)Yargı kararlarının anayasa üstü bir değer taşıdığını
- E)Doktrinin herkes için bağlayıcı bir kural koyduğunu
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Hâkimin içtihatlardan ve bilimsel görüşlerden yararlanması, yardımcı kaynakların yol gösterici işlevinin bir sonucudur. Bu durum yardımcı kaynaklara bağlayıcılık ya da anayasa üstü bir değer kazandırmaz; hâkim yine de öncelikle asli kaynaklarla bağlıdır.
Orta · Test 3
Soru 31Aşağıdakilerden hangisi hukukun yazılı kaynakları arasında yer almaz?
- A)Yönetmelik
- B)Örf ve âdet hukuku
- C)Anayasa
- D)Kanun
- E)Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik yetkili organlarca konulmuş yazılı kaynaklardır. Örf ve âdet hukuku ise toplumda kendiliğinden oluşan ve yazılı bir metne dayanmayan asli fakat yazısız kaynaktır.
Kolay · Test 3
7.Normlar hiyerarşisi (2017 sonrası) ve Anayasa'nın üstünlüğü (m.11)
Alt norm üst norma aykırı olamaz. Anayasa m.11: Anayasa hükümleri yasama, yürütme, yargı organlarını, idare makamlarını, kuruluş ve kişileri bağlar; kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Sıralama: Anayasa; temel haklara ilişkin milletlerarası andlaşmalar (kanunla çatışırsa üstün); kanun ve diğer andlaşmalar; Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (kanunla çatışırsa kanun uygulanır); yönetmelik; tebliğ, genelge. 2017'de tüzük ve KHK kaldırıldı.
Sınav ipucu: Aynı düzeyde iki kanun çatışırsa sonraki tarihli (lex posterior) ve özel kanun (lex specialis) uygulanır.
Soru 32Normlar hiyerarşisinde en üstte yer alan ve diğer bütün düzenlemelerin kendisine uygun olması gereken norm hangisidir?
- A)Yönetmelik
- B)Genelge
- C)Kanun
- D)Anayasa
- E)Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Normlar hiyerarşisinin tepesinde Anayasa bulunur; kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik dâhil bütün düzenlemeler Anayasaya uygun olmak zorundadır. Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi Anayasanın altında yer aldığından hiyerarşinin tepesinde gösterilemez.
Kolay · Test 3
Soru 56Aynı konuyu düzenleyen ve aynı hiyerarşik düzeyde bulunan iki kanundan sonraki tarihli olanın uygulanması, hukukta hangi ilkeye dayanır?
- A)Kanunların kural olarak geriye yürümezliği ilkesine
- B)Hâkimin takdir yetkisi ilkesine
- C)Üst normun önceliği ilkesine
- D)Sonraki kanunun önceki kanunu yürürlükten kaldırması ilkesine
- E)Özel nitelikli kanunun genel kanuna üstün tutulması ilkesine
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Aynı düzeydeki iki düzenlemenin çatışması hâlinde sonraki tarihli kanun öncekini yürürlükten kaldırır. Üst normun önceliği farklı düzeydeki normlar arasındaki ilişkiye, özel kanunun üstünlüğü ise kapsam farkına dayandığından burada uygulanacak ilke bunlar değildir.
Orta · Test 4
Soru 37Yargı kararlarının bağlayıcılığı bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Bütün mahkeme kararları benzer olaylarda diğer mahkemeler için bağlayıcıdır
- B)Hiçbir yargı kararı diğer mahkemeleri bağlamaz
- C)Yalnızca ilk derece mahkemesi kararları bağlayıcıdır
- D)İçtihadı birleştirme kararları benzer konularda ilgili yargı yerlerini bağlar
- E)Yargı kararları yalnızca doktrin tarafından benimsenirse bağlayıcı olur
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Kural olarak mahkeme kararları yalnızca tarafları bağlar; ancak içtihadı birleştirme kararları benzer konularda ilgili yargı yerleri bakımından bağlayıcıdır. Bu nedenle bütün kararların bağlayıcı olduğu ya da hiçbirinin bağlayıcı olmadığı yönündeki seçenekler yanlıştır.
Zor · Test 3
8.Kanun: teklif, Cumhurbaşkanı'nın geri göndermesi, yayım ve yürürlük
Kanun koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisi TBMM'nindir, devredilemez; 2017 sonrası kanunu yalnız milletvekilleri teklif eder. Cumhurbaşkanı kanunu on beş gün içinde Resmî Gazete'de yayımlar ya da gerekçesiyle Meclise geri gönderir; Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla (301) aynen kabul ederse yayımlamak zorundadır. Bütçe kanunları geri gönderilemez. Yürürlük tarihi gösterilmemişse kanun yayımlandığı gün yürürlüğe girer (eski "45 gün" kuralı kalktı).
Sınav ipucu: Geri gönderme veto değil güçleştirici yetkidir; salt çoğunluk koşulu 2017'de geldi.
Soru 44Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen bir kanunun, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderilmesi ve Meclisin metni aynen kabul etmesi durumunda ortaya çıkan sonuç nedir?
- A)Kanun kendiliğinden yürürlükten kalkar
- B)Kanun ancak halkoyuna sunulursa yürürlüğe girer
- C)Cumhurbaşkanı kanunu yayımlar
- D)Kanun Anayasa Mahkemesine gönderilir
- E)Kanun bir yıl süreyle askıda kalır
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Cumhurbaşkanınca geri gönderilen kanun Meclisçe aynen kabul edilirse Cumhurbaşkanı bu kanunu yayımlar. Geri gönderme kanunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; halkoyuna sunma ise kanunlar için değil belirli anayasa değişiklikleri için öngörülmüş bir usuldür.
Orta · Test 3
Soru 45Yazılı hukuk kurallarının yürürlüğe girebilmesi için kural olarak yayımlandığı yer neresidir?
- A)Yüksek mahkeme kararlar dergisi
- B)Bakanlık bültenleri
- C)Resmî Gazete
- D)Meclis tutanak dergisi
- E)Yerel gazeteler
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik gibi düzenlemeler kural olarak Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer. Meclis tutanakları yasama sürecinin belgesidir, kararlar dergileri ve bültenler ise yürürlük doğuran resmî yayım aracı değildir.
Kolay · Test 3
Soru 39Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer
- B)Temel hak ve hürriyetler ile siyasi haklar ve ödevler alanında düzenleme yapabilir
- C)Anayasanın münhasıran kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda çıkarılamaz
- D)Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava konusu edilebilir
- E)Yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabilir
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Anayasaya göre temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez; bu alanlar kanun konusudur. Kararnamelerin yürütme alanında çıkarılması, Resmî Gazete'de yayımlanması ve Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olması ise doğrudur.
Orta · Test 3
9.Milletlerarası andlaşmalar (Anayasa m.90)
Andlaşmaların onaylanması TBMM'nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır; onaylama ve yayımlama Cumhurbaşkanı'nındır. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş andlaşmalar kanun hükmündedir ve Anayasaya aykırılık iddiasıyla AYM'ye götürülemez. 2004 eki: temel haklara ilişkin andlaşma ile kanun aynı konuda farklı hüküm içerirse andlaşma esas alınır.
Sınav ipucu: "AYM andlaşmayı iptal edebilir" ve "bütün andlaşmalar kanundan üstündür" ifadeleri yanlıştır.
Soru 41Türkiye'nin taraf olduğu bir milletlerarası andlaşma usulüne uygun biçimde onaylanıp yürürlüğe konulmuş, bir süre sonra andlaşmanın Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Bu andlaşma bakımından doğru değerlendirme hangisidir?
- A)Yönetmelik hükmünde sayılır ve her durumda idari yargı denetimine tabi tutulur
- B)Anayasa değişikliği niteliğindedir
- C)Yalnızca imzalayan bakanlığı bağlar
- D)Ancak kanunla tekrar düzenlenirse bağlayıcı olur
- E)Kanun hükmündedir; Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine gidilemez
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Anayasaya göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir ve bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Andlaşmalar yönetmelik düzeyinde olmadığı gibi, ayrıca kanunla tekrar düzenlenmelerine de gerek yoktur.
Orta · Test 3
Soru 42Temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş bir milletlerarası andlaşma ile aynı konudaki bir kanunun farklı hükümler içermesi hâlinde uygulanacak çözüm nedir?
- A)Kanun hükümleri esas alınır
- B)Milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır
- C)Sonraki tarihli metin esas alınır
- D)Uyuşmazlık yasama organınca yapılacak yeni düzenlemeyle çözülür
- E)Her iki metin de uygulanmaz
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Anayasa, temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde andlaşma hükümlerinin esas alınacağını öngörür. Burada ölçüt metinlerin tarihi değil konusudur; bu nedenle sonraki tarihli metnin uygulanacağı yönündeki seçenek yanlıştır.
Zor · Test 3
Soru 47Bir yönetmeliğin dayandığı kanuna aykırı olduğunu ileri süren ilgililerin başvurabileceği yol aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Doğrudan Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak
- B)Türkiye Büyük Millet Meclisine kanun teklifi vermek
- C)Ceza mahkemesinde suç duyurusunda bulunmak
- D)Uluslararası andlaşma hükümlerinin değiştirilmesini istemek
- E)İdari yargıda yönetmeliğin iptali istemiyle dava açmak
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Düzenleyici bir idari işlem olan yönetmeliğin hukuka aykırılığı, idari yargıda açılacak iptal davasıyla ileri sürülür. Anayasa Mahkemesi kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasaya uygunluğunu denetler; yönetmelikler bu denetimin doğrudan konusu değildir.
Orta · Test 4
10.Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Anayasa m.104)
Cumhurbaşkanı yürütme yetkisine ilişkin konularda kararname çıkarabilir. Temel haklar, kişi hakları ve siyasi haklar kararnameyle düzenlenemez (sosyal ve ekonomik haklar düzenlenebilir); münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen ve kanunda açıkça düzenlenen konularda çıkarılamaz; kanunla çatışırsa kanun uygulanır; TBMM aynı konuda kanun çıkarırsa kararname hükümsüz olur. AYM şekil ve esas yönünden denetler.
Sınav ipucu: Bakanlıkların kurulması ve üst kademe yöneticilerin atanma usulü doğrudan kararnameyle düzenlenir.
Soru 39Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer
- B)Temel hak ve hürriyetler ile siyasi haklar ve ödevler alanında düzenleme yapabilir
- C)Anayasanın münhasıran kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda çıkarılamaz
- D)Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava konusu edilebilir
- E)Yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabilir
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Anayasaya göre temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez; bu alanlar kanun konusudur. Kararnamelerin yürütme alanında çıkarılması, Resmî Gazete'de yayımlanması ve Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olması ise doğrudur.
Orta · Test 3
Soru 40Bir konu hakkında hem Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde hem de sonradan çıkarılan kanunda farklı hükümler bulunması hâlinde ortaya çıkan sonuç nedir?
- A)Kanun hükmü esas alınır ve kararnamenin ilgili hükmü hükümsüz hâle gelir
- B)Her iki düzenleme de kendiliğinden yürürlükten kalkar
- C)Kararname hükmü uygulanır, kanun hükmü uygulanmaz
- D)İki düzenleme birlikte uygulanır
- E)Uyuşmazlığı hâkim kendi takdir yetkisini kullanarak serbestçe çözer
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde düzenlenen bir konuda sonradan kanunla farklı bir hüküm getirilirse kanun esas alınır ve kararnamenin ilgili hükmü hükümsüz hâle gelir. Bu nedenle iki düzenlemenin birlikte uygulanması veya hâkimin serbestçe seçim yapması söz konusu değildir.
Zor · Test 3
Soru 31Aşağıdakilerden hangisi hukukun yazılı kaynakları arasında yer almaz?
- A)Yönetmelik
- B)Örf ve âdet hukuku
- C)Anayasa
- D)Kanun
- E)Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik yetkili organlarca konulmuş yazılı kaynaklardır. Örf ve âdet hukuku ise toplumda kendiliğinden oluşan ve yazılı bir metne dayanmayan asli fakat yazısız kaynaktır.
Kolay · Test 3
11.Olağanüstü hâl Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Anayasa m.119)
Olağanüstü hâlde Cumhurbaşkanı, OHAL'in gerekli kıldığı konularda, temel hak sınırlamasına tabi olmaksızın kanun hükmünde kararname çıkarabilir. Kararname Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün TBMM onayına sunulur; Meclis üç ay içinde karara bağlamazsa kendiliğinden yürürlükten kalkar. Bu kararnameler için AYM'de iptal davası açılamaz.
Sınav ipucu: OHAL en çok altı ay için ilan edilir, TBMM her defasında dört ay uzatabilir; olağan kararnameyi AYM, OHAL kararnamesini TBMM denetler.
Soru 59Olağanüstü hâllerde Cumhurbaşkanınca çıkarılan kararnamelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Süresiz olarak yürürlükte kalır ve Meclis denetimine tabi değildir
- B)Yalnızca yargı kararıyla yürürlükten kaldırılabilir
- C)Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün Meclisin onayına sunulur
- D)Yalnızca yönetmelik düzeyinde hüküm doğurur
- E)Ancak halkoyuna sunulduktan sonra yürürlüğe girer
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Olağanüstü hâl kararnameleri Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; Meclis bunları belirlenen süre içinde görüşerek karara bağlar. Bu nedenle söz konusu kararnamelerin Meclis denetimi dışında kaldığı ya da halkoyu şartına bağlı olduğu yönündeki ifadeler yanlıştır.
Zor · Test 4
Soru 40Bir konu hakkında hem Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde hem de sonradan çıkarılan kanunda farklı hükümler bulunması hâlinde ortaya çıkan sonuç nedir?
- A)Kanun hükmü esas alınır ve kararnamenin ilgili hükmü hükümsüz hâle gelir
- B)Her iki düzenleme de kendiliğinden yürürlükten kalkar
- C)Kararname hükmü uygulanır, kanun hükmü uygulanmaz
- D)İki düzenleme birlikte uygulanır
- E)Uyuşmazlığı hâkim kendi takdir yetkisini kullanarak serbestçe çözer
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde düzenlenen bir konuda sonradan kanunla farklı bir hüküm getirilirse kanun esas alınır ve kararnamenin ilgili hükmü hükümsüz hâle gelir. Bu nedenle iki düzenlemenin birlikte uygulanması veya hâkimin serbestçe seçim yapması söz konusu değildir.
Zor · Test 3
Soru 44Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen bir kanunun, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderilmesi ve Meclisin metni aynen kabul etmesi durumunda ortaya çıkan sonuç nedir?
- A)Kanun kendiliğinden yürürlükten kalkar
- B)Kanun ancak halkoyuna sunulursa yürürlüğe girer
- C)Cumhurbaşkanı kanunu yayımlar
- D)Kanun Anayasa Mahkemesine gönderilir
- E)Kanun bir yıl süreyle askıda kalır
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Cumhurbaşkanınca geri gönderilen kanun Meclisçe aynen kabul edilirse Cumhurbaşkanı bu kanunu yayımlar. Geri gönderme kanunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; halkoyuna sunma ise kanunlar için değil belirli anayasa değişiklikleri için öngörülmüş bir usuldür.
Orta · Test 3
12.Yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemler (Anayasa m.124)
Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilir; hangilerinin Resmî Gazete'de yayımlanacağı kanunla belirlenir. Kanunun tanıdığı hakkı daraltan yönetmelik uygulanamaz; ilgililer idari yargıda iptal davası açar, ülke çapındaki yönetmelikler için ilk derece mahkemesi Danıştay'dır. Altında tebliğ, genelge, yönerge gelir.
Sınav ipucu: Yönetmeliği AYM değil idari yargı denetler; belediye ve üniversite de yönetmelik çıkarabilir.
Soru 38Bir bakanlık, görev alanına giren bir kanunun uygulanmasını sağlamak amacıyla ayrıntılı bir düzenleme hazırlamıştır. Kanunlara ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı olmamak şartıyla bu tür bir yönetmelik çıkarma yetkisi kimlere aittir?
- A)Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerine
- B)Yalnızca il valiliklerine
- C)Yalnızca üniversitelerin senato ve yönetim kurullarına
- D)Yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisine
- E)Yalnızca yüksek mahkemelere
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarabilir. Yasama organı kanun yapar, yüksek mahkemeler ise yargısal karar verir; bu nedenle yönetmelik çıkarma yetkileri yoktur.
Kolay · Test 3
Soru 46Bir bakanlık, çıkardığı yönetmelikte kanunun açıkça tanıdığı bir hakkı daraltan hükümlere yer vermiştir. Bu durumun normlar hiyerarşisi bakımından sonucu nedir?
- A)Alt norm üst norma aykırı olamayacağından yönetmeliğin bu hükümleri hukuka aykırıdır
- B)Uyuşmazlık ancak anayasa değişikliğiyle çözülebilir
- C)Yönetmelik kanuna üstün gelir ve uygulanır
- D)Kanun, yönetmelikteki düzenlemeye uygun hâle getirilmek zorundadır
- E)Her iki düzenleme eşit değerde olduğundan hangisinin uygulanacağını idare seçer
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Normlar hiyerarşisi gereği alt norm olan yönetmelik, üst norm olan kanuna aykırı hüküm içeremez; aykırı hükümler hukuka aykırıdır ve iptal edilebilir. Yönetmeliğin kanuna üstün gelmesi ya da kanunun yönetmeliğe uydurulması hiyerarşinin mantığıyla bağdaşmaz.
Orta · Test 4
Soru 45Yazılı hukuk kurallarının yürürlüğe girebilmesi için kural olarak yayımlandığı yer neresidir?
- A)Yüksek mahkeme kararlar dergisi
- B)Bakanlık bültenleri
- C)Resmî Gazete
- D)Meclis tutanak dergisi
- E)Yerel gazeteler
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik gibi düzenlemeler kural olarak Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer. Meclis tutanakları yasama sürecinin belgesidir, kararlar dergileri ve bültenler ise yürürlük doğuran resmî yayım aracı değildir.
Kolay · Test 3
13.Hukuk sistemleri ve kanunlaştırma hareketleri
Kara Avrupası (Roma-Germen) sisteminde temel kaynak yazılı kanundur, kodifikasyon esastır, yargı kararları yardımcıdır; Türkiye bu sistemdedir. Anglo-Sakson (Common Law) sisteminde hukuk mahkeme kararlarıyla oluşur, emsal kararlar bağlar. Modern kanunlaştırmanın öncüsü 1804 Fransız Medeni Kanunu'dur. Osmanlı'da ilk kapsamlı kanunlaştırma Ahmet Cevdet Paşa'nın Mecelle'sidir (1868-1876): borçlar, eşya ve yargılama hukukunu düzenler, aile ve mirası kapsamaz. 1926 Türk Medeni Kanunu İsviçre'den iktibas (resepsiyon) edildi.
Sınav ipucu: "Türk hukukunda emsal kararlar bağlayıcı aslî kaynaktır" yanlıştır; aile hukuku 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi'yle düzenlendi.
Soru 55Kara Avrupası hukukunda modern kanunlaştırma hareketlerinin öncüsü sayılan ve 1804'te yürürlüğe giren medeni kanun hangi ülkeye aittir?
- A)İngiltere
- B)Rusya
- C)Japonya
- D)Portekiz
- E)Fransa
Çözümü göster
Doğru cevap: E. 1804 tarihli Fransız Medeni Kanunu, modern kanunlaştırma hareketlerinin öncüsü kabul edilir ve pek çok ülkenin hukukunu etkilemiştir. İngiltere ise yazılı kanunlaştırma yerine içtihat merkezli Common Law geleneğini sürdürdüğü için bu örneğin kaynağı olamaz.
Kolay · Test 4
Soru 49Anglo-Sakson (Common Law) hukuk sistemini Kara Avrupası sisteminden ayıran temel özellik nedir?
- A)Hukuk kurallarının yaptırımsız olması
- B)Yalnızca örf ve âdetin uygulanması
- C)Yazılı kanunlara hiçbir biçimde ve hiçbir alanda yer verilmemesi
- D)Yargı kararlarının ve emsal içtihatların temel kaynak olması
- E)Anayasa yargısının hiç bulunmaması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Anglo-Sakson sisteminin ayırt edici yanı, mahkeme kararlarının ve emsal içtihatların birincil hukuk kaynağı sayılmasıdır. Bu sistemde yazılı kanunlar da bulunur; bu nedenle kanunların hiç bulunmadığı ya da yalnızca örf ve âdetin uygulandığı yönündeki ifadeler yanlıştır.
Orta · Test 4
Soru 50Bir ülkede mahkemelerin önceki kararlarla bağlı olduğu, uyuşmazlıkların büyük ölçüde emsal kararlar üzerinden çözüldüğü ve kapsamlı kanunlaştırmaya sınırlı yer verildiği belirtiliyorsa bu ülke hangi hukuk sistemine daha yakındır?
- A)İslam hukuku
- B)Karma kanunlaştırma sistemi
- C)Kara Avrupası hukuku
- D)Anglo-Sakson hukuku
- E)Sosyalist hukuk
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Emsal karar bağlılığı ve içtihat merkezli çözüm, Anglo-Sakson hukukunun tipik özelliğidir. Kara Avrupası sisteminde ise sistemli kanunlar esas alınır ve mahkemeler kural olarak önceki kararlarla bağlı değildir.
Orta · Test 4
14.Kamu hukuku - özel hukuk ayrımı, dalları ve karma dallar
Ölçüt: devlet ilişkiye egemenlik gücüyle, üstün irade ile katılıyorsa kamu hukuku; taraflar eşitse özel hukuk (kamu kurumunun piyasadan kırtasiye alması özel hukuktur). Kamu hukuku: anayasa (devletin temel yapısı, organlar, temel haklar), idare (kamu gücü kullanan işlemler: kamulaştırma, ruhsat), ceza, vergi (vergi ancak kanunla konulur), devletler genel (devletler arası sınır ve andlaşma uyuşmazlıkları), yargılama, icra-iflas. Özel hukuk: medeni, borçlar, ticaret, devletler özel. Karma: iş hukuku, fikrî mülkiyet, bankacılık.
Sınav ipucu: Kamulaştırma "mülkiyet" dediği için eşya hukuku sanılır, idare hukukudur; sınır suyu uyuşmazlığı devletler ÖZEL değil GENEL hukukudur.
Soru 62Kamu hukuku ile özel hukuk ayrımında kullanılan temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Uyuşmazlığın parasal değerinin belirli bir tutarı aşıp aşmaması
- B)Tarafların vatandaş olup olmaması
- C)Taraflardan birinin egemenlik gücüyle donatılmış olup olmaması
- D)Kuralın yazılı olup olmaması
- E)Kuralın Resmî Gazete'de yayımlanıp yayımlanmaması
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Ayrımda esas alınan ölçüt, ilişkinin taraflarından birinin egemenlik gücünü kullanıp kullanmadığı, yani astlık-üstlük ilişkisinin bulunup bulunmadığıdır. Yazılılık, yayım ya da uyuşmazlığın parasal değeri her iki alanda da ortak olduğundan ayırt edici bir ölçüt oluşturmaz.
Kolay · Test 5
Soru 77İşçi ile işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen ve hem kamu hukuku hem özel hukuk nitelikleri taşıyan karma nitelikli dal hangisidir?
- A)Eşya hukuku
- B)Vergi hukuku
- C)Anayasa hukuku
- D)İş hukuku
- E)Ceza hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: D. İş hukuku, bireysel iş sözleşmesi yönüyle özel hukuka, çalışma koşullarının devletçe emredici kurallarla denetlenmesi yönüyle kamu hukukuna yaklaştığı için karma nitelikli kabul edilir. Ceza, vergi ve anayasa hukuku ise doğrudan kamu hukuku dallarıdır.
Kolay · Test 6
Soru 86Kamu hukuku ile özel hukukun karşılaştırılmasında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Özel hukukta tarafların iradesi hiçbir kuralla sınırlandırılamaz
- B)Kamu hukukunda kamu yararı amacı öne çıkar
- C)Kamu hukukunda emredici kurallar ağırlıktadır
- D)Özel hukukta irade serbestisi geniş bir uygulama alanı bulur
- E)Kamu hukukunda taraflar arasında astlık-üstlük ilişkisi bulunabilir
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Özel hukukta irade serbestisi esas olmakla birlikte kamu düzeni, genel ahlak ve kişilik haklarına ilişkin emredici kurallar bu serbestiyi sınırlar; sınırsız bir irade serbestisi söz konusu değildir. Kamu hukukunda emredici kuralların ağırlığı ve astlık-üstlük ilişkisi ise doğru tespitlerdir.
Zor · Test 6
15.Medeni hukukun alt dalları, ticaret ve devletler özel hukuku
Medeni hukukun beş alt dalı: kişiler hukuku (kişilik, ehliyet, ad, gaiplik, tüzel kişiler), aile hukuku (evlenme, boşanma, velayet, nafaka), miras hukuku (mirasçılar, saklı pay, vasiyet), eşya hukuku (zilyetlik, tapu sicili, mülkiyet, ipotek), borçlar hukuku (sözleşme, haksız fiil; ayrı kanunda ama medeni hukukun parçası). Ticaret hukuku: ticari işletme, şirketler, kıymetli evrak (çek, bono), taşıma, sigorta. Devletler özel hukuku: yabancılık unsurlu ilişkide uygulanacak hukuk, vatandaşlık, yabancılar.
Sınav ipucu: Adın korunması davası kişiler hukuku; anonim şirket ve çek ticaret hukuku; yabancı şirketle sözleşmede uygulanacak hukuk devletler özel hukukudur.
Soru 70Evlenme, boşanma, velayet ve nafaka gibi konulardaki uyuşmazlıklar medeni hukukun hangi alt dalının kapsamındadır?
- A)Kişiler hukuku
- B)Eşya hukuku
- C)Miras hukuku
- D)Borçlar hukuku
- E)Aile hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Evlenme, boşanma, velayet ve nafaka aile birliğinden doğan ilişkiler olduğundan aile hukukunun konusudur. Kişiler hukuku kişiliğin başlangıcı ve ehliyet gibi konuları, miras hukuku ise ölüme bağlı geçişleri düzenlediğinden bu uyuşmazlıkları kapsamaz.
Orta · Test 5
Soru 71Ölen bir kişinin geride bıraktığı malvarlığının kimlere, hangi oranlarda geçeceğine ilişkin uyuşmazlıklar hangi alt dalın konusudur?
- A)Ticaret hukuku
- B)Miras hukuku
- C)Aile hukuku
- D)Eşya hukuku
- E)Borçlar hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Ölüme bağlı olarak malvarlığının kimlere ve hangi oranda geçeceğini düzenleyen dal miras hukukudur. Eşya hukuku sağlar arası mülkiyet ilişkilerini, aile hukuku ise aile birliğine ilişkin ilişkileri düzenlediğinden bu paylaşımı doğrudan konu almaz.
Orta · Test 5
Soru 73Bir kişinin adının hukuka aykırı biçimde kullanılması üzerine adın korunması istemiyle dava açması, medeni hukukun hangi alt dalıyla ilgilidir?
- A)Miras hukuku
- B)Ticaret hukuku
- C)Kişiler hukuku
- D)Aile hukuku
- E)Eşya hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Ad, kişiliğe sıkı sıkıya bağlı bir değer olup adın korunması kişiler hukukunun konusudur. Aile hukuku aile ilişkilerini, eşya hukuku ise eşyalar üzerindeki hâkimiyeti düzenlediğinden kişilik değerlerinin korunmasını kapsamaz.
Orta · Test 5
16.Hukuki olay, hukuki fiil, hukuki işlem
Hukuki olay, hukukun sonuç bağladığı ve insan iradesi dışında gerçekleşen olaydır: doğum, ölüm, zamanın geçmesi. Hukuki fiil, insan iradesiyle yapılan ve hukukun sonuç bağladığı davranıştır: hukuka uygun fiiller (hukuki işlem, maddi fiil) ve hukuka aykırı fiiller (haksız fiil, borca aykırılık). Hukuki işlem, hukuki sonuca yönelik irade beyanıdır: tek taraflı (vasiyetname, fesih), iki taraflı (sözleşme), çok taraflı (kurul kararı); ivazlı (satış) ya da ivazsız (bağışlama).
Sınav ipucu: Haksız fiil de bir hukuki fiildir; "hukuki fiil = hukuka uygun fiil" sanma.
Soru 95Tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)İşlemleri yasal temsilcinin onayıyla geçerli hâle gelir
- B)İşlemleri kural olarak kesin hükümsüzdür ve hüküm doğurmaz
- C)İşlemleri geçerlidir; yalnızca sonradan iptal edilebilir
- D)Yalnızca borç doğuran işlemleri geçersizdir
- E)Bütün işlemlerini tek başlarına geçerli biçimde yapabilirler
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Ayırt etme gücü bulunmayan tam ehliyetsizlerin yaptığı hukuki işlemler kural olarak kesin hükümsüzdür; onların adına işlemleri yasal temsilcileri yapar. Sonradan onay verilerek geçerli hâle getirme imkânı sınırlı ehliyetsizlere ilişkin bir kural olup tam ehliyetsizler için geçerli değildir.
Orta · Test 7
Soru 99Sınırlı ehliyetli kişiler bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Yalnızca on sekiz yaşını doldurmamış olan küçükler bu gruba girer
- B)İşlemleri her hâlde kesin hükümsüzdür
- C)Ayırt etme gücü bulunmayan kişilerdir
- D)Hiçbir hukuki işlem yapamazlar
- E)Kendilerine yasal danışman atananlar ile evli kişiler bu gruba girer
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Sınırlı ehliyetliler kural olarak fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte belirli işlemler bakımından ehliyetleri sınırlandırılmış kişilerdir; kendilerine yasal danışman atananlar ile bazı işlemlerde eşinin rızasına ihtiyaç duyan evli kişiler bu gruba örnektir. Ayırt etme gücü bulunmayanlar tam ehliyetsiz sayıldığından bu grupla karıştırılmamalıdır.
Zor · Test 7
Soru 74Borçlar hukukunun konusu aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Suç ve cezaların belirlenmesi
- B)Devletlerarası andlaşmaların yapılması ve yürürlüğe konulması
- C)İdarenin örgütlenme biçimi
- D)Kişiler arasındaki borç ilişkilerinin doğumu, hükümleri ve sona ermesi
- E)Devletin vergilendirme yetkisinin kapsamı ve anayasadaki sınırları
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Borçlar hukuku, sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerinin doğumunu, hükümlerini ve sona ermesini düzenler. Vergilendirme, suç ve ceza ile idarenin örgütlenmesi kamu hukuku alanına girdiği için borçlar hukukunun konusu değildir.
Kolay · Test 5
17.Hak türleri: kamu hakları ve özel haklar
Kamu hakları kişinin devlete karşı haklarıdır: negatif statü (kişisel haklar: yaşama, konut dokunulmazlığı, haberleşme; devlet karışmasın), pozitif statü (sosyal ve ekonomik haklar: eğitim, sağlık, sosyal güvenlik; devlet edim sunsun), aktif statü (siyasi haklar: seçme, seçilme). Özel haklar: herkese karşı ileri sürülen mutlak haklar (mülkiyet, kişilik hakları) ve belirli kişiye karşı nisbi haklar (alacak). Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar (nişanı bozma, boşanma davası) devredilemez.
Sınav ipucu: Mülkiyet herkese karşı (mutlak), kira alacağı yalnız kiracıya karşı (nisbi) ileri sürülür.
Soru 113On sekiz yaşını dolduran bir vatandaşın seçimlerde oy kullanması ve aday olabilmesi, kamu hakları içinde hangi grubu örneklendirir?
- A)Ekonomik haklar
- B)Mutlak haklar
- C)Kişisel haklar
- D)Sosyal haklar
- E)Siyasi haklar
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları, kişinin devlet yönetimine katılmasını sağlayan siyasi haklardır. Kişisel haklar devletin müdahalesini önlemeye, sosyal ve ekonomik haklar ise devletten edim istemeye yöneldiğinden bu örneği karşılamaz.
Orta · Test 8
Soru 114Bir kişinin sahibi olduğu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını herkese karşı ileri sürebilmesine karşılık, kira sözleşmesinden doğan alacağını yalnızca kiracıya karşı ileri sürebilmesi hangi ayrımı gösterir?
- A)Bağımlı hak ile bağımsız hak ayrımını
- B)Aslen kazanma ile devren kazanma ayrımını
- C)Mutlak hak ile nispi hak ayrımını
- D)Kamu hakkı ile özel hak ayrımını
- E)Devredilebilen hak ile devredilemeyen hak ayrımını
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Herkese karşı ileri sürülebilen haklar mutlak, yalnızca belirli kişilere karşı ileri sürülebilenler ise nispi haklardır; mülkiyet ile alacak hakkı bu ayrımın tipik örnekleridir. Devredilebilirlik ve kazanma biçimi farklı ölçütlere dayandığından bu olayda belirleyici değildir.
Orta · Test 8
Soru 115Aşağıdakilerden hangisi devredilemeyen haklara örnek gösterilebilir?
- A)Bir şirketteki pay sahipliği hakkı
- B)Kira sözleşmesinden doğan alacak hakkı
- C)Bir taşınmaz üzerinde tapuya tescil edilmiş mülkiyet hakkı
- D)Satış sözleşmesinden doğan alacak hakkı
- E)Nişanlanma ve evlenme gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Nişanlanma, evlenme ve velayet gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kural olarak devredilemez ve mirasla geçmez. Mülkiyet, alacak ve pay sahipliği ise malvarlığı hakkı niteliğinde olduğundan devre ve mirasa konu olabilir.
Zor · Test 8
18.Hakların kazanılması, iyiniyet (TMK m.3) ve dürüstlük kuralı (TMK m.2)
Hak aslen (sahipsiz taşınırı sahiplenme) veya devren (satın alma, miras) kazanılır. Kazanmada iyiniyet aranır: kazanmaya engel durumu bilmeme ve bilmesi gerekmeme; asıl olan iyiniyetin varlığıdır, ama beklenen özeni göstermeyen iyiniyet iddiasında bulunamaz; malik olmayandan iyiniyetle taşınır alan korunur. Kullanmada dürüstlük kuralı geçerlidir: herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmak zorundadır; hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Sınav ipucu: İyiniyet kazanma, dürüstlük kuralı kullanma aşamasına ilişkindir; yalnız komşunun güneşini kesmek için duvar ören malik hakkını kötüye kullanır.
Soru 116Sahipsiz bir taşınırı sahiplenme iradesiyle zilyetliğine geçiren kişi ile bir otomobili sahibinden satın alan kişinin hak kazanma biçimleri arasındaki fark nedir?
- A)İkisi arasında hukuken bir fark bulunmaz
- B)İlki devren, ikincisi aslen kazanmadır
- C)İlki aslen, ikincisi devren kazanmadır
- D)Her ikisi de aslen kazanmadır
- E)Her ikisi de devren kazanmadır
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Sahipsiz bir malın sahiplenilmesi, önceki bir hak sahibine dayanmadığı için aslen kazanmadır; satın alma ise hakkın önceki sahibinden geçmesiyle gerçekleştiğinden devren kazanmadır. Bu nedenle her iki işlemin aynı nitelikte olduğu ya da aralarında fark bulunmadığı söylenemez.
Orta · Test 8
Soru 121Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ile 3. maddesindeki iyiniyet kavramı hakkında aşağıdaki öncüllerden hangisi ya da hangileri doğrudur? I. Dürüstlük kuralı, hakkın kullanılmasında ve borcun yerine getirilmesinde herkes için geçerli objektif bir davranış ölçüsü getirir. II. Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı hâllerde asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. III. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hâlinde hukuk düzeni hak sahibini korumaya devam eder; karşı tarafa yalnızca tazminat isteme imkânı tanınır.
- A)Yalnız I
- B)Yalnız III
- C)I ve II
- D)II ve III
- E)I, II ve III
Çözümü göster
Doğru cevap: C. I doğrudur: Türk Medeni Kanunu m.2/1, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu söyler; bu objektif bir davranış ölçüsüdür. II de doğrudur: m.3, kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olanın iyiniyetin varlığı olduğunu, ancak beklenen özeni göstermeyenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını düzenler; yani iyiniyet sübjektif bir bilme-bilmeme hâlidir. III yanlıştır: m.2/2 açıkça 'bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz' der; yaptırım tazminatla sınırlı değildir, hak sahibi hukuki korumadan yoksun kalır. Bu nedenle III'ü içeren D ve E elenir, yalnız I diyen A ise doğru olan II'yi dışarıda bıraktığı için eksiktir. Cevap C.
Zor · Test 9
Soru 117Bir taşınırı, satıcının gerçek malik olmadığını bilmeyen ve durumun gereklerine göre gösterilmesi gereken özeni gösterdiği hâlde bilebilecek durumda da olmayan alıcının korunmasını sağlayan kurum aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Temsil yetkisi
- B)İyi niyet
- C)Dürüstlük kuralı
- D)Hakkın kötüye kullanılması
- E)Zamanaşımı
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Bir hakkın kazanılmasında gerekli unsurun eksikliğini bilmeme ya da bilebilecek durumda olmama sübjektif iyi niyettir ve kanunun sonuç bağladığı hâllerde kazanmayı korur. Dürüstlük kuralı hakların kullanılması ve borçların ifasındaki objektif davranış ölçüsünü ifade ettiğinden burada işlevi farklıdır.
Zor · Test 8
19.Hak ehliyeti ve fiil ehliyeti (TMK m.8, m.10)
Hak ehliyeti, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir; her insanda vardır, koşul aranmaz. Sağ ve tam doğumla başlar; çocuk sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyeti kazanır, bu yüzden doğmamış cenin sağ doğarsa babasına mirasçı olur. Ölümle sona erer. Fiil ehliyeti, kişinin kendi fiilleriyle hak edinme ve borç altına girme yeteneğidir; koşulları ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamaktır.
Sınav ipucu: "Hak ehliyeti için ayırt etme gücü gerekir" yanlıştır; o fiil ehliyetinin koşuludur.
Soru 91Gerçek kişilerde hak ehliyetinin başlangıcı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Çocuğun doğumuyla birlikte hiçbir koşula bağlı olmaksızın başlar
- B)Nüfusa tescil işleminin tamamlanmasıyla başlar
- C)Tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren başlar
- D)On sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar
- E)Ayırt etme gücünün kazanılmasıyla başlar
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Kişiliğin ve hak ehliyetinin başlangıcı, çocuğun tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü ana geri götürülür. Nüfusa tescil açıklayıcı bir işlemdir; erginlik ve ayırt etme gücü ise hak ehliyetinin değil fiil ehliyetinin koşullarıdır.
Kolay · Test 7
Soru 92Babası vefat ettiğinde henüz doğmamış olan bir çocuğun mirastan pay alabilmesi için gereken koşul nedir?
- A)Mahkemeden ayrıca izin alınmış olması
- B)Tam ve sağ olarak doğmuş olması
- C)Nüfus kaydının ölüm tarihinden önce yapılmış olması
- D)Doğumdan sonra ayırt etme gücüne sahip olması
- E)Doğumdan itibaren bir yıl yaşamış olması
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Cenin, tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetine sahip olduğundan mirasçı olabilir; sağ doğmazsa kişilik hiç kazanılmamış sayılır. Belirli bir süre yaşama, ayırt etme gücü ya da mahkeme izni gibi ek koşullar aranmaz.
Orta · Test 7
Soru 90Hak ehliyeti kavramı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)Kişinin kendi işlemleriyle hak kazanabilme yeteneğini
- B)Kişinin dava açabilmek için mahkemeden izin almasını
- C)Kişinin yalnızca borç altına girebilme yeteneğini
- D)Kişinin kamu görevine atanabilme koşullarını
- E)Kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğini
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Hak ehliyeti, kişinin hak ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir ve istisnasız bütün kişilerde bulunur. Kendi işlemleriyle hak kazanma ve borç altına girme yeteneği ise fiil ehliyeti olup ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama koşullarına bağlıdır.
Kolay · Test 6
20.Erginlik yolları ve kısıtlama (hacir) sebepleri
Erginlik on sekiz yaşın dolmasıyla kazanılır. Evlenme ergin kılar (on yedi yaşını dolduran yasal temsilci izniyle, on altı yaşını dolduran olağanüstü durumda hâkim kararıyla evlenebilir). Mahkeme kararıyla erginlik (kazai rüşt): on beş yaşını doldurma, küçüğün isteği, velinin rızası. Kısıtlama sebepleri: akıl hastalığı veya zayıflığı; savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim; bir yıl veya daha uzun özgürlüğü bağlayıcı ceza; yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik, ağır hastalık nedeniyle kendi isteği.
Sınav ipucu: Savurgan ergin hakkındaki tedbir kısıtlamadır (vesayet); evlenmeyle ergin olan boşansa da erginliğini kaybetmez.
Soru 102Mahkeme kararıyla ergin kılınma (kazai rüşt) için aranan koşullar aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
- A)On yedi yaşını doldurmuş olmak ve evlenmiş olmak
- B)On altı yaşını doldurmuş olmak ve sürekli bir işte çalışıyor olmak
- C)Yalnızca yasal temsilcinin talepte bulunması
- D)On yaşını doldurmuş olmak ve okulu bitirmiş olmak
- E)On beş yaşını doldurmak, küçüğün kendi isteği ve yasal temsilcinin rızası
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Ergin kılınma için küçüğün on beş yaşını doldurmuş olması, kendisinin istemesi ve yasal temsilcisinin rızasının bulunması gerekir; karar mahkemece verilir. Yalnızca yasal temsilcinin talebi yeterli değildir, çünkü küçüğün kendi iradesi de aranır.
Zor · Test 7
Soru 100Malvarlığını savurganlık ve alkol bağımlılığı nedeniyle kendisini ve ailesini yoksulluğa düşürecek biçimde tükettiği belirlenen ergin bir kişi hakkında verilebilecek koruma tedbiri aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Vatandaşlıktan çıkarılması
- B)Erginliğinin sona erdirilmesi
- C)Kısıtlama kararı verilerek kendisine vasi atanması
- D)Hak ehliyetinin mahkeme kararıyla tamamen kaldırılması
- E)Gaipliğine karar verilmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi nedenlerle kendisini ya da ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi bulunan ergin kişi kısıtlanır ve kendisine vasi atanır. Hak ehliyeti hiçbir biçimde kaldırılamaz; gaiplik ise kaybolma hâllerine ilişkin ayrı bir kurumdur.
Orta · Test 7
Soru 101Aşağıdakilerden hangisi erginlik kazanma yollarından biri değildir?
- A)On sekiz yaşın doldurulması
- B)Evlenme
- C)Mahkeme kararıyla ergin kılınma
- D)Ayırt etme gücünün kazanılması
- E)Yaş düzeltme davasıyla on sekiz yaşın tamamlanmış sayılması
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Erginlik; on sekiz yaşın doldurulması, evlenme ve mahkeme kararıyla ergin kılınma yollarıyla kazanılır. Ayırt etme gücü fiil ehliyetinin ayrı bir koşuludur ve tek başına kişiyi ergin hâle getirmez.
Kolay · Test 7
21.Ehliyet grupları: tam ehliyetli, sınırlı ehliyetli, sınırlı ehliyetsiz, tam ehliyetsiz
Tam ehliyetli: ayırt etme gücü var, ergin, kısıtlı değil. Sınırlı ehliyetli: tam ehliyetli olup belli işlemlerde ehliyeti daraltılan (yasal danışman atananlar, evli kişiler). Sınırlı ehliyetsiz: ayırt etme gücü olan küçükler ve kısıtlılar; yasal temsilci rızasıyla işlem yapar, karşılıksız kazanmada (bağışı kabul) ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarda rıza gerekmez; haksız fiilden sorumludur. Tam ehliyetsiz: ayırt etme gücü yok; işlemleri kesin hükümsüz, adına yasal temsilci işlem yapar; kural olarak haksız fiilden sorumlu değildir.
Sınav ipucu: On beş yaşındaki öğrencinin velisinin rızası olmadan kabul ettiği bisiklet bağışı geçerlidir; ayırt etme gücü olmayan kısıtlının satış sözleşmesi onayla bile geçerli olmaz.
Soru 98On beş yaşındaki ayırt etme gücüne sahip bir öğrenci, akrabası tarafından kendisine bağışlanan bisikleti velisinin rızası olmadan kabul etmiştir. Bu işlem hakkında doğru değerlendirme hangisidir?
- A)İşlem geçersizdir; bağış yalnızca velisi tarafından kabul edilebilir
- B)İşlem kesin hükümsüzdür; küçük tam ehliyetsizdir
- C)İşlem geçerlidir; karşılıksız kazandırmalar tek başına kabul edilebilir
- D)İşlem mahkeme onayına kadar askıdadır
- E)İşlem yalnızca bağışlayan onaylarsa geçerli olur
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Sınırlı ehliyetsiz sayılan ayırt etme gücüne sahip küçük, kendisini borç altına sokmayan karşılıksız kazandırmaları yasal temsilcinin rızası olmadan kabul edebilir; bu nedenle bağışın kabulü geçerlidir. Küçüğün ayırt etme gücü bulunduğundan tam ehliyetsiz sayılması ve işlemin kesin hükümsüz kabul edilmesi mümkün değildir.
Orta · Test 7
Soru 95Tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)İşlemleri yasal temsilcinin onayıyla geçerli hâle gelir
- B)İşlemleri kural olarak kesin hükümsüzdür ve hüküm doğurmaz
- C)İşlemleri geçerlidir; yalnızca sonradan iptal edilebilir
- D)Yalnızca borç doğuran işlemleri geçersizdir
- E)Bütün işlemlerini tek başlarına geçerli biçimde yapabilirler
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Ayırt etme gücü bulunmayan tam ehliyetsizlerin yaptığı hukuki işlemler kural olarak kesin hükümsüzdür; onların adına işlemleri yasal temsilcileri yapar. Sonradan onay verilerek geçerli hâle getirme imkânı sınırlı ehliyetsizlere ilişkin bir kural olup tam ehliyetsizler için geçerli değildir.
Orta · Test 7
Soru 94Aşağıdakilerden hangisi tam ehliyetli kişileri tanımlar?
- A)Kendilerine yasal danışman atanmış kişiler
- B)Ayırt etme gücü bulunmayan kısıtlılar
- C)Ayırt etme gücü bulunmayan bütün küçük ve ergin kişiler
- D)Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan kişiler
- E)Ayırt etme gücüne sahip olan küçükler
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Tam ehliyetliler ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan kişilerdir; hukuki işlemlerini tek başlarına yapabilirler. Ayırt etme gücüne sahip küçükler sınırlı ehliyetsiz, yasal danışman atananlar ise sınırlı ehliyetli sayıldığından bu tanıma girmez.
Orta · Test 7
22.Kişiliğin sona ermesi: ölüm, ölüm karinesi, birlikte ölüm karinesi, gaiplik
Kişilik ölümle sona erer. Ölüm karinesi: ölümüne kesin gözle bakılan durumda kaybolan, cesedi bulunmasa da ölmüş sayılır; kayıt mülki amirin emriyle nüfus kütüğüne düşülür, mahkeme kararı gerekmez. Birlikte ölüm karinesi: kimin önce öldüğü ispatlanamazsa aynı anda ölmüş sayılırlar. Gaiplik: ölüm tehlikesinden itibaren en az bir yıl ya da son haberden itibaren en az beş yıl geçmişse mahkeme karar verir; miras açılır ama mirasçılar teminat gösterir; evlilik kendiliğinden sona ermez, eş feshini ayrıca ister.
Sınav ipucu: Süreler "1 yıl ölüm tehlikesi / 5 yıl haber yok" diye sorulur.
Soru 105Sel felaketi sırasında kaybolan ve uzun süre kendisinden haber alınamayan bir kişi hakkında ilgililerin başvurusu üzerine mahkemece gaiplik kararı verilmiştir. Bu kararın hukuki sonucu nedir?
- A)Kişilik, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı anda sona ermiş sayılır
- B)Kişilik sona ermez; yalnızca fiil ehliyeti kısıtlanır
- C)Kişilik sona erer, ancak miras hiçbir biçimde paylaştırılamaz
- D)Karar yalnızca nüfus kaydının silinmesini sağlar
- E)Kişilik, mahkeme karar tarihinden itibaren yalnızca ileriye etkili olarak sona erer
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Gaiplik kararı geriye etkilidir; kişilik, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı andan itibaren sona ermiş sayılır. Kararın yalnızca ileriye etkili olduğu ya da yalnızca kayıt silmeye yaradığı yönündeki değerlendirmeler bu geriye etkili sonucu göz ardı eder.
Zor · Test 7
Soru 104Gaiplik kararı verilebilmesi için aranan süreler bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Ölüm tehlikesi içinde kaybolmada bir, uzun süredir haber alınamamada beş yıl
- B)Her iki durumda da on yıl
- C)Ölüm tehlikesi içinde kaybolmada beş, haber alınamamada bir yıl
- D)Her iki durumda da altı ay
- E)Süre şartı aranmaz; ilgililerin başvurusu üzerine derhal karar verilir
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Ölüm tehlikesi içinde kaybolma hâlinde bir yıl, kendisinden uzun zamandır haber alınamama hâlinde son haber tarihinden itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Süre şartının hiç aranmaması ya da her iki hâl için aynı sürenin öngörülmesi kanuni düzenlemeye aykırıdır.
Orta · Test 7
Soru 100Malvarlığını savurganlık ve alkol bağımlılığı nedeniyle kendisini ve ailesini yoksulluğa düşürecek biçimde tükettiği belirlenen ergin bir kişi hakkında verilebilecek koruma tedbiri aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Vatandaşlıktan çıkarılması
- B)Erginliğinin sona erdirilmesi
- C)Kısıtlama kararı verilerek kendisine vasi atanması
- D)Hak ehliyetinin mahkeme kararıyla tamamen kaldırılması
- E)Gaipliğine karar verilmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi nedenlerle kendisini ya da ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi bulunan ergin kişi kısıtlanır ve kendisine vasi atanır. Hak ehliyeti hiçbir biçimde kaldırılamaz; gaiplik ise kaybolma hâllerine ilişkin ayrı bir kurumdur.
Orta · Test 7
23.Tüzel kişiler: dernek, vakıf, şirket ve kamu tüzel kişileri
Tüzel kişi, hukukun kişilik tanıdığı kişi ya da mal topluluğudur. Kişi toplulukları: dernek (kazanç dışı amaç, en az yedi kişi), şirket, sendika, kooperatif; mal topluluğu: vakıf (malvarlığının belirli ve sürekli amaca özgülenmesi). Cins, yaş, hısımlık gibi insana özgü olanlar dışındaki bütün haklara ehildir; fiil ehliyetini gerekli organlara sahip olmakla kazanır. Kamu tüzel kişiliği kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur: devlet, il özel idaresi, belediye, köy, üniversite, TRT, KİT'ler, barolar. Dernek, vakıf, şirket özel hukuk tüzel kişisidir.
Sınav ipucu: Örgütlenmek isteyen kişi grubu dernek, burs için malvarlığını özgüleyen kişi vakıf kurar; organlarını kurmamış dernek fiil ehliyeti kazanmamıştır.
Soru 109Bir iş insanı, malvarlığının bir bölümünü öğrencilere burs verilmesi amacına sürekli biçimde özgülemek istemektedir. Bu isteğe uygun düşen ve mal topluluğu niteliği taşıyan tüzel kişi türü hangisidir?
- A)Dernek
- B)Vakıf
- C)Kooperatif
- D)Anonim şirket
- E)Sendika
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli malı belirli ve sürekli bir amaca özgülemesiyle oluşan mal topluluğudur. Dernek, kooperatif, anonim şirket ve sendika ise kişi topluluğu esasına dayandığından bu tanıma uymaz.
Orta · Test 8
Soru 120Bir grup, belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelerek örgütlenmek istemektedir. Aynı dönemde bir iş insanı da malvarlığının bir bölümünü aynı amaca sürekli olarak özgülemeyi düşünmektedir. Dernek ile vakıf bu bakımdan karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A)Her iki tüzel kişi de ancak mahkeme kararıyla kurulur ve tescille kişilik kazanır.
- B)Dernek kişi topluluğu, vakıf ise mal topluluğudur; vakıf tescille kişilik kazanır.
- C)Dernek kurulabilmesi için en az üç gerçek kişinin bir araya gelmesi yeterlidir.
- D)Vakıflarda üyelik esastır; üyeler genel kurulda oy kullanarak yönetimi belirler.
- E)Derneğin amacı kazanç paylaşmak, vakfın amacı ise kamu yararı sağlamaktır.
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Türk Medeni Kanunu m.56'ya göre dernek, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kişilerin birleşmesiyle oluşan bir kişi topluluğu; m.101'e göre vakıf ise yeterli malvarlığının belirli ve sürekli bir amaca özgülenmesiyle oluşan bir mal topluluğudur. Vakıf, m.102 uyarınca yerleşim yeri mahkemesindeki vakıflar siciline tescille tüzel kişilik kazanırken dernek m.59 gereği kuruluş bildirimini mülki amirliğe verdiği anda tüzel kişilik kazanır; bu nedenle 'her ikisi de mahkeme kararıyla kurulur' diyen A yanlıştır. C yanlıştır; m.56 dernek kuruluşu için en az yedi gerçek veya tüzel kişi arar. D yanlıştır; vakıfta üyelik ve genel kurul yoktur, yönetim vakıf senedine göre oluşur. E de yanlıştır; dernekler m.56/2 gereği kazanç paylaşma dışında bir amaç için kurulur. Cevap B.
Zor · Test 8
Soru 108Kuruluş işlemleri tamamlanan bir dernek, henüz yönetim ve denetim kurullarını oluşturmamıştır. Buna göre tüzel kişilerde fiil ehliyeti ne zaman kazanılır?
- A)Üye sayısının yüzü aşmasıyla
- B)Yalnızca mahkeme kararıyla
- C)Kuruluş dilekçesinin verildiği anda
- D)Kanunen zorunlu organların oluşturulmasıyla
- E)İlk mali yılın tamamlanıp kesin hesabın onaylanmasıyla
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli olan zorunlu organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanır ve iradelerini organları aracılığıyla açıklar. Üye sayısı ya da mali yılın tamamlanması fiil ehliyetinin kazanılmasında ölçüt değildir.
Orta · Test 8
24.Hısımlık: kan hısımlığı, kayın hısımlığı, evlat edinme
Kan hısımlığı biri diğerinden gelen (üstsoy-altsoy) ya da ortak kökten gelen (yansoy: kardeş, amca, dayı, hala, teyze, yeğen) kişiler arasındadır; derece, hısımları bağlayan doğum sayısıdır: anne-çocuk 1., kardeşler 2., amca-yeğen 3. derece. Kayın hısımlığı evlenmeyle kurulur: eş, diğer eşin kan hısımlarıyla aynı tür ve derecede kayın hısımı olur; evlilik sona erse de kalkmaz. Evlat edinme yapay hısımlıktır. Evlenme yasağı: üstsoy-altsoy, kardeşler, amca-dayı-hala-teyze ile yeğenleri, eşle diğer eşin üstsoyu/altsoyu, evlat edinenle evlatlık.
Sınav ipucu: Boşanma kayın hısımlığını bitirmez; kişi eski eşinin annesiyle evlenemez.
Soru 107Tüzel kişilerin hak ehliyetinin sınırı aşağıdakilerden hangisidir?
- A)Yalnızca taşınır mallar üzerinde hak sahibi olabilmeleri
- B)Yalnızca kuruldukları il sınırları içinde hak sahibi olabilmeleri
- C)Cins, yaş ve hısımlık gibi insana özgü haklara sahip olamamaları
- D)Hiçbir dava açma haklarının bulunmaması
- E)Yalnızca kamu tüzel kişilerinin hak sahibi olabilmesi
Çözümü göster
Doğru cevap: C. Tüzel kişiler, cins, yaş ve hısımlık gibi yalnızca insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışında bütün haklara ve borçlara ehildir. Bu nedenle dava ehliyetlerinin bulunmadığı ya da hak ehliyetlerinin taşınırlarla sınırlı olduğu yönündeki ifadeler yanlıştır.
Orta · Test 8
25.Mülkiyet, birlikte mülkiyet ve sınırlı ayni haklar
Mülkiyet en geniş ayni haktır: malik eşyayı kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir, hakkını herkese karşı ileri sürer. Taşınır mülkiyeti zilyetliğin devriyle, taşınmaz mülkiyeti tapuya tescille kazanılır; taşınmaz satışı tapuda resmî şekle bağlıdır. Paylı (müşterek) mülkiyette paylar bellidir, paydaş payını devredebilir; elbirliği (iştirak hâlinde) mülkiyette paylar belli değildir, ortaklar birlikte hareket eder (miras ortaklığı). Sınırlı ayni haklar: irtifak (intifa, oturma, geçit), taşınmaz yükü, rehin (ipotek).
Sınav ipucu: Mülkiyet de kişilik hakkı gibi mutlaktır ama devredilebilir; kamulaştırmada bedel kural olarak peşin ödenir.
Soru 72Bir taşınmaz üzerinde mülkiyet, intifa ve ipotek gibi ayni hakların kurulması ve tapu siciline tescili hangi alt dalın konusudur?
- A)Eşya hukuku
- B)Borçlar hukuku
- C)Ticaret hukuku
- D)İdare hukuku
- E)Miras hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Kişilerin eşyalar üzerindeki mülkiyet, intifa ve rehin gibi ayni haklarını ve tapu siciline ilişkin esasları düzenleyen dal eşya hukukudur. Borçlar hukuku ise ayni hakkı değil, taraflar arasındaki kişisel nitelikteki alacak ilişkisini düzenler.
Orta · Test 5
Soru 87Bir yazarın eseri üzerindeki haklarının izinsiz çoğaltmaya karşı korunması öncelikle hangi alanla ilgilidir?
- A)Devletler genel hukuku
- B)Fikrî mülkiyet hakları
- C)Eşya hukuku
- D)Miras hukuku
- E)İdare hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Eser sahibinin eseri üzerindeki mali ve manevi hakları fikrî mülkiyet hakları kapsamında korunur; bu alan özel hukuk içinde değerlendirilir. Eşya hukuku maddi eşyalar üzerindeki ayni hakları düzenlediğinden fikrî ürünlere ilişkin korumayı doğrudan kapsamaz.
Orta · Test 6
Soru 64Bir belediyenin, yeni bir yol yapımı için özel mülkiyetteki bir arsayı bedelini ödeyerek kamu yararı gerekçesiyle mülkiyetine geçirmesi işlemi öncelikle hangi hukuk dalının konusudur?
- A)Devletler özel hukuku
- B)İdare hukuku
- C)Eşya hukuku
- D)Ticaret hukuku
- E)Borçlar hukuku
Çözümü göster
Doğru cevap: B. Kamulaştırma, idarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı biçimde tesis ettiği bir işlemdir ve idare hukukunun konusudur. Eşya hukuku ve borçlar hukuku eşit taraflar arasındaki mülkiyet ve sözleşme ilişkilerini düzenlediğinden burada belirleyici olan dal bunlar değildir.
Orta · Test 5
26.Zamanaşımı ve hak düşürücü süre
Zamanaşımı, alacağın süresinde istenmemesi hâlinde borçluya ödemekten kaçınma savunması (def'i) verir; hakkı kaldırmaz, borç eksik borç olur, hâkim kendiliğinden gözetmez, süre durabilir ve kesilebilir. Hak düşürücü süre hakkın kendisini sona erdirir; hâkim kendiliğinden gözetir, durmaz, kesilmez. Kanunlar kural olarak geçmişe yürümez; ceza hukukunda failin lehine sonraki kanun geçmişe uygulanır.
Sınav ipucu: "Zamanaşımına uğrayan borcu ödeyen geri isteyemez" doğrudur; "hâkim zamanaşımını kendiliğinden uygular" yanlıştır.
Soru 123Zamanaşımı ile hak düşürücü süre karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A)Zamanaşımı hakkın kendisini sona erdirmez, dava yoluyla istenebilmesini engeller.
- B)Hak düşürücü sürenin dolmasıyla hakkın kendisi kendiliğinden ortadan kalkar.
- C)Zamanaşımı kanunda sayılan sebeplerle durur ve kesilir, yeniden işlemeye başlar.
- D)Zamanaşımı bir def'idir; ileri sürülmedikçe hâkim onu kendiliğinden gözetemez.
- E)Hak düşürücü süreyi hâkim, ancak taraflardan biri ileri sürerse dikkate alabilir.
Çözümü göster
Doğru cevap: E. Hak düşürücü süre, hakkın varlığına ilişkin bir itiraz sebebidir; sürenin geçmesiyle hak kendiliğinden düşer ve hâkim bunu davanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) dikkate alır. Bu nedenle E söylenemez. Buna karşılık zamanaşımı Türk Borçlar Kanunu m.161'e göre bir def'idir ve ileri sürülmedikçe hâkimce göz önünde tutulamaz; D doğrudur. A doğrudur; zamanaşımına uğramış borç eksik borç hâline gelir, borçlu isteyerek öderse ödediğini geri isteyemez. C de doğrudur; TBK m.153 ve 154 zamanaşımının durmasını ve kesilmesini ayrıca düzenler, oysa hak düşürücü süre kural olarak durmaz ve kesilmez. Cevap E.
Zor · Test 9
Soru 122Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- A)Kural olarak kanunlar, yürürlüğe girdikten sonraki olay ve ilişkilere uygulanır.
- B)Ceza hukukunda failin lehine olan kanun, geçmişte işlenmiş fiile de uygulanabilir.
- C)Fiilden sonra yürürlüğe giren kanun daha ağır sonuç doğuruyorsa fiile uygulanmaz.
- D)Bir fiil, işlendiği sırada suç sayılmasa bile sonradan çıkan kanunla cezalandırılabilir.
- E)Usul kuralları, derhal uygulanma ilkesi gereği görülmekte olan davalarda da uygulanır.
Çözümü göster
Doğru cevap: D. Anayasa m.38/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7/1 uyarınca kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; bu nedenle D'deki ifade suçta ve cezada kanunilik ilkesine açıkça aykırıdır ve yanlıştır. B ve C doğrudur; TCK m.7/2'ye göre suçun işlendiği zamanki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan uygulanır, aleyhe kanun geçmişe yürümez. A, kanunların geriye yürümezliği genel kuralının kendisidir. E de doğrudur; usul kuralları kazanılmış hak doğurmadığından yürürlüğe girdiği anda derdest davalarda da uygulanır. Cevap D.
Orta · Test 9
Soru 118Dürüstlük kuralı aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
- A)Hakların kullanılmasında ve borçların ifasında dürüst davranma yükümünü
- B)Kişinin bir hakkı kazanırken eksikliği bilmemesi
- C)Hakkın belirli sürede kullanılmaması hâlinde düşmesi
- D)Kişinin işlemlerini temsilci aracılığıyla yapması
- E)Devletin ihtiyaç sahibi kişilere sosyal yardım sağlaması yükümünü
Çözümü göster
Doğru cevap: A. Dürüstlük kuralı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmasını gerektiren objektif bir ölçüttür. Eksikliği bilmeme sübjektif iyi niyete, sürenin geçmesiyle hakkın düşmesi ise zamanaşımı ve hak düşürücü süreye ilişkindir.
Kolay · Test 8
Karıştırılan noktalar yan yana
| Kavram çifti | Ayırt edici nokta |
|---|---|
| Pozitif hukuk - Mevzu hukuk | Yürürlükteki yazılı + yazısız kurallar; yalnız yazılı kurallar |
| Kesin hükümsüzlük - İptal edilebilirlik | Baştan geçersiz, hâkim kendiliğinden gözetir; irade sakatlığı, bir yılda iptal edilmezse geçerli |
| Cumhurbaşkanlığı kararnamesi - OHAL kararnamesi | Temel hakları düzenleyemez, kanunla çatışırsa kanun, AYM denetler; kanun hükmünde, TBMM üç ayda karara bağlar, AYM'ye dava açılamaz |
| Kanun - Yönetmelik | TBMM çıkarır, AYM denetler; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar, kamu tüzel kişileri çıkarır, idari yargı denetler |
| Kara Avrupası - Anglo-Sakson | Yazılı kanun, kodifikasyon, içtihat yardımcı; emsal kararlar bağlayıcı aslî kaynak |
| Kamu hukuku - Özel hukuk | Devlet egemenlik gücüyle katılır (anayasa, idare, ceza, vergi); eşit taraflar (medeni, borçlar, ticaret) |
| Hak ehliyeti - Fiil ehliyeti | Herkeste, doğumla, koşulsuz; ayırt etme gücü + erginlik + kısıtlı olmama |
| Sınırlı ehliyetsiz - Tam ehliyetsiz | Ayırt etme gücü var, yasal temsilci rızasıyla işlem; ayırt etme gücü yok, işlemleri kesin hükümsüz |
| Zamanaşımı - Hak düşürücü süre | Def'i, hakkı kaldırmaz, durur ve kesilir; hakkı sona erdirir, hâkim kendiliğinden gözetir |
| Gaiplik - Ölüm karinesi | Mahkeme kararı, 1 yıl / 5 yıl, mirasçılar teminat verir; kesin ölüm durumu, mülki amirin emriyle nüfus kaydı |
Sık düşülen tuzaklar
- Ceza yalnız ceza hukukunun yaptırımıdır; cebrî icra ve tazminat ceza değildir, disiplin cezası ile idari para cezası da idari yaptırımdır.
- Kesin hükümsüz (batıl) işlem onayla geçerli olmaz; onayla düzelen, sınırlı ehliyetsizin işlemindeki askıda hükümsüzlüktür.
- Tüzük ve kanun hükmünde kararname 2017'de kaldırıldı; "tüzük Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılır" ya da "Bakanlar Kurulu KHK çıkarır" ifadeleri eski sisteme aittir.
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kanunla çatışırsa kanun uygulanır ve olağan kararnameyi AYM denetler; OHAL kararnamesi için AYM'ye iptal davası açılamaz.
- Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir ama AYM'ye götürülemez; kanuna üstünlük yalnız temel haklara ilişkin andlaşmalar içindir.
- Hak ehliyeti sağ ve tam doğumla başlar, koşul aramaz; ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama fiil ehliyetinin koşullarıdır.
- Ayırt etme gücü olan küçük ve kısıtlı "sınırlı ehliyetsiz", ayırt etme gücü olmayan "tam ehliyetsiz", yasal danışman atanan ve evli kişiler "sınırlı ehliyetli"dir.
- Gaiplik için mahkeme kararı ve süre (ölüm tehlikesi 1 yıl, haber alınamama 5 yıl) gerekir; ölüm karinesinde mahkeme kararı yoktur; gaiplik evliliği kendiliğinden bitirmez.